Bir akrabamızın rahatsızlığı için iki abimle Erzincan’a gittik,oradan da yine başka bir hasta ziyareti için Elazığ'a geçtik. Erzincan, Şavak Aşiretimizin yoğun olarak yaşadığı illerden biri;haliyle eş-dost-akraba da çok…Anadolu’ya her gittiğimde,Anadolu’nun sıcaklığını,saflığını iliklerime kadar his ederim.Anadolu insana adeta “insan olduğunu” hatırlatıyor.

Fakat, yazımın konusu Anadolu’nun bu arı-duruluğu değil;bu arı-duruluğu kirleten,pisleten,mayasıyla asla uyuşmayan terörün bölgede geldiği son nokta hakkındadır.”Erzincan’dan Elazığ’a” başlığı bunun için önemlidir.Bölgeyi bilen ve ziyaret edenlerin çok iyi bileceği bir geçitten;”Mütü Köprüsü” geçidinden bahsetmek istiyorum.

Mütü Köprüsü, Erzincan-Erzurum yolu üzerinden Tunceli İl sınırlarına Fırat üzerinden geçişin sağlandığı köprünün adıdır.Hem Mütü Köprüsü,hem Mütü Köprüsünün üzerinde konumlandığı,Erzincan-Erzurum arasında uzayan Mütü Deresi,hem de Mütü Deresinden itibaren Erzincan-Erzurum’u Tunceli üzerinden Elazığ’a bağlayan Kalan (Munzur Dağlarının devamı,Bingöl ve Erzurum’a kadar devam eder) son 30-40 yıldır PKK terör örgütünün en çok olay yaptığı,eylem gerçekleştirdiği,vatandaşlarımızın can ve mallarına kastettiği en önemli geçitlerden birini oluşturur.

En son bu yazın, 7 Haziran sonrası HDPKK’nın topyekun Almanya-Hollanda ve ABD adına isyana kalkıştıkları süreçte,canlı yayında tırların ateşe verildiği,yanarak dereye tırların uçtuğu yerden bahsediyorum.Burası,Barış Sürecinde televizyon ve gazetelere “Antalya değil,Tunceli Kutu Deresi” diye haber yapıldığı yerinde başlangıç noktası…

Mütü Köprüsü ile başlayan, Kutu Deresi ile son bulup Tunceli’ye bağlanan yolun mesafesi yaklaşık 90 km. Fakat,tamamen dağlardan ve dağlar arasındaki vadilerden,yirmi ayrı tünelcikten geçildiği bir yer olduğu için yaklaşık 2-3 saat sürüyor.

Mütü Köprüsüne girmeden önce, arabamda “AK Parti adına” ne kadar evrak varsa,bu süreçte bile imha ederek yola koyulmak zorunda kaldığımız bir geçitten bahsediyorum.Zira,bölge halkının ifadesi şu; “PKK artık bitti,kalanlarda strateji değiştirdi.Artık halka zarar vermiyorlar,hedeflerinde Kamu görevlileri ve AK Parti mensupları var”. Hal böyle olunca, bittiklerine kanaat etmemize rağmen, tedbir olarak bunu yapmak zorunda kaldık…Şükür ki,PKK’nın yanında değil,hedefinde olan bir yerde yer alıyoruz.Büyük bir şeref…

Bu ülkenin vatandaşları,kendi ülkelerinde,yıllardır sırf “Kürt halkının haklarını korumak” adına yola çıktığını iddia eden;aslında ise Kürtler ve Türkler dışında bölge üzerinde hesapları olan bütün küresel güçlerin paralı askerliğini yapan PKK terör örgütü yüzünden bu yolu kullanamaz oldu.Bunun yerine,Elazığ’dan Erzincan’a veya Erzincan’dan Elazığ’a gitmek için Elazığ-Bingöl-Karlıova-Erzurum yolunu takip ederek,önce yaklaşık 150-200 km doğuya gittikten sonra geriye dönmek ve 300-400 km’lik bir yolu kat etmek zorunda bırakıldı.

Oysa bu bölgenin güvenliği sağlansa,ya da en azından PKK “Kürtlerin hakkını savunma” sevdasından vazgeçerek Kürtlere hayatında bir kez de olsa iyilik yapsa;bölge öncelikle tam bir turizm merkezi olabilme potansiyeline sahip…

Gözünüzü kapatın ve yaklaşık 2-3 saat boyunca doğayla baş başa, dağlardan ve vadilerden, kuş ve su sesi eşliğinde,mis gibi bir havada seyahat ettiğinizi hayal edin.Biz gittiğimizde,nerede ise yolun başlangıcından bitimine kadar dağlar karlarla kaplı,toprak daha kış uykusunu yaşıyor,çiçekler karların erimesini bekliyordu.

Barış Sürecinde vadi boyunca oluşturulan göletler dağılmış, Pülümür’ün suları ve kavurması ile meşhur mesire alanları tarumar edilmişti…

Ne uğruna?

Tunceli’ye “hizmet” etmek uğruna!

Değerli dostlar, Anadolu gerçekten “Ana-dolu”dur;her bir dağı,taşı,vadisi,çiçeği,böceği sizi bağrına basmak,sizlerle hemhal olmak;sizi emzirmek,bağrına basmak için hazır…Bunun önünde ki tek engel:PKK.

Fakat merak etmeyin,”Ana-dolu” kendi öz evlatlarının eliyle;yeniden,bir kez daha,bir kez daha ve bir kez daha…Bizi bağrına basmak,bizi göksüyle emzirmek,”Ana” olduğunu haykırmak için bütün şefkati,merhameti ve anaçlığıyla bağrına basmak için “pisliklerden” temizlenmeyi bekliyor.Bu “temizliği” yol boyunca o kadar net his ediyorsunuz ki, PKK’nın bıraktığı leş kokusu sonrasında,Süleyman Soylu tarafından “temizlenmiş” ve lavanta dökülmüş bir hissiyat yaşıyorsunuz!

Koku alamayan ben; gönül gözüyle Süleyman Soylu’nun temizlik sonrası döktüğü lavanta-lale-gül kokularını iliklerime kadar his ettim!

Devlet olarak eksiğimiz var/dı: Doğu-Batı doğrultusunda uzayan 4-5 ayrı yolumuz varken;Kuzey-Güney’i birleştiren bir tek yolumuz yok/tu.Şimdi,başta konu ettiğim Elazığ-Erzincan olmak üzere,3-4 noktada Kuzey-Güney’in birleşeceği yollar yapılıyor,bitmek üzere.

Yollar,sadece bölgeleri birleştirmez,çok daha önemli bir şey yapar:Gönülleri,kalpleri,yürekleri birleştirir;Anadolu’yu birleştirir.Bu birleşmeler sağlandıkça,bütün “pislikler” kendiliğinden yok olur!

Ana-dolu dün Batının,Hollanda'nın steplerinde beslenen ineklerin memesinden beslenen “paralı askerleri” tarafından iğfal edilmişti; şimdi Anadolu’nun memesinden beslenen evlatları tarafından temizleniyor, gözümüz aydın olsun!

Boşuna mı Süleyman Soylu, “PKK Mart-Nisan’ı göremeyecektir” dedikçe Almanya-Hollanda-Belçika-ABD hop oturup-hop kalkıyor zannediyorsunuz?

“Paralı askerleri” bitiyor!

“Mesele üç-beş PKK’lı, FETÖ'lü terörist değil arkadaş,siz hala anlamadınız mı?”

Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER