ABD'den Alınan 8 adet Knox Tipi Hurda Savaş Gemisinden S-400'lere

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Körfez turunun dönüşünde ABD'nin Rus S-400 Füze Savunma Sistemi hakkında yaptığı açıklamalara cevap vererek "Türkiye olarak, kimle ortak üretime girersek onu tercih ederiz. Türkiye güvenlik simülasyonunu buna göre yapıyor. Görüşmeler büyük ölçüde bitti." demişti. Bu açıklamalar sonrası bir açıklamada Fransa yaptı. Bu gelişmeler, 2 Ekim 1992'de yaşananları akla getirdi.

ABD'den Alınan 8 adet Knox Tipi Hurda Savaş Gemisinden S-400'lere

Boldhaber.com/Özel Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Körfez turunun ardından Ankara'da basın toplantısı düzenledi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin ABD'nin Rus S-400 Hava Savunma Sistemi hakkında endişelerini dile getiren açıklamalarına yönelik sorusuna cevap verdi.Erdoğan konuyla ilgili soru üzerine şu ifadeleri kullandı:

"Niye endişe verici olsun? Her ülke kendi güvenliği için belli tedbirleri almak durumunda. Bu güvenliği nereden sağlarsa oraya yönelik adım atacaktır. Bununla ilgili birimlerimiz görüşmeleri yaptı yapıyorlar. Bunun endişe verici hiçbir yanı yok. Farklı silah kullanınca, S400 kullanınca endişe veriyor. Bu tamamen karşılıklı olarak hele hele Türkiye olarak ortak üretime kimle girersek onu tercih ederiz. Türkiye güvenlik simülasyonunu buna göre yapıyor. Görüşmeler büyük ölçüde bitti."

BİR AÇIKLAMA DA FRANSA'DAN

ABD'den sonra S-400 hava savunma sistemleriyle ilgili bir açıklama da Fransa'dan geldi.Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Agnes Romatet-Espagne, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 füze savunma sistemleri almasının NATO ülkelerinin üzerinde yorum yapacağı bir durum olmadığını söyledi.

2 EKİM 1992'DE NE OLMUŞTU?

Boldhaber yazarlarından Mehmet Uğurelli önceki günlerde ABD ile yaptığımız bir silah alışverişi konusunu köşesine taşımıştı. S-400 konusundaki gelişmelerden sonra Uğurelli’nin o yazısını tekrar dikkatinize sunmak istedik. Aşağıda, o yazıdan notlar okuyacaksınız.

"ABD GEMİSİNDEN YAPILAN SALDIRISI SONRASINDA 5 VATAN EVLADI ŞEHİT DÜŞTÜ"

“2 Ekim 1992'de yaşadığımız vahim ve manidar saldırının ardından emin olun dönemin hiçbir gazetesi bu başlığı atamadı. Anlaşılması o gün için güç, garip bir olayla uyanmıştı benim güzel ülkem. 25 yıl önce 2 Ekim gecesi saat gece yarısına yaklaşırken 2 füze ile vurulmuştuk. Donanmamızın üzerinde en fazla namlu bulunan ve döneminde Akdeniz'in en hızlı gemisi Muavenet vurulmuştu. Peki,neden, savaş mı vardı? Hayır! Düzenli olarak düzenlenen NATO Kararlılık tatbikatı yapılıyordu. Şimdi aklınızdan geçeni duyabiliyor gibiyim "Tatbikat işte, olur böyle şeyler, bırak komplo teorilerini!" diye düşünüyorsunuzdur. Lakin bu tatbikat sadece taktiksel bir tatbikat yani silah kullanılmıyor ve gün çoktan sonlanmış, tüm birlikler ve gemiler istirahata çekilmiş. Yani biz öyle sanmışız!Size bu yazımda Muavenet adındaki gemimizin başına gelen ve bize ders içinde ders veren, karnımızda ağrılar, gözlerimizde öfke ve yüreğimizde yangın oluşturan bir olaydan bahsedeceğim. Hiç unutmamamız gereken ve neden güçlü olmamız gerektiğine dair dersler çıkaracağımız bir ibret hikâyesi.

Yıl 1992, ülkem iç çekişmeler nedeniyle sıkıntıdan sıkıntıya koşuyor. İstikrarın siyaseten ne anlama geldiğinin bilinmediği, uzun soluklu planların yapılamadığı her yıla bir hükümet düşen yıllar... Ama konumuz bu değil, geçelim yavaşça hikâyemize. 30 yıl kendi donanmasında kullandıktan sonra dostumuz ve müttefikimiz ABD, Muavenet adını vereceğimiz bir zırhlı savaş gemisini, ‘sizin de donanmanız kuvvetli olsun’ diyerek satıyor bize. Tabi ki devamında yazılımını, torpillerini, füzelerini, motorunu hatta su tahliyesi yapan vanasına varana kadar tamamen bağımlı oluyoruz Amerika'ya. Hatta modernizasyon adı altında girilmedik tersane kalmıyor vesselam. Ne yalan söyleyeyim, güzel taktik. İşte bu taktikler güzel güzel uygulanırken ordumuzu güçlendirmeye yönelik alımlar yapmak istiyoruz. ABD diyor ki, “ben de 8 tane knox tipi savaş gemisi var siz bunları alın.” Kuvvet komutanlarımız ve askeri uzmanlar konuyu inceliyor ve bakıyorlar ki 8 knox tipi gemi eski hatta hurdaya ayrılmak üzere ayrıca Akdeniz'e de uygun değil. Ayrıca orduyu ABD bağımlılığından kurtarmak istiyorlar. Unutmadan belirteyim, şimdi olduğu gibi gemilerimizi kendimiz yapabildiğimiz için değil Almanya'dan almak için! Neyse ihaleler yapılıyor filan ve ABD ihalelerde başarısız oluyor, yeni gemiler ve silahlar için Alman firmaları ile imzalar atılıyor. Çok sıradan, çok önemsiz işler gibi görünse de, bir süre sonra cereyan edecek ve silsile yoluyla devam edecek olayların arifesi bu anlar. Muavenet’e dönelim şimdilik. Silahsız dost ve müttefik ülkelerin katıldığı tatbikata, saatler gece yarısına yaklaşırken ara verilmiş ve donanma gemileri dinlenmektedir. Fakat bir gemi sanıldığı gibi uyumuyor. ABD Donanmasına bağlı Saratoga adlı gemide hareketlilik var ama fark eden yok. Tüm silah sistemi merkezi bir yönetime sahip olan her hareketi onaya tabi olan 15 ya da 20 kilit ve anahtar sistemi ile hedefe kilitlenip ateşlenen 2 güdümlü füze ansızın ateşleniyor art arda. Muavenet gemimiz vuruluyor. Geminin kaptanı dâhil 5 askerimiz şehit düşüyor ve 22 askerimiz yaralı...

