• 28 Haziran 2016, Salı 9:35
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

İsrail ve Dış Politika

Değerli dostlar, iki gündür sosyal medya üzerinden ülkemizin İsrail ile vardığı "antlaşma / uzlaşma" üzerine sıkı bir tartışmanın yürütüldüğünü görmekteyim.
Bendeniz de, naçizane fikrimi beyan etmek isterim. Özellikle söz konusu "İsrail" olunca İslami cenahın yüzünün ekşidiğini çok iyi biliyor ve anlıyorum.
Çok değerli, hakikaten "dava adamı" ruhuyla olaya yaklaştıklarını bildiğim birçok arkadaşımın bile, varılan bu antlaşmaya tepkilerini ortaya koyduklarını görüyorum.

Sormamız gereken soru şu:
Biz İsrail'in zulmüne mi karşıyız, yoksa bizatihi İsrail'in varlığına mı?
Eğer cevabımız ikincisi ise, bu İsrail'in savunduğu argümanları haklı çıkarır. Zira İsrail, batı dünyasında "antisemitizm" propagandası ile "İslamofobi"yi dünyaya kabul ettirme çabasındadır.Ve büyük oranda da başarmıştır...
Yani biz o zaman şunu söylemiş olmuyor muyuz: İsrail bütün şartlarımızı kabul etse de, biz hiç bir şekilde İsrail ile barış istemiyoruz.

Eğer meramımız buysa, bu anlayışla dış politika yürütülemez. Biz İsrail ile "dost" olmak zorunda asla değiliz ama, illa da "düşman" olmak zorunluluğumuz da yok. En azında ülke olarak, dış politika olarak...

Bireysel olarak husumet de besleyebilir, sevmeyebilir ve düşman da görebilirsiniz (ki, ben bunu da doğru bulmam) ama, ülke bunu bir "dış politika anlayışı" haline getiremez, getirmemelidir.

Eğer, İsrail gibi "dünyayı yönettiğine" inandığım bir ülke, Türkiye'nin taleplerini kabul etme noktasına gelmişse bunu büyük bir başarı olarak görmek lazım, ben öyle görüyorum.
Bunu yazarken, asla içinde, kıyısında-köşesinde olduğum partimin her söylediğini onaylamak gibi bir saikle söylemiyorum.Hatta bu konuda eleştirilerimde olabilir, oluyor.
Örneğin,
Ben Rus uçağının düşürülmesinin -haklı da olsak- bir hata olduğunu daha o gün söylemiştim. Sebep şu, dış politikada herkesle problemli olarak yol almanız mümkün değildir. Bir denge gözetmek zorundasınız. Eğer, başta Suriye olmak üzere, dış politikada, hatta terör konusunda Batı ve ABD ile aynı noktada durmuyorsanız, Rusya ile problemli olamazsınız, olmamalısınız.
Kaldı ki, ülkemiz yeni yeni ayakları üzerinde durmaya çalışan bir ülke... Şahinlik yapmak için son yıllarda aldığımız yolun birkaç misli daha yol almamız gerekiyor. "Su uyur düşman uyumaz" atasözü, her daim teyakkuzda olmamız gerektiği için söylenmiş bir sözdür...
Bizim herkese pazılarımızı göstermek yerine; inatla ve ısrarla daha çok yatırım, daha çok demokratikleşme ve daha çok "Milli Silah" yapmak gibi bir çabamızın olması gerektiğini düşünüyorum.
Özetle,
Hükümetimizin İsrail ile geldiği noktayı olumlu buluyorum, isteklerini kabul ettirmesini ise büyük bir diplomatik başarı olarak okuyorum.
Bir dipnot:
Akbabalar gibi Osmanlının üzerine üşüşen haçlı anlayışına karşı,belki de Osmanlının en kıymetli Padişahı olarak kabul edeceğimiz Abdulhamit Han Hazretlerinin, 33 sene boyunca yaptığı tek şey; eksik ve güçsüz olarak gördüğü yönlerini tedavi etmek, güçlendirmeye çalışmak olmuştur. 
Fikrim o ki, eğer içimizdeki hainler (bugün olduğu gibi) olmasaydı, Osmanlı İmparatorluğu hayatiyetini bile devam edebilirdi. Zira, o günde Osmanlı, düşmana karşı savaştan önce; batıda yetiştirilmiş, batının "kurşun askerleri" haline getirilmiş Jön Türkler ve İttihat-Terakki çeteleri tarafından yıpratılmış,birliğini koruyamayacak noktaya getirilmişti.
O yüzden, "Bir Türk dünyaya bedeldir" hamasi nutuklar atmak yerine; Batının yakaladığı ekonomik, teknolojik,siyasi ve demokratik seviyeyi yakalamak,hatta geçmek gibi bir çabanın içinde olmak,daha doğru bir yoldur diye düşünüyorum.
Selam ve dua ile...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Mustafa Kansu Mustafa Kansu 13.11.2017 11:59

Makaledeki teşhisleriniz gerçekten çok isabetli. Ben hayvancılık marketçilik işlerini bilmem ama gerçekten çok isabetli yorum getirmişiniz. Elinize kaleminize kuvvet ama bunu çok kişilerin duyması gerek. Hakikaten üreticiyi düşünmek lazım ona arka çıkmak lazım,sade şahsımızı düşünmemek lazım. Kolay gelsin hocam.

Ahmet Ahmet 13.11.2017 16:10

Erdem abi doğru tespit etmişsin,dengeler arz-talep üzerine belirleniyor,küçük esnafın sorunları gündemde olmuyor,taşıma suyla değirmen nereye kadar döner,besiciliği cazip hale getirmek fazlasıyla teşvik vermek varken senin deyiminle pansuman yapılarak günü kurtarma işine giriyorlar,yazınız ve değerli görüşleriniz için teşekkür ederim.

Rustem akcay Rustem akcay 13.11.2017 17:25

Hocam bu yaziyi reise gönder .etrafindakiler okusada bir sey anlamaz

Rustem akcay Rustem akcay 13.11.2017 17:25

Hocam bu yaziyi reise gönder .etrafindakiler okusada bir sey anlamaz

Cemal Göktepe Cemal Göktepe 13.11.2017 23:33

Allah razı olsun çok güzel tespit leriniz bizde bu piyasanin içinde biri olarak bakkal larla ve marketcilerle aynı düşünüyorum gelecegimizden çok endişe içindeyiz yetkililerin bir an önce bu hatalardan dönmelerini bekliyor uz

Mustafa Avcılar Mustafa Avcılar 14.11.2017 08:25

Erdem hocam, bilgilendirici ve akıcı yazı için teşekkürler, tebrikler. Hocam 2007 yılında makarna sektöründe idim; Dünya gazetesi işletmemizden sektörle İlgili görüş istedi ve orada şunu belirtmiştik. Türkiye gibi aynı anda dört mevsimin yaşandığı, verimli toprakların olduğu, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke neden Tarımda, hayvancılıkta hatta turizmde, Dünya liginde ilk üçte değil sorusuna cevap aramıştık. Aradan 10 yıl geçmiş maalesef durum ortada. Selamlar, saygılar

Erkan Akbay-istanbul Erkan Akbay-istanbul 14.11.2017 21:20

Açık yüreklilikle yazılmış makalenizi çok begendim.Devletine bağlı ülkemin güzel insanlarının birçoğunun dile getirmeye cesaret edemediği düşünceleri aktarmış sınız.Allah razı olsun.ilkeli yazılara devam İnşaAllah.

SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık