• 05 Aralık 2017, Salı 7:51
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

Reza Zerrab Davası

15 Temmuz sonrasında yaptığımız ilk toplantıda: "Türkiye, her anlam da dünden daha iyi bir noktadadır. Küresel güçler adına Ülkemizi işgale gelen hainler bize felaketi yaşatmak istediler ama; aldığımız dualar, Ülkesi için Şehit olmak için yarışan imanlı vatandaşlarımızın ve tabii ki Allah'ın takdiriyle  bu gece rahmete dönmüştür. Fakat, bilelim ki bu saldırılar kesilmeyecek, devamı gelecektir. Ve muhtemelen bu daha çok ekonomi üzerinden olacaktır" demiştim.

Ben müneccim değilim ama, "düşmanımızı" iyi tanıdığım için öyle bir öngörüde bulunmuştum: Düşmanlarımızı hem rehberimiz Kur'an anlatıyor, hem ecdadımız yaşayarak bize hatırlatıyor. Haçlılar ve haçlı zihniyetliler Osmanlı'yı parçalamak, Sultan Abdulhamid'i tahttan indirmek için nasıl ki "topu ve tüfeğiyle" geldiler ve yıkmayı başarana kadar gelmeye devam ettiler; onların torunlarının da aynı şeyi yapacaklarını bilmek müneccimlik değildir.

Düşmanı yenmenin, yenemiyorsanız durdurmanın en bilimsel yöntemi "düşmanı tanımak" ile mümkün olabilir. Bana kalırsa bu yönde bizim oldukça zaaflarımız var maalesef. Fakat, bugün bu zaafları konuşmayı; yangın çıkmışken, "yangını çıkaranı sorgulamak" olarak telakki ettiğim için bunu yapmak istemiyorum.

Bugün, "Türkiye büyük ailesini" ateşe sürüklemek isteyen birileri varken, vatanını -milletini seven herkesin önce eline benzin ve çakmakla koşuşturan düşmanın önünde set olmak; kendisinin yanması pahasına, ülkesinin yakılmasına müsaade etmeyecek vatandaşlara, yani bizlere ihtiyaç var.

İlkesel bir duruş sergilemek gerekiyor: bizler, "büyük Türkiye ailesi" olarak kendi sorunlarımızı sonuna kadar tartışırız, eleştiririz fakat; asla bir "namahrem elin" hanemize girmesine, hanemize müdahale etmesine, hanemizin problemlerinden faydalanarak hanemizi kirletmesine müsaade etmeyiz, edemeyiz, etmemeliyiz.

Amerika'da bir "tiyatro" oynanıyor, adı: Reza Zerrab Mahkemesi!

Bir kere şunu net olarak ifade etmeliyiz: bu kesinlikle ve kesinlikle "hukuki" bir dava değil, "siyasi" bir davadır. Buradan "hukuki" bir sonuç beklenemeyeceği için, siyasi her sonuç işin hazır olmak zorundayız.

Öncelikle şu "marka" olan "FETÖ"yü açıklıkla tanımamız, tanımlamamız lazım: FETÖ, ABD istihbarat örgütü CIA'dir. FETÖ, klasik anlamda tanımlanan bir terör örgütü değildir. Problem şu: bu sefer ki işgale gelen ABD'nin "istihbarat elemanlarının" isimleri Ahmet, Mehmet, Ali, Veli olduğu ve "bizden" bildiğimiz adamlar olduğu için biz bunlara CIA değil, FETÖ adı verdik. FETÖ, ABD'dir, CIA'dir. Şimdi artık "FETÖ'nün Hakim ve Savcılarının başlattığı Reza Zerrab Davası" dediğimizde daha net anlaşılıyor değil mi meselenin tarafları? Kısaca bu dava, ABD'nin hakim-savcılar marifetiyle Türkiye'ye karşı ilan ettikleri "Ekonomik Savaş"tır.

Geriye gidip süreci hatırlamaya çalışırsak: süreç CIA'nin 17-25 Aralık'ta Türkiye'de başlattığı savaşla başladı. O gün, Halk Bankası üzerinden yapılan ticareti sonuna kadar destekleyen biri olarak, tıpkı MİT Tırları gibi, bunu faş eden kişilerin "yerli ve milli" olamayacağını söylemiştim. Çünkü; Türkiye'nin lehine olan bir ticareti, Türkiye lehine olan insanlar tarafından faş edilemezdi. Faş edenin "Türkiyeli" olma ihtimalini ben aklıma anlatamadım. Tıpkı bugünkü gibi...

Bugün ABD'de yaşanan "Mahkeme Tiyatrosu"nda, bana kalırsa, meseleyi "Ambargoyu delmekten" çıkarıp "yolsuzluk soruşturmasına" dönüştürecek ve buradan Sayın Cumhurbaşkanı'na ulaşmaya çalışacaklardır.

Peki nereden çıktı bu iddia?

Ben bu süreçte meseleyi Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın yanında duranlardan değil; " Recep Tayyip Erdoğan gitsin de, ülkenin ne olacağını sonra düşünürüz" diyen, Esed zihniyetliler üzerinden takip etmeyi tercih ettim, hep yapmaya çalıştığım gibi...

Orada mesele şu minval üzere yürüyor: "Hırsız; hırsız bakana, hırsız banka üzerinden ne kadar rüşvet dağıttığını anlatıyor" (Yılmaz Özil). Yani "karşı taraf" Amerikalılardan daha cevval davranmış, mahkemeyi çoktan sonlandırmış bile!.. Ve karşı tarafın gündeminde "ambargonun delinmesi" hiç yok: "rüşvet çarkı" anlatılıyor.

Şimdi bir kaç soru soralım: ABD'ye elini kolunu sallayarak giden Zerrab sanıklıktan tanıklığa terfi ettikten ve bu terfiye ödül olarak "tasmasını" çözdürdükten hemen sonra, nasıl oluyor da CHP "yolsuzluk dosyalarını" gündeme alıyor? Neden AB "FETÖ'yü terör örgütü olarak görmediğini açıklama gereği" duyuyor? Nasıl oluyor da, eski Beyaz Saray Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, daha önce ret ettiği "Ankara'nın yönlendirmesiyle verdiği danışmanlık hizmeti" iddiasını, tam da Zerrab'ın "zinciri çözüldükten" sonra, tıpkı Zerrab gibi "itirafçı" oluyor ve bir önceki iddiasının tam tersini söylüyor? Ve tamamen farklı konular olmasına rağmen, neden Amerikan Wall Street Journal (WSJ) Gazetesi bunu "Türkiye'yi daha da sıkıştırabilir" diye dünyaya servis ediyor? (Oda TV) Nasıl ve neden CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger, "AK Parti ve CHP nasılsa PYD'de siyasi bir partidir" diye açıklama yapmak ve Alman TV'lerinden Erdoğan'ın istifasını istemektedir? Nasıl oluyor da bu "Mahkeme Tiyatrosu"na ABD'liler, Emre Uslu'lar ve CHP'liler katılıyorlar? CHP, bu mahkemeye neden "umut" bağlamış durumdadır? Bunun kendilerine gelen "belgelerle" bir bağlantısı olabilir mi?

Açıkçası ben, hayatımın her döneminde katakulli oyunlarla insanları, liderleri, devletleri hizaya getirmeyi asla kabul etmedim, etmiyorum. Babam da olsa asla yanlışın yanında olmadım, olmam ama; ABD, bu mahkeme de Sayın Erdoğan ile ilgi bize nasıl bir belge gösterirse göstersin, benim vereceğim cevap, "yürü git ordan" olacaktır. Siz çok mu dert ediniyorsunuz Türkiye'de ki yolsuzlukları? Bizim ülkemizin "zenginliklerinin çalınmasını (!)" ne zamandan beridir ABD dert edinmeye başladı? Siz bizim zekamızla dalga mı geçiyorsunuz? Sadece Türkiye'nin değil, bütün İslam ülkeleri başta olmak üzere; Afrika'nın açlıktan ölen insanların dahi bütün zenginliklerini "çalan, talan eden" siz değil misiniz bre gavurlar?

Birileri, bizim tarihimize Sultan Abdulhamit Han'a "Kızıl Sultan" yazdırdıkları gibi; Sayın Erdoğan'a da "Kızıl Erdoğan" dememizi murad ediyor. Hayır, hayır, hayır...Sonsuz kere sonsuz hayır. Sayın Erdoğan asla "Kızıl Sultan" değildir. O, "Sultan Abdulhamit"tir, öyle kalacaktır. Hiç şüphemiz yok ki Sayın Erdoğan bir kuldur, bir fanidir, yanlışları vardır, olacaktır. Allah katındaki değeri "günahlardan münezzeh" olması değil; "günah da işleyebilir" bir kul olmasındandır. Fakat, eğer bir CHP'li bile, "Ben, 65 senelik diplomatlık hayatımda, Avrupa ülkelerinin Recep Tayyip Erdoğan'la uğraştıkları kadar kimseyle uğraştıklarını görmedim" diyorsa, bizim için "kötü" olma ihtimali olamaz. Çünkü biz çok iyi biliyoruz ki: bir kişi hem sizin, hem bizim için "iyi" veya "kötü" olamaz. Örneğin, FETÖ sizin için "iyi"dir, bizim için haindir. PYD / YPG sizin için "iyi"dir, bizim teröristtir. Tıpkı bunun gibi: Erdoğan sizin için "kötü" ise, bizim için "kesin iyi"dir.

Sayın Erdoğan'a sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hesap sorabilir; ABD-AB soramaz. Ben, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bunu kabul etmiyorum, ret ediyorum ve sonucu ne olursa olsun tanımıyorum.

Biliyoruz: Hem CHP, hem CHP'ye "belgeleri" servis edenlerin amacı 16 Nisan'da önüne geçemedikleri Partili Cumhurbaşkanı Sistemi'nin tahkim edileceği 2019 seçimleridir. Biliyoruz: sizlerin amacı bunun üzerinden Erdoğan'ı yıpratmaktır; muhtemelen bunun için de dava sonucunu seçim öncesinden ilan etmeyi planlıyorsunuz. Biz biliyoruz fakaaat...

Sizler: Sayın Erdoğan'a tuzak kurmaya çalıştıkça; bizler daha çok kenetleniyor, daha çok bileniyor, daha çok çalışıyor, daha çok dua ediyor ve daha çok safları sıklaştırıyoruz. İşte siz, bunu farkında değilsiniz.

Göreceksiniz: 2019'da da, bizim "sıklaştırdığımız" saflar arasından  "şeytanlar" yine geçemeyecektir!..

Muhabbetlerimle...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık