• 20 Ocak 2018, Cumartesi 13:40
ÇisemUZUN

Çisem UZUN

Karne Geldi, Hoş (mu) Geldi

Tatil yaklaştıkça hem ailelerde hem de çocuklarda karne heyecanı başlar. Bu heyecan kimisinde tatlıdır, kimisinde kaygılıdır. “Karnen nasıl geliyor?” sorusu, çocuklar için kaçınılmaz bir soru haline gelir.

Peki, Nedir Bu Karne?

Karne,  okul yönetimince öğrencilere dönem sonlarında verilen ve öğrencinin her dersten aldığı notları ve okula devam durumunu gösteren belgedir. Bu belge asla çocuğun zekâsını, yeteneklerini ve kişiliğini belirleyemez.

Fakat çoğu aile maalesef ki karne ile çocuğunu yargılayabiliyor; zekâ seviyesini, hayata karşı duruşunu, sosyal becerilerini buna göre değerlendirebiliyor. Çocuklarını, karneye bakarak “ilerde senden bir şey olmaz” diye nitelendirebiliyorlar. Bu gibi yaklaşımlar yüzünden çocuk, “acaba bu dönem okul performansım nasıldı” diye düşünmek yerine, “ben nasıl biriyim?” sorusunu yöneltiyor kendisine.

Eyvah! Zayıfım Var, Aileme Ne Diyeceğim?

Karne çocuğun derslerindeki performansını gösterir. Her çocuk her dersten başarılı olmayabilir. Çocuğun karnesinde zayıf olabilir veya az bir farkla teşekkür, takdir belgesini kaçırıyor olabilir. Bu, çocukta yüksek kaygıya neden olabilir. Hatta kendisinden şüphe eder hale getirebilir onu. “Acaba ben yetersiz miyim? Annem babam benden utanır mı? Bana kızarlar mı, ne yapacağım ben şimdi?” gibi düşüncelerle stres yaşayabilir. Fakat unutmayın ki Einstein’da başarısız diye okuldan kovulmamış mıydı?

Zayıf Karne Zayıf Anne Babalığında Göstergesidir

Zayıf karne zayıf ana babalığında göstergesidir. Çünkü çocuğun performansını etkileyen sebeplerden biride aile ortamı ve ebeveynlerin tutumudur. Eğer aile içinde küçük bir çocuk varsa ve ders çalışma ortamı sağlanmıyorsa bu başarıyı etkileyebilir. Yada aile içinde ebeveynlerin arası iyi değilse ve bir huzursuzluk varsa çocuk kendisini derslerine veremeyip bunu ön plana çıkarabilir. Diğer bir taraftan çocuğun sürekli başkalarıyla veya varsa kardeşleriyle kıyaslanıyor olması onda aşağılık duygusu oluşturabilir.

“Annem ve babam beni sevmiyor, eğer karnem iyi olursa beni severler” düşüncesi çoğu çocuğun zihnine daha küçüklükten yerleşiyor ve bu ilerisi adına onda her alanda başarılı olursam sevilirim düşüncesinin temelini oluşturabiliyor.

Siz Hangi Tip Ailesiniz?

Yapılan araştırmalara göre 3 tip aile vardır. Olumsuz etki oluşturan tutumlar açısından aile modelinin ilki "aşırı kontrolcü" ailelerdir. Bu tür aileler çocuğun bütün davranış ve aktivitelerini kontrol altında tutmaya çalışırlar, buna ders çalışma süreçleri de dâhildir. Çocuğun her şeyini denetlerler ve çocuk üzerinde baskı oluştururlar. Bu durum, genellikle çocukta sorumsuzluğa yol açtığı gibi, kendine güvensiz bir yapının oluşmasına da zemin hazırlar.

Olumsuz etki oluşturan tutumlar açısından aile modelinin ikincisi "aşırı koruyucu" aile yapısıdır. Bu aileler çocuklarıyla aşırı ilgilenip onların sorumluluklarını kendileri yerine getirir ve bu sayede çocuklarının daha mutlu olduğunu düşünürler. Çocuklarına ödev yapma ve ders çalışma sorumluluğu vermediklerinden sorumluluk duygusunun oluşmasını engelleyebilir ve tembelleşmelerine sebep olabilirler. Bu durum aynı aşırı kontrolcü ailelerdeki gibi çocukların kişilik gelişimine etki eder ve kendine güvensiz bir yapının gelişmesine neden olabilir.

Olumlu etki oluşturan tutumlar açısından aile modeli "destekleyici" ailedir. Bu tür aileler, küçük yaşlardan itibaren çocuğa yapabilecekleri sorumlulukları verir, bunları yaptıklarında da olumlu pekiştirici söz ve tutumlarla pozitif davranışların ortaya çıkmasına katkıda bulunurlar. Çocuğu aşırı kontrol etmez, yapamadıkları zaman ise hemen yardım etmek yerine kendi kendilerine bir çözüm bulmalarına olanak sağlayarak çocukların problem çözme becerilerinin gelişmesine katkı sağlarlar.Çocuğunu kontrol ederken sorumluluklarını hatırlatan destekleyici ve dengeleyici bir tavır sergilerler. Bu şekilde davranılması çocukta bana güveniliyor etkisi oluşturur buda çocuğun kişiliğinde güven ve sorumluluk duygusunun yerleşmesine neden olur.

Çocuğumu En İyi Okula Gönderiyorum, Yine de Tembel!

Çoğu aile çocuklarının eğitimi için para harcadıklarında gereken her şeyi yaptıklarını düşünür. Tabir-i caizse adeta vicdanlarını rahatlatırlar. Fakat durum böyle değildir. Çocuğun maddi kaynaklardan önce ebeveyn sevgisi ve ilgisine ihtiyacı vardır. Sevgi ve ilgiden mahrum olan çocuk hayatından tam anlamıyla tatmin olamaz. Buda çocuğun, eğitimve sosyal hayatını sekteye uğratabilir.

“Annem tüm gün başımda söylenip duruyor. Babam ise işten gelir gelmez ders çalıştın mı diyor. Bana sürekli kızıyorlar, hep en iyisini istiyorlar. Ben okula gitmek istemiyorum.” Acaba bu davranış size tanıdık geldi mi? Eminim “evet benim davranışım” diyen ebeveyn sayısı hayli fazladır. Peki ya bu şekilde çocuğunuza nasıl bir kötülük yaptığınızın farkında mısınız?

Çocuğunuzu Sevgiyle Motive Edin, Kızarak Değil

Elbette ki çocuk üzerinde otorite kurmanız gerekir. Fakat bunu kızarak yapmayın. Siz onların anne babasısınız, emir vermekle yükümlü komutanları değil. Çocuğunuza onu her koşulda sevdiğinizi ve ona güvendiğinizi hissettirin; yalnızca başarılı olduğunda değil. Aksi halde başarısız olduğunda kendini yalnız hissedebilir.

Önce sorunun kaynağını tespit etmeye çalışın, sonrada onunla birlikte plan yapın.

Eğitimin kendisi için gerekli olduğunu vurgulayın, sizin için eğitim aldığını düşünmemeli.

Siz, ödevlerinde ve eksiklerini tamamlamada yardımcı olamıyorsanız, ona destek verdirin. Mesela çevrenizdeki akademik başarısı yüksek abla ve abilere sorabilirsiniz, belki de biraz cep harçlığı karşılığında yardımcı olmak isteyebilirler.

Çocuğunuzun akademik başarısının önüne geçen başka bir problem var mı diye de araştırmanız da fayda var. Örneğin iyi görebiliyor mu, dersi anlayabiliyor mu? Artık hepimiz biliyoruz ki dikkat eksikliği bu çağdaki en büyük problemlerden biri…

Tatilde Birlikte Dinlenin

Tatil, çocuğun yeni döneme daha zinde başlaması adına iyi bir fırsattır. Bu süreçte zihnen ve bedenen yorulan çocuk, üzerindeki stresi farklı aktiviteler ile atmak isteyecektir. Bu noktada zayıf karne getirse dahi ailenin çocuğuna dinlenme hususunda destek olması gerekir. Çünkü sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Aynı zamanda tatil ailenin de tatili olmalı. Çünkü dönem içerisinde çocukla birlikte ailelerde okul temposuna ayak uydurmak zorunda kalırlar. Peki, kaliteli bir tatil geçirmek için ne yapmak gerek?

- Çocuğunuzla daha fazla samimi, sevgi dolu ve karşılıklı iletişimin olduğu vakit geçirin.

- Onunla birlikte çeşitli aktiviteler yapın(sinema ve tiyatroya gitmek, spor yapmak, gezmek gibi).

- Ona sorumluluklar verin, sorumluluk bilinci artacaktır.

- Onu motive edici davranışlarda bulunun.

- 2. dönemin daha güzel geçeceğine inanın ve ona da bunu yansıtın.

- Birlikte kitap okuyun.

- Eğitimi destekleyici ve de dinlendirici aktivitelere yönlendirin (drama, sanat atölyeleri gibi)

- Birlikte bol bol oyun oynayın (çocuğunuz büyükse kutu oyunlarını tercih edebilirsiniz, ailece çok eğlenirsiniz).

Unutmayın ki çocuklar ebeveynlerini rol model olarak alırlar. Anne babalar çocuklar için daimi öğretmenlerdir. Biz, bizden evvelkilerin ekip biçtikleriyiz. Bizden sonraki nesillerde bizim ekip biçtiklerimiz olacaktır. 

Mutlu karneler, mutlu tatiller…

 

Çisem Uzun

Uzman Psikolojik Danışman & Yazar & Eğitmen


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık