• 23 Ocak 2017, Pazartesi 9:49
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

Başkanlık Sistemi ve SP'nin İtirazı

Bir önceki yazımızda "Başkanlık Sisteminin getirileri" üzerine fikirlerimizi ifade etmiştik. Mecliste yapılan değişiklikle ilgili birinci tur oylama sonrasında, 18 Ocak tarihinde ikinci tur oylamaya geçildi ve 21 Ocak'ta ikinci tur oylama da AK Parti-MHP ittifakının istediği yönde gerçekleşti. Yasama bu anlamda görevini yerine getirmiş, meseleyi esas sahibinin, milletin önüne koymuş oldu. Bundan sonra her şey milletin elinde.  Millet de çok büyük bir oranda yasamanın aldığı karar doğrultusunda kararını verecektir. Anketler minimum %62 oranında "Evet" ile sonuçlanacak bir referanduma gittiğimizi salık veriyor.

Yine bir önceki yazımızda, "Keşke CHP ideolojik bakarak Başkanlık Sistemine değil de, içerik olarak bir tahlil yapsa ve bunun üzerine eleştiri getirebilse;böylece sürece de katkı sağlamış olsa" anlamına gelen ifade kullanmıştım. Maalesef CHP,  her zaman ki tavrıyla hiç bir mütalaa ve tahlile gerek duymadan, ideolojik saplantıyla sürece katkı sağlamadığı gibi, süreci sabote etme yolunu seçti. Bir kez daha gördük ki, Türkiye'nin temel sorunu İktidar değil;iktidarsızlığın paranoyaya dönüştüğü bir "muhalefet" daha doğrusu "muhalefetsizlik" sorunudur.

Bu tahlili yapamayan CHP'nin yerine, Mecliste dahi olmayan ama "fikri" olan SP'den itiraz geldi. Bana kalırsa bu sevindirici bir gelişme;ideolojik değil, tahlil ve değerlendirme sonucunda "yanlış" bulduğu maddelere itiraz eden bir sesin gelmesi, aslında özlediğimiz, olmasında "rahmet" olduğuna inandığımız bir durumdur. Yapıcı olarak yapılan "eleştirel yaklaşım" yerilecek bir durum değil;aksine sevinilecek bir gelişme olarak görülmelidir.

SP'nin bir kaç maddenin içeriğiyle alakalı itirazının yanında, esas sorunlarının ve itirazlarının "Erkler/Güçler Ayrılığının korunması gerektiği" yle ilgiliydi.

Eğer gerçekten SP'nin anlattığı/iddia ettiği gibi "Erkler/Güçler Ayrılığı ihlal ediliyor"sa, bu demokratik bir ülke için ciddi bir sorun anlamına gelir. Zira "Erkler/Güçler Ayrılığı" ilkesi ihlal edilir ve güç "tek elde" toplanırsa,  tabi ki bu çok ciddi bir sorun teşkil eder. Fakat, bu konuda en büyük hassasiyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında AK Parti'nin gösterdiğini, AK Parti'nin kuruluşundan itibaren biliyoruz. Sürekli "Demokrasi çıtasını yükseltmeye" vurgu yapan bir siyasi partinin böyle bir girişim içine girmesi paradoksal bir durum olur. Dahası "samimiyetsizlik" olarak kabul görür ki, AK Parti halktan aldığı desteği tamamen "samimiyet" testinde gösterdiği performanstan almaktadır.

Başkanlık Sistemi'ni başından beri savunan ve bu ülke için elzem olduğunu söyleyen biri olarak, ben SP'nin söylediğinin tersini iddia ediyorum ve diyorum ki:Bu haliyle "Erkler/Güçler ayrılığı ihlal edilmediği" gibi, değişen yapıyla birlikte Yürütmenin değil,  Yasamanın eli güçleniyor. Bana kalırsa, AK Parti'nin bundan sonra yapması gereken şey birazdan değineceğim konuya kafa yorması ve çözüm üretmesi olmalıdır.

Konuyu açalım:Mevcut değişimle Yürütme'nin işlevsiz hale getirilmesi ve meclisin çalışılamaz hal gelmesi mümkündür. Zira, eğer Cumhurbaşkanı çıkaracak parti Milletvekili çoğunluğunu sağlayamazsa yasa ve kanun çıkarması imkansız hale geliyor. Yasama, Yürütmenin direk üstünde kalıyor ve Yürütme, mecliste kendisine destek verecek gizli bir "koalisyon ortağı" bulmak zorunda kalıyor. Yoksa kanun çıkaramaz...

Başkanlık Sistemi'nin belki de "tek açığı" diyebileceğimiz sorunu budur. Evet, hükümet kuramamaktan kaynaklanan siyasi krizleri bitiriyor. Evet, ülkenin değerleriyle barışık olmayan birinin iktidar olmasını imkansızlaştırıyor. Fakat, Meclis'te aritmetik çoğunluğu sağlayamazsa "yasa çıkaramama, kanun yapamama" sorununu çözmüyor. Yani SP'nin iddia ettiğinin tersi bir durum söz konusudur. Ben bunun KHK'lerle çözülebileceğini düşünüyordum ki, burada da aslolanın Meclis, yani Yasama'nın çıkaracağı kararlar olduğunu görüyorum. Hep birlikte göreceğiz ki Türkiye ileride bunu da tartışacaktır.

Yine SP'nin itiraz konularından biri de %10 barajıdır. Bu doğru bir eleştiridir ve baraj hakkaniyete uygun değildir. Fakat, eğer bu şartlarda baraj aşağıya çekilir veya kaldırılırsa yukarıda sözünü ettiğimiz sorun daha da kronikleşecektir. Bunun da çözümü, yine AK Parti tarafından gündeme getirilen "Daraltılmış Bölge" ile barajın %5'e düşürülmesi veya "Dar Bölge" ile barajın tamamen kaldırılması şeklinde mümkün olabilecektir. Fakat, ne yazık ki o gün bu teklif muhalefet partileri tarafından kabul görmemişti. Fakat,  "Dar Bölge"nin de fiili olarak bir "baraj" oluşturacağını, bu sistemi uygulayan ülkelerde görmek mümkündür; %12 oy almış bir partinin hiç Milletvekili çıkaramadığı örnekleri biliyoruz. O zaman, siyasilerin görevi ülkenin önünü tıkamayan bir sistemi bulmaktır,  ki;bugün için bunun adı "Başkanlık Sistemi"dir.

Halkın önüne gelecek "Anayasa Değişikliği Paketi"ne baktığımızda şunu söylemek mümkün:Türkiye için ihtiyaç olan bir değişiklik fakat, unutmayalım ki toplumları yöneten yasalar değil, insanlardır. Eğer o koltuğa oturan insanlar bu ülkenin lehine şeyler yapmak isterlerse en kötü yasa ve yönetim şekilleriyle en doğru hizmetler sunabilecekleri gibi;en doğru yönetim şekli ve yasalarla en kötü yönetim de gösterebilirler. Bunu belirleyen temel faktör ise, o toplumun demokrasiyi ne kadar içselleştirdiğiyle alakalı bir meseledir. Burada yapılan değişim ise,  yönetim aygıtını  "kişilerin inisiyatifinden" kurtarmak ve bir "sisteme" bağlamakla alakalı bir çabadır.

Biliyoruz ki, "Krallık"la yönetilen İngiltere "Demokrasinin beşiği" olarak tanımlanırken,  "Cumhuriyet"le yönetilen bir çok Ortadoğu ülkesi ve Türkiye'de ise hiç bir zaman batılı anlamda "demokrasi" uygulanamamıştır.

Bütün bunlara rağmen, SP'nin "fikir üzerine" itirazını alkışlıyorum ama, bu fikir farklılığına dayanarak toptancılık yapıp kurumsal olarak "Hayır" kararı almasını ise savundukları demokrasi ile bağdaştırmıyorum. Zira içeriğe yaptıkları itiraz, yapılmak istenen "Sistem Değişikliği" yanında, bu ülkenin geleceği açısından çok daha değersizdir. Kaldı ki, küçük partiler için sistem daha geriye götürücü bir durum asla içermiyor. Hatta, SP kadar oy almış bir partinin desteklediği bir ismin Cumhurbaşkanı seçilmesinin önünü açıyor.

Ben, gece-gündüz demeden bu ülkeye bir "eşik" daha atlatmak adına mesai harcayan tüm "Vekillere" bu ülkenin bir bireyi olarak şükranlarımı sunuyorum. Bu değişimin "Millet lehine" değişmesi için çaba harcayan MHP'yi ise tarih hayırla yad edecektir.

Ülkemize hayırlar getirmesi temennisi ile...

NOT: Partili Cumhurbaşkanlığı'nın "isim farklılığı" dışında, uygulama açısından Başkanlık Sisteminden farklı olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle "Partili Cumhurbaşkanı" yerine,  daha çok bilinen şekliyle "Başkanlık Sistemi" kullanılmıştır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık