• 25 Ocak 2016, Pazartesi 13:42
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

Hasan Karakaya…

Vefatı vesilesi ile ilk yazıya Hasan Karakaya  ile başlamak benim için bir vefa borcudur.  Zira soluk soluğa okuduğum,takip ettiğim bir yazar,yazardan öte ağabeyimizdi Hasan Karakaya...

Tarzını beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz,seversiniz veya sevmezsiniz ama İslam-i cenahın hiç eğilmeyen kalemi  idi Hasan Karakaya...

Kalemi güçlü,inandığını yazan,inanmadıklarını korkusuzca eleştiren gözü pek bir Müslümandı ,her şeyden önce...

Sevgisi de,nefreti de,kızması da, tevazusu da, öfkesi de Müslümanca ve Müslümanlar içindi. İslam'a ve Müslümanlara kem gözle bakanın, hakaret edenin kimliğine bakmadan tüm şiddeti ile karşı gelir, nasıl bir ses tonu ile hakaret etmiş, nasıl bir üslup ile muamele etmiş ise aynısı ile muamele etmekten, aynısı ile cevap vermekten asla çekinmezdi.

Herkesin konjonktüre  göre hareket ettiği bir dönemde;fikriyatını bile atmosfere göre dizayn ettiği bir süreçte böylesi korkusuz kalemleri görmek çok mümkün olmuyor.

28 Şubat'ın karanlık günlerinde,tankların ve paletlerin sesleri arasında vicdanlı bir sesi mumla aradığımızda ilk karşımıza çıkan hiç şüphesiz Hasan Karakaya olurdu.

Bugünün liberal,özgürlükçü,hatta İslamcı yazarların yazı yazmaktan çekindiği, askere selam durduğu  dönemlerde bile,  Hasan Karakaya darbenin de,darbecilerin de karşısında korkusuzca duran ender isimlerdendi.

Hasan Karakaya, Müslümanların gür ve korkusuz gazetesi AKİT / VAKİT Gazetesinin her şeyiydi. Genel Yayın Yönetmeni olarak başında bulunduğu gazeteyi hep mazlumların sesi, nefesi olarak gördü.

Onun için hakkında yüzlerce dava açıldı, mahkemeden mahkemeye koştu.Yetmedi Gazetesi aleyhine dönemin azametli paşaları tarafından toplu davalar açıldı. O da yetmedi, gazetesine baskın yapıldı, keskin nişancılarla bir "terör yuvasına" girer gibi medyanın gözü önünde baskın yapıldı, yöneticileri hakkında davalar açıldı.

Ama ne AKİT/VAKİT Gazetesi ne Hasan Karakaya bu baskıların hiç birine boyun eğmedi, aksine meydan okumaya devam etti.

Konjoktürel, reel politiğin kurallarına göre hareket etmedi hiç bir zaman...

O'nun tek "reeli" HAK adına haklının ve mazlumun yanında olmaktı ve hep de öyle yaptı.

Bugün AK Partinin iktidarında Müslümanların,mazlumların,garibanların yanında durmak her kişinin işi olabilir ama dünün karanlık döneminde bunu yapmak,  Hasan Karakaya gibi Allah dışında hiç kimseden korkmayan samimi insanların işiydi.

Sümerolog  Muazzez İlmiye Çığ, "Baş örtüsü Sümerler döneminde fahişelerin giysisiydi" dediğinde de, baş örtülü kızlara "fahişe" diyen Fatih Altaylı'nın karşısında da, İstanbul Üniversitesinde Kemal Alemdaroğlu başkanlığında daha sonra CHP'nin vekilleri olacak olan Nur Serter'in "İkna Odaları"nın karşısında da, Malatya İnönü Üniversitesi Rektörü Fatih Hilmioğlu'nun "%34 değil, %99 ile de gelseler iktidar olamazlar" hezeyanının karşısında da hep önce Hasan Karakaya ve gazetesi oldu.

Sivri dilli idi, ama bu dil sadece zalime karşı bir ok gibi işlev görürdü.Mazluma, mağdura karşı ise oldukça müşfik ve sıcak idi.

Hasan Karakaya, ilahi kanunun tecellisinin ifadesi olarak aramızdan ayrıldı:

"Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle haşr olunursunuz"

Kasan Karakaya bir Müslüman, iyi bir Müslüman gibi yaşadı.Bu hal üzerinde Cumhurbaşkanımızın Suudi Arabistan gezisinde Mescid-i Haram'dan Mescid-i Nebeviye seyahatinden sonra Peygamberimizin mübarek kollarında ve huzurunda, bir Mekke'nin Fethi arifesinde gönülleri bir kez daha feth ederek, uğruna mücadele verdiği Dinin Sahibine yürüdü.

Peşinde milyonların şehadeti  ve dualarını alarak, ülkenin en önde gelen Din adamları ve Devletin zirvesinin katıldığı bir Cenaze Namazı ile...

"Allah'ı seven, O'nun dinine hizmet edenleri  önce Allah sever, sonra tüm kullarına sevdirir" ya, işte Hasan Karakaya ağabeyin hayatının özeti bu oldu.

Allah mekanını Cennet eylesin,ailesinin ve hepimizin başı sağ olsun...

 

NOT: Bundan böyle haftalık yazılarımla Boldhaber 'de siz değerli  dostlarımızla buluşacağız. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık