• 26 Ocak 2018, Cuma 13:05
ÇisemUZUN

Çisem UZUN

Çocuğun Dünyası: Anne ve Baba

Çocuğun büyümesi esnasındaki en önemli dönemlerden biri 0-6 yaş arası dönemdir.

Bu dönemde çocuk, çevresinden özelliklede anne ve babasından neler öğrenirse, hayatına da onları yansıtır. Ve anne babaların tutumları çocuk üzerinde farklı şekillerde ortaya çıkar.

 

Anne Baba Tutumu Nedir?

Anne ve babanın çocuğun üzerinde gösterdiği her türlü davranışa “anne baba tutumu” denir.

Çocuğa karşı gösterilen anne-baba tutumlarını etkileyen birçok faktör vardır. Bunlar;Anne babanın beklentileri,toplumun değer yargıları,anne ve baba olmaya hazır olma,anne ve babanın kendi çocukluk deneyimleri,anne ve baba arasındaki ilişki,çocukların sayısı vb.’dir.

“Bir çocuk için, annesi ve babası dünyayı temsil eder. Çocuk, annesi ve babası nasıl davranıyorsa, dünyadaki herkesin de aynı şekilde davranacağını düşünür.” M. ScottPeck

Anne ve babanın sergilediği davranışlara göre 7 tip tutum vardır.

 

Otoriter Tutum

Bu tutumu gösteren anne babalar, çocuktan tam itaat beklerler.

Baskıcı ve kuralcıdırlar.

Çocuğun ne istediğini ve hissettiğini önemsemeden yalnızca kendi isteklerini yaptırmaya çalışırlar ve baskıyla yaptırırlar.

Çocuk tam itaat gösterdiğinde ona çocuğun ihtiyacı olan şekilde davranırlar.

Çocuktan mükemmeli beklerler, çocuk hata yaptığında karşısındakinin bir çocuk olduğunu göz önünde bulundurmadan ona kızarlar.

Otoriter tutum ortamında büyüyen çocuk,çok çekingen ve aşırı hassas yapıya sahip olur. Çocuk sosyal çevresine uyum sağlamakta ve kendisini ifade etmekte güçlük çeker.

Bu ortamda yetişen çocuk hayatı boyunca diğer insanların düşüncelerine önem verir ve onlara bağımlı bir şekilde yaşar.

Eleştirilmekten çok korkar ve eleştirildiğinde, bu haksız bir eleştiri dahi olsa aşağılık duygusu hisseder, kendisini suçlar ve ezilen taraf olur.

Çekingen olduğundan kendisini sürekli baskılar ve zaman zaman öfke patlamaları yaşar. Bu çocuklar sinirli bir yapıya sahiptirler.

Bu çocuklar, tabiri caizse hayat boyu sık sık düşerler ve kalkarlar.

Çocuklarının aileye bağlı olmasını ve anne babaya saygılı olmasını bekleyen ve otoriter bir tutum sergileyen aileler aslında çok büyük bir hata yapmaktadır. Zira bu tutum karşısında çocuğun aileye sadakati değil, korkusu ön plana çıkar.Örneğin, babası akşam işten geldiğinde uyuma veya ders çalışma numarası yapar ki babasıyla iletişim kurmayıp azar işitmesin. Kendisini odasına hapsedip baba özlemi çeken bu çocuk, içten içe babasına öfke besler.

 

İzin Verici / Hoşgörülü Tutum

Bu tutumu gösteren anne babalar, çocuğa karşı fazla hoşgörülü davranırlar.

Onlara karşı sevgi dolu bir yaklaşımları vardır ancak özgürlük ve karar verme konusunda çocuğa sınırsız imkân tanırlar. Yatma, yemek yeme, dışarı çıkma, oyun oynama ve ders çalışma gibi şeylerde kararı çocuğun kendisine bırakırlar.

Sınırsızimkân verildiği için çocuk bunu zaman zaman iyiye kullanmaz. Mesela yatma saatinin çok geç vakitlere kalması, ders çalışılmaması, sağlıksız beslenilmesi ve hatta günümüzün en çok sorunlarından biri olan çocuğun tablet ve telefonla oyun saatinin çok fazla olması gibi.

Böyle aileler çocuklarına kötülük yaptıklarının maalesef farkında değillerdir.

Her ne kadar çocuklar kararlarını kendileri alsalar da, bu çocuklar kendilerini güvensiz hissederler. Çünkü hayatlarında sınır nedir bilmedikleri için ait olmayı hissedemezler.

Benmerkezcidirler ve saldırgan tutum gösterirler.

Kendileri sınırsız olduğu için çevreleriyle işbirliği yapamazlar, uyum sağlamakta zorluk çekerler. Okul ve iş ortamlarda kurallarla karşılaştıklarında uyum sağlayamazlar, başarılı olamazlar. Çünkü aile ortamı çocuk için istediği her şeyin sağlandığı bir cam fanus iken gerçek hayat o cam fanustan çıkması demektir.

Hem otoriter tutumlu ailelerin hem de izin verici hoşgörülü ailelerin yaklaşımları farklı görünse de, ikisinde de çocukların oto kontrolü zayıftır.

 

İzin Verici-İhmalkâr Tutum

Bu tutumu gösteren aileler çocuğunu özgür bırakma konusunda hoşgörülü tutuma sahip ailelere benzese de farklıdır. Bu aileler çocuğa sınır koymaz ve çocuğu ihmal ederler. Onlar için çocuğun varlığı ile yokluğu arasında bir fark yoktur.

Çocuk onları rahatsız etmedikçe veya bir problemle gelmedikçe çocuğun varlığından bir haber yaşarlar. Sorunla karşılaşılan durumlarda ise çocukla ilgilenmek yerine ondan sürekli şikâyet ederler. Bu tarz anne-babalar; çocuk sahibi olmaya hazır olmayan, sorumsuz, eğitim seviyesi düşük ve kalabalık aileye sahip ebeveynlerdir.

Bu ailelerde çocuklar fiziksel ve duygusal yalnızlığa itilip, sevgiden mahrum bırakılmaktadırlar.

Aile ile çocuk arasında iletişim kopukluğu vardır.

Çocuk, aile kavramını bile bilmemektedir; anne-baba bilmediği ve göstermediği için.

İlgi ve sevgi görmeden yetişen bu çocuklar; dikkat çekmek için etrafına zarar verir.

Sözlü iletişimin yetersizliğinden ötürü dil gelişiminde gecikme gösterir.

Özgüven eksikliğinden içe dönük olur.

Hayata karşı beklentisiz olup, günlük doyumlarla yaşamayı tercih eder.

Bu tutumun en iç acıtıcı sonucu da şudur ki; böyle bir ortamda yetişen çocuk, ilerde aile kurmak istediğinde kendi ailesinde gördüklerini uygulayacaktır!

 

Aşırı Koruyucu Tutum

Bu tutumu gösteren aileler çocuğunu gereğinden fazla korur ve kontrol eder.

Genellikle ilk çocuk veya geç kavuşulan çocuklara karşı bu tutum sergilenir.

Bu çocuklar gereğinden fazla sevgi odağı olur ve şımartılır.

Çocuğun kendi yapabileceği şeyleri bile ebeveynler yapmak ister. Mesela bu ebeveynler, çocuğa yemeğini yedirir, odasını toplar ve ödevlerini bile yapar.

Bu şekilde davranan anne, çocuğuyla bütünleşmek ister. Aslında annenin bunu yapmasının sebebi duygusal olarak yalnız hissetmesi ve bunu çocuğuyla gidermek istemesidir.

Öte yandan ailenin bu tutumunu fark eden çocuk bunu sömürmek ister. Her türlü isteğini yaptırır. Aile yapmadığında öfke ve ağlama krizleri başlar. Aile bu noktada çocuğun üzerine daha çok titrer. Yani taviz tavizi getirir.

Aşırı koruyucu tutumla yetiştirilen çocuk sosyal ilişkilerinde başarısız ve bağımlı bir birey olacaktır.

Bu çocuklar özgüveni düşük, kendini tanımak ve sınırlarını bilmekte zorlanan çocuklardır.

Ailenin çocuğa sürekli kaygı beslemesi, çocukta da kaygıya yol açacak ve hatta hayatında sürekli olarak ayağına batan bir diken misali onun canını acıtacaktır.

 

Dengesiz Tutum

Bu tutumu sergileyen ailelerde belli bir denge söz konusu değildir. Ebeveynler aşırı hoşgörü ve sert disiplin arasında gidip gelmektedir. Çocuk bu durumda nerede ne yapılacağını kestiremez.

Bazen ailem beni sevmiyor der ve hayata karşı bir öfke besler, bazen de ailem beni seviyor deyip mutluluk yaşar. Ailenin tutarsız davranışları her daim çocuğun ruh ve duygu dünyasını alt üst eder. Çocuk, dengesiz davranışlarda bulunur.

Bu şekilde yetişen çocukların kendi içinde çatışma fazladır ve aileleriyle de çatışma yaşarlar.

Büyüdüklerinde tutarsız bir kişilik sergilerler. İnsanlara karşı güven problemi yaşarlar.

 

Demokratik Tutum

Bu tutumu sergileyen aileler, çocuklara bir yandan sınır koyarken bir yandan da onlara hoşgörü gösterir.

Çocuğa bir birey olarak saygı ve sevgi gösterirler.

Çocuğa kendi başına karar alma özgürlüğü verirler.

Onu susturmak yerine konuşturmaya teşvik ederler.

Sevgi dolu, anlayışlı ve sabırlı ebeveynlerdir. Aynı zamanda çocuğa iyi bir rehberdirler.

Bu şekilde saygı gösterirken çocuktan da kurallara uyması beklenir. Kurallara uymuyorsa, uyması için yönlendirmek gerekir. Demokratik tutum ile izin verici hoşgörülü tutum arasında ince bir çizgi vardır.

Demokratik tutum ortamında yetişen çocuklar; arkadaş canlısı, başkalarının haklarına saygı duyan, sosyal yeterliliğini tamamlamış, yardımsever, düşüncelerini serbestçe söyleyen, özgüveni yüksek bireylerdir.

 

Anne ve Babanın Çocuk Üzerindeki Önemi

Çocuk için, bakım ve sevgi açısından, anne ve babanın varlığı çok önemlidir. Erken çocukluk çağlarında çocuğun bakımının, anne tarafından aksatılması, çocukta özgüven ve bağlanma problemini tetikler. Güven duygusunun oluşamamasınaneden olur. Fakat yapılan araştırmalara göre, çocuğa yedek bir bakım sağlanması çocuktaki olumsuz etkiyi azaltır ve iyi yönde gelişme sağlar.

Özellikle çalışan annelerin, çocuklarıyla daha az zaman geçirmek zorunda kalmasından ötürü, çocuklarda bakım ve sevgi yönünden eksiklik oluşur. Bakım ihtiyacı, bakıcı veya akrabaların desteği ile sağlansa da, sevgi ihtiyacı anne tarafından sağlanmalıdır.

Öte yandan babanın olmaması da çocukta farklı olumsuz duyguları besler. Araştırmalara göre; babasını çeşitli sebeplerden ötürü az gören veya babasından yeterince ilgi ve sevgi görmeyen çocukta çeşitli zihinsel ve psikolojik sıkıntılar oluşmaktadır. En sık görülen sorunlar, okul başarısının düşmesi ve saldırgan davranışlardır.

Genel olarak bakıldığında bir çocuğun hayatındaki birçok şey onun gelişimine ve davranışlarına etki etmektedir. Fakat en temel taşlar, anne baba tutumları, çocuğun ailedeki yeri, diğer kardeşleriyle olan ilişkisi, aile içi huzur ve oyundur.

 

Çocuğa Nasıl Davranmamalı!

Ailenin, çocuk üzerindeki davranışları çok önemlidir. Ve maalesef ki anne babalar en çok bu konuda hata yapmaktadır. Bir yetişkin bile söylenen sözlerden çok etkilenirken, daha hayatı anlamlandırmaya çalışan küçük bir çocuğun ne denli etkileneceğini düşünmek çokta zor olmasa gerek.

Çocuğa asla; “sen yapamazsın, senden hiçbir şey olmaz, aptal, gerizekâlı, sen zaten hep kolaya kaçarsın” gibi sözler söylememelisiniz. Siz her ne kadar öfke ile söylemiş olsanızda çocuk bunu ciddiye alır, kendi dünyasında içselleştirir ve “benden bir şey olmaz, ailem beni sevmiyor, benden utanıyorlar” gibi düşüncelerle kendisini yıpratır ve bunu hayatına yansıtır.

Bir diğer yapılan hata ise, çocuk bir derdini anlattığında onu önemsemeyip “boşver” demek ve onu dinlememek. Çocuğun sıkıntıları, size kendi sıkıntılarınıza göre basit gelebilir ama onun hayatında baş edemediği şeyler, onun için çok önemlidir. Önem göstermemeniz, çocuğu yalnızlığa ve kendisini çevreden soyutlamaya iter. Gün gelir, çocuk çok ciddi bir sorunu olduğunda dahi gelip size anlatmaz. Bu da tehlikeye maruz kalmasına sebep olabilir.

 

Aileler Neler Yapmalı?

Çocukların hangi yaşlarda nasıl gelişim gösterdiklerini ve ne beklediklerini bilmek; hem ailenin çocuğa karşı tutumunu sağlıklandırır hem de çocuğun hayatına pozitif yönde etki eder.

Tutumları iyi yönde düzenlemek adına şunlar yapılmalıdır;

  • İletişim her birey için sağlıklı bir yaşam adına çok önemlidir. Çocuğunuzla etkili bir iletişim kurun. Bu, çocuğun ilerde başkalarıyla olan iletişimini olumlu etkiler.
  • Ona kırıcı değil, destekleyici bir tavır sergileyin.
  • Anne ve baba olarak kararlarınızda ortak bir tutum sergileyin.
  • Onu maddi olarak değil, daha çok sevgiyle besleyin.
  • Onu zorla yönlendirmek yerine ona seçenekler sunun ve seçim yaparken ona rehberlik edin. Ancak iyi seçimler yapamadığını görürseniz, yerine seçimi yapın, neden seçimi siz yapıyorsunuz anlatın ve bir sonraki sefere doğru seçimi yapması için hazırlayın.
  • Sorumluluk almaları konusunda destek olun, onun yanında olduğunuzu belirtin.
  • Ona karşı sabırlı olun, yaptığı küçük hatalarda hemen yargılamayın.
  • Yanında anne ve babasının olduğunu hissettirin. Arkadaş değil, ebeveyn olun ki hayata güven duyarak büyüsün.
  • Oyun çocuğun hayatı öğrenme yoludur. Çocuğunuzla bol bol oyun oynayın.
  • Çocuk gelişim dönemlerini okuyun, seminerlere katılın ve gerekirse danışmanlık alın.

 

Mutlu ebeveynler, mutlu çocuklar dilerim.

 

Çisem Uzun

Uzman Psikolojik Danışman & Eğitmen &Yazar


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

tELEKOM KURUMSAL 1 TL
yukarı çık