Neden? Nasıl bilen yok!Emri veren kim? Hiç kimse!

Ve Muavenet yaralı halde dönmeyi başarır Gölcük Donanma Komutanlığına ağır aksak. Sabah olunca ABD Başkan Yardımcısı arar Washington Büyükelçimiz ve "Geminizi vurduk, haberiniz olsun, özür dileriz." der. Hepsi bu kadar… Şöyle hata yaptık, gerekenleri derhal yapıyoruz, affedin filan hak getire... Dönemin hükümeti tazminat talep ediyor ve ABD yetkilileri kabul ediyor ve (buraya dikkat!) 8 adet knox tipi hurda savaş gemisi gönderiyor. Tazminat dedim, değil mi? Yani öyle geçiyor kayıtlarda ama gelin görün ki bu gemiler için para ödüyoruz ve satın alıyoruz. Üstelik boş ve silahsız olarak. Hatta bu gemilerin satın alınmasıyla birlikte bu gemilerde çalışacak askeri personelin eğitimi işi otomatik olarak ve askeri tesislerin teknik ve sistematik açıdan uygunluğunu denetleme ve modernizasyon işi de dolaylı olarak ABD'ye veriliyor. Yani memleketin tüm tersanelerine girme yetkisi, modernize etmek için! Ne desem bilemedim, çıldırmamak elde değil. Muavenet zırhlımız aldığı yara ve 5 şehitle birlikte tekrar çıkamaz derin mavi sulara ve hurdaya ayrılır. Şehit yakınları dava açar Büyük!Bağımsız! Amerikan Yargısına ve bilin bakalım sonuç ne olur?

Kaybederler!

Çünkü Amerikan yargısı olay "askeri bir olay" değil "siyasi bir olay" sonucuna varır ve ilan eder. Yani bizimkiler geminizi siyaset gereği vurmuşlar diyerek itiraf eder malumu. Ogün bugün füzelerin nasıl ateşlenebildiği belirlenemedi. Hiç kimse açıklama yapma gereği hissetmedi. “Yanlışlıkla oldu hata yaptık” bile diyen çıkmadı.

Aslında dedim ya az yukarıda, Muavenet bir başlangıçtı ve ardı ardına sarsıntılı günler yaşandı yurdumda. Ocak 1993'te Uğur Mumcu suikastı ve hemen ardından Şubat 1993'te kahraman Orgeneral Eşref Bitlis'in şahadeti -uçağı düşmüştü hani!- Mayıs 1993'te Bingöl'de kurşuna dizelen ve korumasız yola gönderilen 33 askerimiz, Temmuz 1993'te Sivas'ta içimizi yakan ateş ve üç gün sonra Temmuz 1993'te Başbağlar katliamı, 1993......

Önceki yazılarımın birinde yazmıştım Yavru Fillerin hikâyesini. Hani küçükken ayaklarına zincir vurulan filler. Hani büyüyünceye kadar tüm umutları tükenen ve koca bir fil olunca zincirleri kırmayı aklına bile getiremeyen filler. Hep söyledim yine söylüyorum, kolay değil elbet kolay da olmayacak ama o zincirler kırılacak. Büyük ve güçlü Türkiye'yi inşa etmek ve tüm mazlum coğrafyalara umut olmak için küçük hesaplardan arınıp büyük resmi görme vaktidir artık. Bu yazımda sanılmasın ki kastım o, bu ya da şudur. Bugün bu devlet yarın bir diğeri yapacak sinsi planlarını mutlaka ama biz uyanık olacağız. Biz uyanık ve güçlü olduğumuz müddetçe millete zeval yoktur, olamaz.

Dünya yangın yeri, biz de tam ortasındayız. Kimi yanı başımızda referandum çığırtkanı, kimisi örgütlerin silah tedarikçisi, kimisi adalarda gizli toplantılarda darbe planlayıcısı, kimisi terör sevici kimisi teröristin ta kendisi.Uyanık ol ülkem, dava büyük dava zor. Yürüme vakti değil, tüm kaslarına kramp girene kadar yorulmadan koşma vakti.

Unutma:

‘Sahipsiz olan memleketin batması haktır

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.’

Güzel ülkemin güzel İnsanları, son sözüm çok özel birine. Ne diyor Atsız “İnsan büyür beşikte mezarda yatmak için ve kahramanlar can verir, Yurdu yaşatmak için.”

Beğendim 1 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık