• 28 Kasım 2016, Pazartesi 9:49
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

15 Temmuz Devam Ediyor...

Günlük yazı yazmadığımız için güncel konuları yazma fırsatını kaçırıyoruz.Zira Türkiye gündemi herhalde hiç bu kadar hızlı akmamıştı.Günlük gündem değişiyor,uluslararası ilişkilerden tutun da iç sorunlarımıza kadar,son derece hızlı,son derece dinamik bir süreci yaşıyoruz.Bunu ülkenin geleceği için ümitvar olmaya vesile  görmekte mümkün;iyi yönetilemezse çok ciddi sorunlarla baş başa kalacağımıza sebep görmekte mümkün... 

Bir kaç farklı başlık altında ele alacağım konuların ortak özelliği; Gezi Olaylarıyla başlayan,17-25 Aralık Darbe Girişimi ile devam eden ve en nihayetinde 15 Temmuz İşgal Girişimiyle fit yapan meselenin/meselelerin devamı niteliğinde olmasıdır. 

Tecavüzcüyü Af Teklifi! 

Kabul edelim ki Türkiye'nin hegemonyalarından çıkmaması,manda muamelesi görmesi için 7/24 iş başında olan üst aklın en büyük meziyeti algı oluşturma konusundaki meziyetidir.Haziran seçimi bu başarılı algı çalışması sonrasında kısmen de olsa lehlerine çevrilebilmiştir.Öyle ki, PKK'nın TBMM'deki bürosu gibi çalışan HDP'nin eş başkanını "Cici Çocuk" olarak göstermek,eline bağlama vererek demokrasi ve eşitlik havarisi olarak pazarlamayı başarmışlardı.Yine 17-25 Aralık Darbe Girişiminde AK Parti tabanının en hassas olduğunu düşündükleri "hırsızlık" vurgusu adeta bir koru işbirliğiyle ilmik ilmik işlenmiş ve gerçekten kabul etmek gerekir ki gerçekler ve amaçlar ortaya çıkarılana kadar ciddi başarı elde etmişlerdi.Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, fakat bunun en son ve en iğrenç örneklerinden biri en son yaşadığımız,üst aklın direktifiyle bir nakarat gibi hep birlikte "Tecavüzcüye af" olarak kamuoyuna sunulan,AK Partinin meclise getirmeye çalıştığı,baskılar sonrasında geri çekmeye karar verdiği konudur. 

İşin özü şudur;kanunen evlenme yaşına gelmemiş ve fakat evlenmiş,kanunlar karşısında suç işlemiş olmalarından dolayı hapse düşmüş  olan yaklaşık üç bin aileyi ilgilendiren bir mağduriyetin/meselenin giderilmesine yönelik son derece vicdani bir teklifti.Bu teklifin meclise gelmesi için mağdur aileler bütün siyasi partileri ziyaret etmiş ve neredeyse hepsinde de destek sözü almışlar.Çoğunlukla Roman vatandaşlarımızın ve Doğu-Güneydoğu bölgelerimizin yaşadığı çok önemli bir problem... 

Bir meselenin "kanuni" olması, o meselenin "doğru-adil-haklı-vicdani" olduğu anlamına gelmez.Fakat, o kanun yürürlükte olduğu sürece de herkes uymak zorundadır.Tıpkı başörtüsü yasağı gibi,İmam-Hatip özelinden bütün meslek liselerinin mağdur edilmesi gibi...Var olan kanun adaletsizlik getiriyorsa,daha doğrusu, var olan sorunu çözmediği gibi yeni sorunlar üretiyorsa, bunu telafi etmek siyasi iradenin görevidir.Çocuk yaşta veliliği tartışmak farklı bir şey,evlenmiş olanların mağduriyetini konuşmak farklı bir şey... 

Sayın Başbakan ve Sayın Adalet Bakanı defalarca konunun mecrasından çıkarıldığını,düzenlemenin tecavüz suçuyla alakası olmadığını söylemesine rağmen,CHP liderliğindeki koru olayı manipüle etmek için ve bunu siyasi bir krize çevirmek için var gücüyle çalıştı ve başarılı da oldu.  

 CHP problem çözmeye değil, problem üretmeye kodlanmış bir parti olduğu için şaşırmadık.Yine halkın değil,üst aklın istediğini yaparak tarafını belli etti.Muhtemelen seçim döneminde de halka değil,üst akla baş vuracaktır. 

 

HDP'lilerin Tutuklanması 

Aslında bu konu üzerinde çok konuşmaya değmez kanaatindeyim.Zira HDP hiç bir zaman "HDP" olmadı.HDP,kuruluşundan itibaren "HDPKK" oldu. "HDP" olsaydı siyasi parti muamelesi görecekti/görürdü.Ama" HDPKK" olunca otomatikman "HDP"nin hiç bir hükmü kalmamış oldu ve PKK ile aynı muameleyi gördü.Bundan daha tabi ne olabilir? 

Bizim siyasi tarihimiz kapatılmış siyasi partiler ve hapse atılmış siyasetçilerle doludur. HDPKK çizgisinde ki "parti" görünümünde olanlar da vardı.Fakat, o zaman ne batı dünyası,ne de CHP hiç itiraz etmedi.Sebep,üst akıl o gün öyle olmasını murad ediyordu,bugün de böyle istiyor,CHP'de verilen görevi yerine getiriyor. 

Yine Milli Görüş gibi,sadece "siyasi görüşlerinden" dolayı kapatılan partiler de oldu,hapis cezası alan siyasetçilerde oldu.Terörle hiç bir ilişkisi olmayan bu partiler kapatılıp temsilcileri hapse girerken de bugün demokrasi,eşitlik ve insan haklarından bahseden hiç biri ortalıklarda görünmüyordu. 

Hem HDPKK, hem de gazeteciler hakkında öyle bir algı oluşturulmak isteniyor ki, sanki bunlar "gazeteci-siyasetçi" faaliyetlerinden dolayı cezalandırılmış gibi gösteriliyor.Ne yani,gazeteci-siyasetçilerin suç işleme hakkı varda biz mi bilmiyoruz? 

Bugün HDPKK'lılar için "endişe duyan" müttefiklerimize tavsiyemiz şudur:kendi ülkelerinde El-Kaide,Taliban,DEAŞ ve PKK'nın "siyaset" yapmalarına izin versinler,sonra da aynı şeyi bizden istesinler. 

AP Kararı 

Avrupa Parlamentosu Türkiye'nin AB süreci ile ilgili görüşmelerini dondurması için tavsiye kararı aldı.Bu karar üye ülkeler tarafından 15 Aralık'ta oylanacak.Muhtemel ki orada da aynı sonuç çıkacaktır. 

Nereden mi biliyorum?  Çarşambanın gelişinden!.. 

Çok açık,çok net bir şekilde bunun AB kriterleriyle,uluslararası ilişkilerle alakası olmadığı;kabak gibi "siyasi" bir karar olduğu ortadadır. 

Peki AB-ABD ne yapmak istiyor? 

AB-ABD, son iki asırdır "manda" olarak gördükleri Türkiye'nin "bağımsız" olmasını istemiyor."Bağımsız" olmaması için kırk yıldır yatırım yaptıkları PKK-FETÖ terör örgütlerinin tasfiye edilmesini hazmedemiyorlar.Onlar,tıpkı Osmanlının son dönemlerinde olduğu gibi "hasta" bir Türkiye istiyorlar.Ölmeyen ama yatalak olarak kendilerine mahkum,kapılarında el pençe dilenen bir Türkiye istiyorlar. 

Böyle olması için Barış Sürecini sabote ettirdikleri HDPKK ile,15 Temmuz gecesi "işgale" gönderdikleri FETÖ'nün başarısız olması bütün planlarını alt-üst etti.Başta CHP olmak üzere,böyle bir kararın alınmasını bir "felaket" senaryosu olarak görüp bunu da "ev ödevimizi" yapmamaya bağlaması da bu süreci inşa etme çabasından başka bir anlam ifade etmiyor. 

Bir ülke düşünün ki tam elli üç senedir (hadi bir de rakamla yazalım:53) AB'ye girmek için kapının dışında tutuluyor.Bundan rahatsız olmayan,aksine bunun devam etmemesini "felaket" olarak gören bir "Ana muhalefet" partisi olsun... 

Bence referandum geliyor ya,CHP-Kılıçdaroğlu bugünden başladılar AK Partiye çalışmaya!.. 

Allah akıl fikir versin; "manda" olmak için yalvaran bir ana muhalefet başka bir ülkede var mı merak ediyorum?! 

Tıpkı barış sürecinde olduğu gibi;Türkiye Recep Tayyip Erdoğan Liderliğinde AB üyeliğini son derece ciddiye almış ve samimiyetle yapılması gereken her şeyi yapmıştır.İlk defa bu sürecin sağlıklı yürümesi için bir bakanlık ihdas edilmiş ve çok önemli yol kat edilmiştir. 

Fakat,yine tıpkı Barış Süreci gibi, masanın karşı tarafında oturanlar masayı devirmekten çekinmemişlerdir. 

Türkiye,devrilen masanı üzerindekileri toplamayacak/yalamayacak kadar asil bir ülkedir.Asil bir geçmişe sahiptir.  

Şunu bilelim:bunların hepsi aynı sürecin farklı reaksiyonlarından başka bir şey değildir. 

Selam ve muhabbetlerimle... 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık