• 13 Kasım 2017, Pazartesi 10:37
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

Bir Kanunda İki Yanlış: "Et Sorunu"

1989 yılından beri gıda sektöründe çalışıyorum, bu sene sektörün yaşadığı dalgalanmaları enflasyonun %200-300'lerde olduğu, Türk Lirası'nda altı sıfırın atılmadığı dönemlerde bile çok az rastlanan büyüklüktedir. Bunun hem örneklerine, hem de sebeplerine aşağıda değineceğiz fakat, öncelikle yazımızın başlığını oluşturan ve bu yazıyı yazmama sebep olan "Et Sorunu"na değinmek istiyorum.

İfade ettiğimiz gibi, tarımsal ve hayvansal ürünlerde çok az görülmüş dalgalanmaları son 1-1,5 ay içinde yaşadık. Fakat, burada özellikle bir kaç ürün kamuoyunda gündeme oturdu. Birincisi Fındık'tı: O gün de fikrimizi söyledik, Serbest Piyasalarda ürünlerin fiyatlarını "piyasa" belirler; piyasanın belirlemesi ise "arz-talep dengesi" tarafından oluşturulur. Dolayısı ile geçen sene "az" olan fındığın fiyatının "pahalı", bu sene "çok" olan fındığın fiyatının "ucuz" olması, "piyasa şartlarının" doğal sonuçlarıdır, demiştik.

Et'te ise, durum tam tersidir: "Fiyatları oluşturan piyasa" düzeneğine "dışarıdan" müdahale edildi: Devlet.

Bu, iki nedenden dolayı hem adaletsizdir, hem pansuman tedbirdir, hem de uzun vadede sorunu daha derinleştirecek bir hamledir. Adaletsizdir çünkü: Devlet, iki firma adına "taraf" olmuş ve "haksız rekabete" sebep olmuştur. Şöyle bir örnek verelim: Bakkallar / Marketler dükkanlarına sigara alırlarken sigaradan bir "kar" bekledikleri için değil, "müşteri çeksin" diye alırlar. Bugün Devlet, torpil yaptığı iki şirkete bunu sağladı: "Et olsun veya olmasın, her müşterinin önce bu firmalara ait mağazalara girmesini" sağladı. Bu kabul edilemez bir hatadır ve "Rekabet Kurallarına" aykırıdır. İkincisi, milyon dolarla yapılamayacak olan bir reklamı aynı firmalara sağlamış oldu. Zaten bunun içindir ki, başta MİGROS olmak üzere, sektör temsilcileri sorunu "Rekabet Kurulu"na taşıma kararı aldı ve eğer durum düzeltilmezse, "zarar bütçesi" oluşturarak zararına satış yapacağını ilan etti. MİGROS kadar güçlü olmayan firmalar ise, mağazalarını elden çıkarmanın arayışına girdiler bile...Bu birinci yanlışlıktır.

Pansuman tedbirdir çünkü: Ülkede olmayan veya "az" olan, "az olduğu için" de fiyatı "pahalı" olan ürünleri ithal ederek ürünün fiyatı düşürülemez: Kısa vadeli pansuman yapılmış olur, uzun vadeli ise çok daha vahim sonuçlarla birlikte, çok daha yüksek fiyatlarla satılmasını sağlanmış olur. Zira, üretim artırılmadan "ithalat"ta çözüm aramak, zaten can çekişen üreticilerin üretimi daha da azaltmasını, en sonunda ise sektörden çekilmesini getirecektir. Zaten artık "köylü işi" olarak görülen sektöre ilgi oldukça azalmış durumdadır.

 

 

Peki üretim nasıl artırılıp fiyatlar düşürülebilir?

"Fiyatları belirleyen pazardır" formülasyonunu kabul ederek, ithal etmek yerine, hayvancılığın teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu teşvik sonucunda "fiyatların düşmesi" için, maliyet girdilerinin de azaltılması gerekmektedir. Birim / Maliyet iki şekilde düşürülür: Birincisi, daha çok üreterek birim başına maliyet aşağı çekilebilir. İkincisi, girdi kalemlerinde devlet taşın altına elini sokarak maliyeti düşürebilir. Bu, her halükarda "ithal" alışkanlığından daha az maliyetlidir.

Bir taraftan, et-süt üreticileri "maliyet yüksek" diye üretimi azaltıyorken, diğer taraftan devlet çözüm olarak "ithali" gündemine alırsa, zaten "karsızlıktan" üretilmeyen et-süt ürünleri daha da "azalacak" ve bu "azalma" da arz-talep dengesi kuralı gereği fiyatın "pahalı" olmasını getirecektir.

Bu arada, sosyal ve görsel medya da, "Bakın zalimler, ne kadar fiyatları geri çektiler? Demek ki, ne kadar çok kar ediyorlarmış!" yaklaşımının sloganist / popülist açıklamalar olduğunu ve konuyu bilmeden yapılan yorumlar olduğunu ifade etmek lazım.

Neden fiyatlar düştü?

Bir örnek vereyim: Bu sene, "et para ediyor" diyerek memlekete gidip besicilik yapan 5-10 akraba ailenin, o gün "et fiyatı yüksek" diyerek kuzuyu aldıkları fiyatın, bugün, aldıkları fiyatın altında satmak zorunda kaldıkları ve iflasın eşiğine geldiklerini çok iyi biliyorum. Yani, marketler-bakkallar "çok zalim, gaddar" oldukları için değil, ithal et girdisinden sonra, yerli üreticinin zararına da olsa fiyatları geri çekmesinden dolayı fiyatlar geri geldi. Tabii ki, müşterisini kaybetmemek için, marketler-bakkallarda karını minimize ederek ve çoğu kez zarar ederek fiyatları geri çekmek zorunda kaldılar. Gerçekçi ve sahici bakış bu duruma "sevinmeyi" değil, "üzülmeyi" gerektirir. Bir de, Kurban Bayramı'nda canlı hayvanların fiyatlarının market fiyatlarının üstünde olduğunu hepimiz görmüyor muyuz? Oysa, etin en bol olduğu bir süreçtir Kurban Bayramı ve fiyatların geri gelmesi gerekmektedir ama, öyle olmuyor. Besici, maliyetinin altında -haklı olarak- satmak istemiyor, satamıyor. Kurban Bayramı'nın son günü gidip "ucuza" aldığınız Kurbanın "ucuzlama gerekçesi" ne ise, şu anda marketlerde de etin ucuzlamasının gerekçesi odur. O yüzden ben, Bayramın son günü gidip "ölü fiyatına" Kurbanlık almak istemem; bilirim ki, benim "ucuza kapattım" diyerek bayram ettiğim Kurbanı, o fiyattan satan satıcı kara kara düşünmekte ve bir senelik emeğine yanmaktadır.

Şimdi biz soralım:

Devlet, daha adil bir çözüm olarak Et Balık Kurumu mağazalarını açmış ve hem vatandaş, hem de esnaf gayet memnun, en azından "eşitlikçi" bir şekilde ticaretlerini yapmaktaydılar. Kim, hangi akılla, durup dururken, Küçük ve Orta Boy İşletmeler (KOBİ)'in canına okuyan bu firmaları "tekel" konumuna getirdi, neden? Cevabını kamuoyuna bırakıyorum...

Fakat şunu ifade edelim; Kimse merak etmesin, market-bakkallar can çekişiyor, yakında -kalanları da- musalla taşında hep birlikte göreceğiz. Lobisi olmayanın canı çıksın!..

Sosyal Devlet, büyüğü değil, küçüğü; zengini değil, fakiri korur. En azından ben böyle düşünüyorum...

Aynı konu, sebze-meyve için de geçerlidir: Efendim, tarla da 50 kuruş, markette 2 lira. Eee, evet: siz sebze-meyveyi "demir" mi zannediyorsunuz? 50 kuruşluk sebze-meyvenin 50 kuruş nakliye gideri, 1 lira "fire" gideri yok mu? İsterseniz yaz günü iki kilo domatesi iki gün tezgahta tutun, bakın bakalım ne kadarını satabileceksiniz? Türkiye bu popülist - sloganist söylemlerden uzaklaşmalı, bir an önce reel çözümler üzerinden kafa çatlatmalıdır.

Şimdi bir kaç fiyat:

Son bir ay içinde: 17 TL'ye gelen tereyağı 32 TL'ye, tenekesi 290 TL'ye gelen peynir 400 TL'ye,nohut 15-20 TL'ye  çıktı, bunu tezgahlarda sizlerde görmektesiniz.  Siz bunları da "zalim-gaddar" market-bakkallara mı bağlıyorsunuz? Devlet bunları da "ithal" ederek mi çözmelidir? Serbest piyasada hiç bir market-bakkal "pahalı" satmak istemez; korkunç rekabet döngüsünün içinde ayakta kalmak için "ucuz" satmaya çalışır. Kim ki size tersini söylüyorsa, bilin ki sizi kandırıyor.

Hayatımda, dünyalık için hiç şikayet etmedim ve hep ideallerimi kişisel menfaatlerimin, kazancımın önüne koydum ama, bilmelisiniz ki, hiç olmadığı kadar zor durumdadır market- bakkallar. Keşke bir de gelen giden vurmasa, ona da şükredeceğiz ama nerede!

Zabıtadan maliyeye, sağlıkçılardan tarımcılara, gelen herkese tek ayak üstünde hesap veriyoruz!

Marketler: tabelası büyük, kazancı küçük; tabelası büyük olduğu için de herkesin gözü üstünde olan kuruluşlardır (Küresel ve ulusal temsilciler söylediklerimizin dışındadır).

Muhabbetlerimle...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık