• 25 Ocak 2016, Pazartesi 13:42
DenizBİNİCİ

Deniz BİNİCİ

Artık Herkes Birbirinin Hoşuna Gidecek Yalanlar Söylemekten Vazgeçmeli!

Gündem seçim tartışmaları ile allak bullak olmuş iken gündem dışı farklı bir konuda yazmak oldukça isabetsiz gibi görünüyordu. Ancak yazılarımı okuyup yorum yapan bir arkadaşımın söyledikleri vasıtasıyla, aslında hiç de gündemden uzak kalmadığımı hatta tam da gündemin orta yerine denk düşen konuları ele aldığımın ben de farkına varmış oldum. Dolayısıyla öncelikle yorum yapan arkadaşıma beni istikamet üzere tuttuğu için teşekkür ederim.

Arkadaşımın yorumu, hep insan merkezli yazılar yazarak insanı farklı açılardan ele aldığım yönündeydi. Netice itibariyle de sanat, resim, fotoğraf, kültür, siyaset, doğa ve yaşamın kendisinin konu edildiği metinlerin tümünün ortak paydası insan. İnsanın üreterek zenginleştirdiği bir dünyanın nimetleriyle yaşıyoruz. İyi ve kötü, güzel ve çirkin, halis ve  samimiyetsiz, ifrat ve tefrit sınırındaki tüm tanımlamaları hayatımıza sokan insanın eylemleri.

Tüm dünyamızı şekillendiren bu eylemlerin mimarı ‘insan’ nasıl bir varlıktır peki? Şimdi nerededir? Ne yapmaktadır?

Bu soruları neden soruyorum. Bu soruları ‘Biz insanı unuttuk!’ diyen nidaya soruyorum.

Savaş mı, barış mı? Kim karar verecek?

Serin bahar yağmurlarının yüzünüze kattığı tebessümlü huzur mu, yoksa ağır metal yığınlarının kulağınızı sağır edercesine çıkardığı anlamsız, ölümcül ve gıcırtılı saçmalar mı yüreğinizi rahat ettirecek?

Tercih, baskı, özgür irade, öğrenilmiş çaresizlik, öğreti, inanç, güdüm, empati ve daha birçok davranış kalıbı içerisinde ‘insan’ nerede durur?

Unuttuk mu zatı alilerini?

Askıya mı aldık ya da kendilerini?

Nüfusumuzun çok olması gözümüzde değerimizi mi düşürdü yoksa zaten değersiz olan varlığımızı kifayetsiz olgulara hediye ederek kendimizden uzaklaştık ve kendi kendimizin içini mi boşalttık?

Adab-ı muaşeret ve edebe riayet insan olmaklığımızın neresinde yer alır? Yer alır mı?

Konuştuğumuz her şey insan üzerineyken, ürettiğimiz her şey insana dairken, ‘insan’ın insan olmaklığını belirleyen tekamül noktası nerededir?

Dünyanın Muhteşem Süleyman’a bile kalmadığını kafa sallayıp onaylayarak dinlerken doğruyu eda etmiş olmanın hazzıyla ruhu huzur bulan insanın, göbeği obezlikten değil de annelikten çatlamış kadınların çıplak ayaklarına ajitasyon olarak bakan tekinsiz sekineti de kabullenmeleri, bu mükemmel mimar insanın ne'liği üzerine düşünmek zamanının geldiğini haber vermez mi sizce de?

Artık herkes birbirinin hoşuna gidecek yalanlar söylemekten vazgeçmeli! Çünkü hiçbirimiz masum değiliz!

‘Biz insanı unuttuk!’ nidalarıyla başlayan cümleler kurarken, kimi kandırmaya çalıştığımızın farkında değilsek büyük yanılgı içerisindeyiz demektir. ‘Önce sen unutmadıysan, kim unuttu hacı abi?’ diye sorarlar adama.

Seçmek ve seçilmek paranoyaları, savaşların üzerimizde dolaşan korkulu kara bulutları, vicdanın sesini idam eden akıl kırıntıları, kendimizi göz göre göre altında bıraktığımız soğuk baraj sularıyla da kendine gelemeyen düşünen adamın infazı şölenine davetiyeyi de dağıtan sen değil misin?

Belki doğru cümle şöyle olmalıdır: ‘Hangi insanı unuttuk!’

‘Fazileti bakkal terazisinde ölçen’ zihniyetin, eşref-i mahlûkatı nisyana gark ettiğine inanmak olası mıdır?

Haşa!

Zira insan unutulmaktan ve kafeslenmekten çok uzakta şimdi.

Şimdi vuzuha kavuştun mu hacı abi?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

tELEKOM KURUMSAL 1 TL
yukarı çık