Ne olumsuz hava şartları!

Ne kar, Ne kış!

Ne hareketli ülke gündemi!

Ne birliğimizi beraberliğimizi bozmaya çalışan hain planlar, oyunlar!

Hiçbir şey ama hiçbir şey bize Halep'i unutturmasın!

Çünkü, bu millet her zaman ve her koşulda zor durumda kalan soydaşlarının ve Müslüman kardeşlerinin hep yanında olmuştur... Diyerek geçtiğimiz haftayı özetlemeye çalışayım...

Geçtiğimiz hafta Türk Kızılayı İstanbul Şube Başkanlığı ve AK Parti İstanbul İl Teşkilatı'nın birlikte organize ettiği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin de önemli destek verdiği #KardeşlikSeferberliği kampanyası ile zor günler geçiren Halepli kardeşlerimiz için hayırsever İstanbulluların da katkılarıyla 221 tırlık yardım malzemesi toplandı ve Sn. Başbakanımızın değerli eşleri Semiha Yıldırım Hanımefendi'nin bizzat teşrifleri ve uğurlaması ile Halep'e doğru yola çıktı.

Manevi anlamı çok büyük olan bu yardımların, İstanbul Şube Başkanımız İlhami Yıldırım'ın görevlendirmesiyle Yönetim Kurulu Üyemiz Mehmet Özdoğan, Çekmeköy Şube Başkanı Abdulselam Zurel ve Atom Karınca diye adlandırdığım Musa Karabulut kardeşimle birlikte bölgeye intikalini sağladık. Bu hayırlı görevi bizlere tevdi ettiği için kendim ve yol arkadaşlarım adına Sayın Başkanımıza teşekkür ederim...

Yola çıktığımız gün hava şartları çok iyi değildi, hatta yollarda çok sıkıntı yaşadık, malum kar-kış... Ama yollarda tırların sıralı halini, adeta bir tesbihin taneleri gibi dizilişini görmek her şeye değerdi, bu başka bir duyguydu, kelimelerle anlatmak kifayetsiz kalır...

Öğlen saatlerinde çıktığımız yolculuk gece saatlerinde son buldu. Birkaç saat dinlendikten sonra yine geçtiğimiz haftalarda Başkanımız İlhami Yıldırım'ın gayretleri ile İstanbul Şube Başkanlığımıza bir depo kiralayıp bağışta bulunan güzel insan Ali Güngör Bey'i ziyaret ettik, sözlü teşekkürlerimizle birlikte Şube Başkanlığımız ve tüm mazlumlar adına Teşekkür Belgesi'ni takdim ettik.

Peşinden, önce bağışçımızın kiraladığı depoyu yerinde gördük. Tam Türk Kızılayı'na yakışan ölçüde bir depoydu. Tırlar yanaşıyor ve yardım malzemeleri düzenli bir şekilde istifleniyordu. O gıdaların, çocuk mamalarının dağ gibi istiflendiğini görünce hayırseverlere, bağışçılara ne kadar dua etsek, teşekkür etsek eksik kalırdı. Düşünsenize o dağ gibi dizilen unlar, makarnalar, pirinçler kim bilir kaç garibi doyuran aş, kaç masum çocuğun boğazından geçen mama olacaktı?

Hele çocuk bezleri, battaniyeler, montlar, ayakkabılar, çoraplar, kıyafetler... Kim bilir zor şartlar altında ve zorunlu göçe mecbur kılınan Halepli mazlumları nasıl sevindirecekti?

Kim bilir diye daha sormayacağım çünkü bizzat ekip olarak şahit olduk, mutluluklarını gözlerinden okuduk... Rabbim hayırseverlerden razı olsun ve kazançlarına bol bereket versin...

Sonrasında sırayla Hatay - Cilvegözü, Kilis - Öncü Pınar, Gaziantep - Karkamış sınır kapılarını ziyaret ederek, tırların kamplara girişlerine eşlik ettik. Kızılay'ın bölge için ne kadar önemli olduğunu hatta olmazsa olmazı olduğunu bir defa daha yaşayarak görmüş olduk...

Kilis'te olduğumuz zaman diliminde Başbakanımız Sn. Binali Yıldırım da Kilis'te önemli ziyaretlerde bulunuyordu. Kendilerine İstanbul Kızılay ekibinin Kilis'te olduğu söylenince, bizi kabul etti ve biz de kampanya ile ilgili bilgi verdik. Verdik vermesine ama zaten Sn. Başbakan'ın "Suriye İnsani Yardım Faaliyetleri" çalışmalarını yakinen hatta anlık takip ettiğinden dolayı her şeye en ufak ayrıntısına kadar hakim olduğu açıktı. Bu da devletimizin Suriye konusuna ne kadar ehemmiyetle baktığını gösteriyordu.

Ayrılırken tüm hayırseverlere ve emeği geçenlere teşekkür etti ve selamlarını iletti Sn. Başbakan. Biz de kendilerine bolca dua ettik. Allah yardımcıları olsun...

Tabi o gün 2016'nın son günü hatta son saatleriydi. Gece orada bulunan bir gönüllümüzün yönlendirmesi ile Bayır-Bucak'tan göç etmek zorunda kalan 24 çocuklu bir Türkmen aileyi ziyaret ettik. Gördüğümüz manzarayı ne siz sorun ne de ben anlatayım! Pırıl pırıl, boy boy 24 çocuk iki gözü olan derme çatma bir hanede yaşam mücadelesi veriyor. İki kardeşi şehit olan bir yiğit adam, kardeşlerinin çocukları ve eşlerini alarak düşüyor yollara ve tüm aile gözlerini bu bahsettiğim evde alıyorlar. Civarda bulunan duyarlı vatandaşların ufak tefek destekleriyle hayatlarını idame ettiriyorlar. Elde avuçta bir şey yok ama yine mutlular! Çünkü güvenli bir yerde ve bir aradalar...

"Biz hepimiz biriz, hepimiz kardeşiz! Allah Türk Devleti'nin büyüklerinden razı olsun ve onlara yardımcı olsun" diyor 24 çocuğa analık yapan ve "bunların hepsinin anası benim" diyen koca yürekli kadın...

O evden, o çocuklardan ayrılmak zordu ama ayrılma vakti gelmişti. Çocuklar, bir elinde meyve suyu, bir elinde çikolata - kek sokaktan ayrılana kadar aracımızın peşinden koştular... Bir daha geleceğiz dedik, söz verdik ve ayrıldık...

Bu son ziyaretimiz, yani girdiğimiz bu ev, beni ve arkadaşlarımı çok etkiledi. Yapılan bu yardımların ne kadar önemli olduğunu bir defa daha gösterdi. Mazlumların umudu olmak çok büyük sorumluluk isteyen bir görev. Allah hayırseverlere ve Kızılay'a güç - kuvvet versin...

Son olarak; Gaziosmanpaşa Belediyesi'nin İstanbul Şube Başkanlığı'na bağışladığı Mobil Ekmek Fırını'nın bölgede çok önemli bir açığı kapatacağını düşünüyorum. Bu katkısından dolayı Belediye Başkanı Sn. Hasan Tahsin Usta'yı tebrik ediyorum...

Halep'i unutmayı Allah bizlere göstermesin...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER