• 24 Mayıs 2016, Salı 14:40
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

AK Parti’de Yeni Dönem

AK Parti, Türkiye’de siyaset ve siyaset yapma algısını resetliyor,siyaset anlayışımızı yeniden şekillendiriyor. Bir defa siyasetin “amaç” ve “araç”larını yeniden tanımlıyor; bu tanımlamaları yaparken de “riya” yapmıyor, inandığını söylüyor, söylediğini yapıyor. AK Parti bir “dava” dan bahsediyor ve dava uğruna her şeyini ortaya koyuyor; “bu koltuklar gelip geçicidir,aslolan halka ve Hakk’a hizmettir” diyor. İnanırsınız veya inanmazsınız, sahici bulursunuz veya bulmazsınız, bu farklı bir şey ama; AK Parti, özellikle de Kurucu Genel Başkan Sayın Recep Tayyib Erdoğan, bir çoğunun ütopik bulduğu ve yaşananlara asla bir anlam veremediği ama, kendisinin ne yaptığını ve ne yapmak gerektiğini iyi bildiği bir hedefe yolculuk yapıyor.

Eğer sizin “amacı”ınız salt siyaset yapmak, salt iktidar olmak ise, AK Parti’yi anlamakta zorlanabilirsiniz, hatta anlayamazsınız,çünkü AK Parti ezber bozuyor.

Kuruluşundan itibaren kısa bir özet yaparsak meramımız daha net anlaşılmış olacaktır. AK Parti kurulduğunda Kurucu Genel Başkan Sayın Recep Tayyib Erdoğan siyasi yasaklı idi ve ilk seçimde iktidarı elde eden partinin “Genel Başkanı” olmasına rağmen Başbakan olamadı, yerine Sayın Abdullah Gül bu görevi üstlendi.Yasak kalkınca Sayın Gül, hiç tereddüt etmeden “emaneti” sahibine iade etti.Akabinde, 24 Nisan 2007’de Sayın Recep Tayyib Erdoğan, kendisinin Cumhurbaşkanı olmasının önünde hiçbir engel yokken; “Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Abdullah Gül kardeşimdir” diyerek, Türkiye’nin bir numaralı koltuğunu “kardeşine” teslim etti.

Sayın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı süreci dolunca;birkaç günün içinde, hiçbir siyasi krize mahal verilmeden Türkiye’nin bir ve iki numaralı koltuklar el değiştirdi; Sayın Abdullah Gül görevini “kardeşi” Sayın Recep Tayyib Erdoğan’a; Sayın Recep Tayyib Erdoğan ise görevini “kardeşi” sayın Ahmet Davutoğlu’na devretti. Sayın Ahmet Davutoğlu da, Türkiye’nin çok zor bir sürecinde devraldığı görevi, herkesin beklediğinin çok üstünde bir başarı ile ifa ettikten sonra, O’da görevi “abisi” Sayın Binali Yıldırım’a devretti.

Bu kısa özeti şunun için yapma gereği duydum; birincisi Türkiye’nin siyasi tarihi belediye meclis üyelikleri, belediye başkan adaylıkları, genel başkan aday adaylıklarında bile havada uçuşan sandalyeler eşliğinde, kavga dövüşle geçen örneklerle doludur.Hal böyle olunca, özellikle muhalefet partileri bu “görev” değişimlerinde, ya da “bayrak yarışlarında” mutlaka bir “kriz” beklentisi içine girmişlerdir. Haklılarda, çünkü geçmişte hep böyle olmuş, geçmişe bakarak bugünü yorumlamaya çalıştıkları için böyle bir beklenti oluşuyor. İkincisi ise, her seferinde kriz baronlarının planlarının tutmadığını ,tutmayacağını (daha doğru bir ifade ile tutmayabileceğini) ilk kez AK Parti Türkiye siyasetine göstermiş oldu.

Fakat yukarıda da değindiğimiz gibi; eğer meseleyi salt “koltuk” meselesi görürseniz, kendinizi zorlamayın yaşanan durumu anlayamazsınız. Üstelik beyniniz “error” verir, peyin hücreleriniz iflas eder!

Tabi şunu da ifade etmekte yarar var; her insanın “büyük savaş” verdiği birde nefsi var, böylesi durumlarda nefsin rahatsız olması, duygu çöküntülerinin olması da son derece insani bir durumdur, önemli olan bunun kalıcı bir hal almamasıdır.

Bir önceki yazımızda da ifade ettiğimiz gibi; Sayın Ahmet Davutoğlu bu toplumun kalbinde derin bir iz bıraktı. Zerre kadar şüphemiz yok ki; Türkiye’nin dağını-taşını delip sadece yolları değil; gönülleri de, kalpleri de buluşturan Sayın Binali Yıldırım beyde aynı hizmeti, bayrağı devraldığı yerden devam ettirecektir.

Sayın Binali Yıldırım’ın kendi ifadesiyle; “yaptıkları, yapacaklarının teminatı” olacaktır.Bu ise muhalefeti daha da işkillendirecektir. Zira muhalefet Sayın Binali Yıldırım’ın “yaptıklarını” çok iyi biliyor. Ve şunu farkındalar; Binali Yıldırım’ın olduğu yerde başarı “sonuç”tur. Bunu karşı geldikleri, AYM’ye koşarak durdurdukları projelerden biliyorlar. Muhalefet yine “sana sevdanın yolları, bize kurşunlar” şarkısının nakaratını tekrarlayacağını çok iyi biliyorlar.

AK Parti’nin22 Mayıs’ta yaptığı 2. Olağanüstü Kongre, son derece “olağan” geçti ve malum ilan edildi.Yine bir önce ki yazımızda değindiğimiz gibi,Sayın Cumhurbaşkanı bir “sistem değişikliği” yapmak istiyor, bu çok net. Ana Muhalefet Partisi ise, “cesedimizi çiğnemeden asla!” havasıyla savaş çığırtkanlığı yapıyor.Keşke arkadaşlarından biri, “sistem değişikliği” ile “rejim değişikliğinin” aynı şey olmadığını anlatabilse Sayın Kılıçdaroğlu’na.

Kongre’de çiçeği burnunda Başbakan önemli mesajlar verdi; “Yolları böleriz, ekmeğimizi böleriz ama ülkeyi asla böldürtmeyiz” diyerek, “önceliklerinin” beklendiğive olması gerektiği gibi “terör belası” olduğunu ifade etti.Diğer önemli konular ise, Yeni Anayasa ve Başkanlık Sistemi, yani sistem değişikliği.

Konuşmalarda, “Partili Cumhurbaşkanı” sürecinin başlayacağını da net bir şekilde aldık.Lakin bunun bir aşama olduğunu kabul etmekle birlikte; boşuna zaman kaybı ve ülkeye patinaj çektirmektir. Olması gereken şey “Başkanlıktır”. Tabi, bu durumun müsebbibi de isteklisi de Sayın Başbakan değil, “gelenekçi”, “tutucu”, “yeni” gördüğü her şeyi “öcü” sanan muhalefet partisinin ayak diremesinden kaynaklanan zorunlu ve geçici bir formüldür.

Su akıp yolunu bulacaktır, bundan asla şüphe duymuyoruz.

Bu arada CHP, hayatının “ilk” doğrusunu “hesaplı” bir şekilde dokunulmazlıkların kaldırılmasında yaptı.Hem meselenin halka gitmesinin önünü kapatmış oldu, hem de meydanlarda “biz teröre bulaşanların yargılanmasını destekledik” deme hakkı elde etti.Tam bir şark kurnazlığı!..

Ben, 22 Mayıs AK Parti Olağanüstü Kongresinin Ülkemize, Gönül Coğrafyamıza ve dünyaya barış, huzur ve eşitlik getirmesini temenni ediyorum.

Hem ülkemizin, hem Gönül coğrafyamızın sorumluluklarını omuzlarına alan Sayın Başbakanımıza kolaylıklar ve başarılar diliyorum. Allah mahcup etmesin…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Mustafa Kansu Mustafa Kansu 02.10.2017 17:29

Erdem Bey Uzun yazınızın tamamını dikkatlice okudum, tam bir içtenlikle Yazdığınız kanaatine vardım, yazının tamamının altına imzamı atarım söylenenleri şu anki şartlarda reisimiz Recep Tayyip Erdoğan sayesinde ulaşabileceğimizi umuyorum. Samimi içtenlikle ülkenin kurtuluşuna hizmet etmek için çırpındığınızı da hissettim. Allah yar ve yardımcınız olsun.

İbrahim Tüfekci İbrahim Tüfekci 02.10.2017 19:55

Erdem Koçoğlu'yu yazısından dolayı tebrik ediyorum.Özellikle bu dönemde herkesi her türlü ırkçı söylemden uzak durmaya çağırıyorum.Bizi yüzyıllardır ayakta tutan Din kardeşliğidir.

Emrullah ağca Emrullah ağca 03.10.2017 08:58

Hacım gene çok güzel anlatmışsın keşke bütün müslümanlar aynı davaya baş koyabilse inşallah buda gerçekleşicek rte bize bu yolu allahın izni ile açıyor.yazın için teşekkürler.

Nurgül Demircioğlu Nurgül Demircioğlu 03.10.2017 20:48

Sayın Erdem Koçoğlu makaleniz mükemmel ,herharfine kesinlikle katılıyorum .Tebrik ediyorum başarılarınızın devamını diliyorum

Yücel Yıldırım Yücel Yıldırım 05.10.2017 18:33

Allah razı olsun duygularıma tercuman olduğunuz için. Allah sevdiklerinizle beraber; ömrümüzü bereketli ,hayırlı ve sağlıklı eylesin. Dünya ve ahiretiniz mamur olsun.

Ömer Yılmaz Ömer Yılmaz 09.10.2017 13:04

Erdem hocam yüreğine kalemine sağlık keyifle okudum hislerimize tercüman olmuş teşekkür ederim.

SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık