• 14 Mart 2018, Çarşamba 16:29
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

Dini Güncellemek...

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, özellikle ilahiyatçıların dine dair yaptıkları yorumların karmaşıklığına dikkat çekmek maksadıyla söylediği  "Dini güncellememiz lazım" ifadesi olumlu/olumsuz epeyce tepki aldı.  Cumhurbaşkanının bu açıklaması siyaseten riskli ve tehlikeli bir açıklama olarak okunabilir. Nitekim öyle de oldu; "Dinin güncellemesini teklif etmek küfürdür" anlamına gelebilecek açıklamalar dahi yapıldı.

Peki gerçekten Din güncellenebilir mi? Dinin kendisi bu meseleye nasıl bakıyor? Sayın Cumhurbaşkanı, "Dinin güncellenmesinden" neyi murad etmektedir? Bu sorular ve bu sorulara ilahiyatçıların sosyal,  ya da yazılı/görsel medya üzerinden getirdikleri yorumlar üzerinden bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Öncelikle şunu ifade etmem gerekiyor: Bendeniz İmam-Hatip Lisesi çıkışlı olmama rağmen, kendimi İlahiyatçı olarak görmüyorum. Dolayısı ile "Din" gibi önemli ve hassas bir konuda "fetva" vermek gibi bir amacım da yok, haddim olduğunu da asla düşünmem. Fakat, işin usulü açısından, Efendimizden sonra başlayarak günümüze kadar yaşanan uygulamalar çerçevesinde bir değerlendirme yapmak daha doğru olacaktır.

"Din güncellenebilir mi" sorusuna benim verdiğim cevap: Evet güncellenebilir, güncellenmelidir.

Peki ne demek dinin güncellenmesi?

Bir defa şunu ifade etmekte fayda var: Din, Hilafet makamı olduğu süreç içinde zaten hep güncellenen, günün sorunlarına-ihtiyaçlarına cevap veren bir mahiyet taşımaktaydı. Dinin güncellenmesinin durması ve Dinin durağanlaşması Hilafetin kaldırılmasıyla başlayan bir süreçtir.

Bu ne demek?

İlk önce Dinin "başvuru kaynaklarına" bakmamız gerekiyor. Bizim Fıkhımıza (İslam Hukukuna) göre Dinin dört başvuru kaynağı vardır: Birincisi ayettir, ikincisi Hadis / Sünnettir, üçüncüsü İcma ve dördüncüsü Kıyastır.

İşte Dinin bu dört başvuru kaynağından ilk ikisi, yanı Ayet-Hadis İslamın/Dinin eğip-bükülemeyen, güncellenmekten ve ek yapmaktan beri'i kurallar bütününden oluşur.  Fakat diğer iki kaynak, yani İcma-Kıyas ise, ilk iki "Ana kaynaktan" beslenerek, günün şartlarına ve ihtiyaçlarına cevap verilmek üzere Dini sürekli güncelleyen ve canlı tutan, hayatın her yerine her zaman dokunulmasını sağlayan kaynaklardır.

İşte mesele tam burada kilitlenmektedir:  İslamın / Dinin güncellenmesine hizmet eden, temel başvuru kaynaklarımızdan olan İcma-Kıyas Hilafetin kaldırılmasıyla birlikte by-pas edildi, işlerliği ve işlevliğini ne yazık ki yitirdi. Sorunda tam bu saatten sonra başladı zaten...

Ben Sayın Cumhurbaşkanının söylediklerine katılıyorum, Din güncellenmelidir. Ne ben, ne Sayın Cumhurbaşkanımız bunu söylemekle zinhar Dini "reforme" edelim demiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanının da kastının bu olmadığına yüzde yüz eminim. Kastedilen "güncelleme" İslam'ın ilk iki kaynağının noktasına-virgülüne dokunmadan, bugünün şartlarına-sorunlarına-ihtiyaçlarına bu iki ana kaynaktan beslenerek cevap verilmesi gerektiğini ifade etmektir.

Şöyle düşünelim: Eğer İcma-Kıyas müessesi olsaydı, bütün İslam uleması toplanacak, tartışacak, farklı yorumlardan bir içtihad çıkaracak ve bu bütün İslam alemi için bağlayıcı bir hüküm olacaktı. Fakat bugün Dinin güncellenmesi fonksiyonunu üstlenen İcma-Kıyas müessesi işlemediği için, her bir Din adamından farklı bir ses-farklı bir yorum gelmekte ve İlim-İlahiyat-Din-Ulema insanlarının "İttifak" sağlama aracı olmaktan çıkıp; tekfir etme, ayrıştırma, kutuplaştıran "ihtilaf" aracı haline gelebilmektedir. Bu durum ise, hem Dinin, hem Dindarın değersizleşmesine, güvenirliğinin kaybolmasına, ciddiye alınmamasına sebep olmaktadır.

Örneğin: İslam Alimlerinin-İlahiyatçıların daha toplumun % 50'sini oluşturan kadınların Dindeki yeri üzerinden ittifak yaptıklarını söylemek mümkün değildir. Aksine, her farklı bir yorum ihtilafları çoğaltmakta, konunun magazinleştirilmesine sebep olabilmektedir.

Bendeniz "Dinin güncellenmesini", Mevlana'nın "Pergel Metaforuna" benzetiyorum. Mevlana, Pergel Metaforu ile şunu açıklar: Der ki, pergelin bir ayağı değerlerimizde sabit kalmak şartı ile diğer ayağı ile herkesi kucaklayacak büyük bir daire çizilebilir ve herkesin bu dairede yer alması sağlanabilir.

Dinin Güncellenmesi de, pergelin sabit ayağı konumundaki Ayet-Hadis sabitelerinde kalmak şartı ile bu sabitelerin ışığında ulemanın günün sorunlarına-taleplerine çözüm ve ittifak odaklı cevap sunmasıdır. Ve bana kalırsa, İslam Aleminin bugün en büyük problemi bu güncellemeyi yapacak; ihtilafları kaldırıp ittifakı sağlayacak müessesinin (İcma-Kıyasın) işlerliğini kaybetmiş olmasıdır. 

Sayın Cumhurbaşkanının, yine bana kalırsa, çok ama çok önemli açıklamasında iki kesimin rahatsız olduğunu söylemek mümkündür. Birincisi, geleneksel Din anlayışı ile kurulan sistemlerinin zarar göreceğini düşünen çevreler. İkincisi ise, bunu fırsat bilerek Dine/Dindara karşı kinlerini kusmak için mevzide bekleyenler. Bana kalırsa bu açıklamada bu kesimlere ekmek çıkmaz. Sayın Cumhurbaşkanı, bir siyasetçinin politik gerekçelerle ağzına almaya cesaret edemeyeceği önemli bir konuya dikkat çekmiştir. Bunu fırsata çevirerek, Müslümanların sorunlarına "ortak cevap" verecek bir yapının oluşturulması için önemli bir başlangıç olarak almak hepimizin lehine olabilecektir.

Din, Hz. Nebi'ye indiği andan itibaren, bütün insanlığın bütün sorunlarına cevap verecek şekilde tamamlandı ve kıyamete kadar tazeliğini/diriliğini koruyacaktır. Fakat bu taze/diri kalma fonksiyonu ancak Din adamlarının-Ulemanın da güncellenmesi ve 1400 sene geride kalmadan, Dinin sabiteleri olan Ayet-Hadis ışığında güncel yorumlar/çözümler sunabilmeleri ile mümkün olabilecektir.

Kısacası, Ayet-Hadis sabiteleri canlı ve diridirler fakat onları yorumlayacak makamlarında canlı ve diri olmaları gerekiyor. Tabii bunun için de birbirini tekfir eden, birbirini yalanlayan; Dini yorumlamayı bir magazin programı anlayışıyla değil; bütün Müslümanların hayatına dokunan ve hayatlarına yön veren kurallar bütününe aracılık yapmak gibi bir sorumluluk taşıdıkları şuuruyla hareket etmeleriyle mümkün hale gelebilecektir.

Allah, ihtilaflarımızı azaltıp ittifaklarımızı çoğaltsın.

Kalbi muhabbetlerimle...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

telekom site alt
yukarı çık