• 05 Şubat 2018, Pazartesi 22:41
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

Afrin Operasyonu-2

Türkiye, yazımızın birinci bölümünde ifade ettiğimiz gibi, uluslararası hukuktan kaynaklanan doğal hakları kullanarak, nerede ise Ülkesini Kuzeydoğu'sundan, Güneybatı'sına kadar uzanan bir hat boyunca, 40 senedir mücadele ettiği ve 40 binin üzerinden Şehit verdiği bir terör örgütü tarafından çevrelenmesini; bir orduda bulunabilecek bir silah ve mühimmatla desteklenmesini, 800 km'lik bir sınır komşusu olduğu; Dini-tarihi bağları, akrabalıkları olan bir İslam-komşu devletinin toprak bütünlüğünün bozulmasını görmemezlikten gelemezdi. Bu, ABD'nin emellerine hizmet etmek, Arz-ı Mev’ud'u desteklemek anlamına gelen bir körlük, basiretsizlik, öngörüsüzlük ve hatta ihanet anlamına gelirdi. Yani, iddia edildiği gibi, Türkiye Afrin'e Zeytin Dalı Harekatını başlatarak değil, başlatmayarak vatana ihanet anlamına gelecek bir delaletin içinde olmuş olurdu.

Özellikle Mehmetçik operasyonu başlattıktan ve Burseya Dağı'nı ele geçirdikten sonra, Türkiye'nin karşı karşıya bırakılmak istenen manzara daha net olarak görünmeye başlandı. Sınırımıza 2-3 km mesafede ancak devletlerin yapabileceği mukavemette beton kulelerin ve yer altı silah depolarının Esed ya da DEAŞ'e karşı yapıldığını söylemek için geri zekâlı olmak gerekiyor. Hedef çok açıktır ve bellidir, hedef ayakları üstünde durabilen tek İslam ülkesi olan Türkiye'dir.

Başından itibaren, DEAŞ'ın ABD tarafından kurulduğunu ve tek amacının da PKK/PYD/YPG'ye alan açmak olduğunu ifade eden biri olarak şunu da ifade etmemiz gerekiyor. DEAŞ, PYD'yi meşrulaştırmak ve kahramanlaştırmak için de hizmet eden bir paralı örgüttür. Bunu anlamak için dışarıya bakmaya bile gerek yoktur. CHP sözcülerinin "PYD'nin siyasi bir parti olduğunu" ifade ettiklerini duymayan kalmamıştır diye düşünüyorum.

Şimdi Zeytin Dalı Harekatı'nda altını çizmemiz gereken bir kaç konunun altını çizelim:

1- Türkiye, Harekat öncesi çok ciddi bir diplomasi trafiği başlatmış, bütün muhataplarına diplomatik kurallar çerçevesinde gerekli bilgilendirmeler yapılmıştır: ABD, NATO üyeleri, Astana muhatapları olan Rusya ve İran, hatta Suriye'nin kasap rejimi bile bilgilendirilmiştir. Bu yönüyle alkışlanması gereken üst düzey bir başarı söz konusudur.

2- Allah'a sonsuz şükürler olsun ki, Türkiye bu harekatı FETÖ orduda tasfiye edildikten sonra başlatmıştır. Eğer FETÖ TSK'ya hakim iken bu harekat yapılmış olsaydı, hiç birimizin kestiremeyeceği vahim sonuçlarla karşılaşabilirdik. Eğer bu planlı bir bekleyiş ise, ayrıca takdire şayan bir meseledir.

3- Kendisini Türkiye vatandaşı gören herkesin göğsünü kabartacak kadar yerli-milli silahlarla yapılıyor olması bizleri ayrıca onurlandıran, özgüven sağlayan bir unsurdur.

4- Türkiye'nin çok büyük bir kesiminin hayati gördüğü ve desteklediği bir harekat olması ayrıca sevindirici bir meseledir.

Bütün bunlara rağmen, özellikle CHP'nin sürecin başından itibaren izlediği yol ve geliştirdiği dil, hem toplumsal ittifak, hem de Atatürk'ün partisi olarak, Atatürk'ün "Devletçilik"  ilkesi ile taban tabana tezat teşkil etmektedir.

CHP, üzülerek ifade edelim ki, hükümete muhalif olmak ile devlete muhalif olmanın ne anlama geldiğini anlamakta zorluk çekmektedir. Öyle ki, hem de Genel Başkan Yardımcısı düzeyinde bir sözcü marifetiyle, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)'yu "El Kaidenin bir parçası" ilan ederek, "Mehmetçiğin teröristlerle birlikte iş tuttuğunu" dünyaya ilan etmiştir. Bu, CHP'yi kuranların kemiklerini sızlatan bir durumdur. CHP, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni parçalamak için 40 senedir mücadele veren PKK/PYD/YPG'nin ağzıyla konuşarak gayr-i milli bir duruş sergilemiştir.

Öte raftan, CHP ile aynı siyasi kodları taşıyan, başta Türkiye Tabipler Birliği (TTB) olmak üzere, bir çok meslek grubu ve "aydın" da bu koroya dahil olmuştur. Eğer bu insanlar, TSK Fırat Kalkanı Operasyonu yaptığı zaman; PKK/PYD/YPG muhafazakar Kürtler de dahil, Afrin'nin gerçek sahipleri olan Araplar ve Türkmenleri zorla yurtlarından kopardıkları zaman da aynı açıklamaları yapmış olsalardı, en azında tutarlı olurlardı. Fakat, görüyoruz ki bunların yüreği sadece PKK/PYD/YPG'liler öldürüldüğü zaman sızlıyor.

Açıkça ifade edelim ki CHP'nin şu anda TSK'ın yanında olduğunu ifade etmesi ile 15 Temmuz sonrası Yenikapı Ruhu'nun hemen akabinde yaptıkları "Bu kontrollü bir darbe girişimidir" açıklamasıyla paralellik arz ediyor. Bunun içindir ki, CHP bunun halk tarafından kaydedildiğini görüyor ve "Zeytin Dalı Harekatı siyasete malzeme yapılmamalıdır" diye bağırmaya çalışıyor.

Oysa, böylesi bir durumda CHP yerli-milli bir duruş sergileyebilseydi, operasyonun külfetini hükümete, nimetini kendi hanesine yazdırabilirdi. Fakat CHP, yine ve yeniden bu milli ve "Devletçi" meseleyi de teğet geçti ve hanesine eksi (-) yazdırdı.

Son olarak, birileri özellikle sosyal medya üzerinden enformasyon kirlilik oluşturmaya, bulanık sudan balık avlamaya çalışılmaktadır. O da şudur: "Kürtlere soy kırım uygulanıyor".

Bir defa şunu çok net ifade edelim:

1- En milliyetçi bir Türk kardeşinden daha çok ülkesine bağlı Kürtler, devletine kastedenin kimliğine ve dinine bakmadan bütün hücreleriyle karşısında olur ve öyle de yapıyorlar.

2- Türkiye'nin misafir ettiği mültecilerin içinde yüz binlerce Kürt vardır ve bu insanlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından sadece misafir edilmiyorlar, baş tacı da ediliyorlar.

3- Hem Mehmetçiğin, hem ÖSO'nun içinde binlerce Kürt, Türk kardeşleriyle omuz omuza teröre karşı ülkelerini korumanın onurlu  mücadelesini veriyorlar.

4- Devletinin-milletinin yanında, Türk-Kürt kardeşliğine iman etmiş olan Kürtler: PKK/PYD/YPG'yi kimliklerine bakmadan birer terör örgütü olarak görmektedirler.  Tıpkı DEAŞ terör örgütü ile mücade-le ettiğimizde kimliklerine bakmadan mücadele ettikleri gibi, Afrin'de de teröristlere karşı mücadelesi-ni sürdürmektedirler.

5- Sayın Cumhurbaşkanı: "Siz hiç dünyada 'Hıristiyan terör grupları' diye konuşulduğunu duydunuz mu?" diyor ya; işte Kürtler’de "Siz hiç Türk terör örgütü, Arap terör örgütü, Boşnak terör örgütü" diye terörü diyeni gördünüz mü? O zaman "Kürt terör grupları" ne demek, kime hizmet ediyor dil? Neden düşünmek bize bu kadar zor geliyor?

6- Kürtler, herkesi bunu düşünmeye davet ediyor. Terörist teröristtir, hain haindir: teröristin, hainin dili, dini, kimliği sorulmaz. Lütfen "Ülkemize iyilik yaptığımızı zannederek" PKK/PYD/YPG ile Kürtleri aynı cümlede bile kullanmayalım. Bu: Türklere, Kürtlere ve Türkiye'ye zarar veriyor. Bütün küresel güçlerle birlikte PKK/PYD/YPG'nin ise ekmeğine yağ sürüyor.

Son olarak, CHP'nin ÖSO ile ilgili talihsiz açıklaması ile bitirelim: ÖSO, savaşın daha başında, El-Nusra'nın daha esamesi dahi okunmadan, Esed kasabının halkına kimyasal silah kullanmasına karşı gelmiş ve halkına kurşun sıkmayarak ordudan firar etmiş kahramanlardır. ÖSO, Suriye'nin Ömer Halisdemir'leri ve Fethi Sekin'leridirler.

Üstelik ÖSO, başta ABD olmak üzere altmışın üzerinde devletin tanıdığı ve uluslararası toplantılarda muhatap kabul ettiği, gerçek manada Suriye’nin en önemli temsilcisidir. ÖSO, içinde Arapların, Türkmenlerin ve Kürtlerin olduğu Suriye sevdalılarıdır. Tıpkı, içinde Almanların, İngilizlerin, Amerikalıların olduğu PKK/PYD/YPG'nin terörist olması gibi...

Özetlersek CHP, Suriye'nin PKK'sı olan PYD/YPG'nin yanında; Suriye'nin Ömer Halisdemir ve Fethi Sekin'lerinin oluşturduğu ÖSO'ya karşı olduğunu ilan ederek, Türkiye'de siyaseten muhalefet yokluğunu bir kez daha tescil etmiştir.

Bu vesile ile: Bir kez daha, bedenimiz olmasa da; kalbimiz, yüreğimiz, ruhumuz ve duamız sonuna kadar Mehmetçiğimizledir. Allah, yar ve yardımcıları olsun...

Muhabbetlerimle...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık