• 14 Şubat 2017, Salı 9:40
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

Suriye'de Neler Oluyor?

Türkiye, Suriye'ye "haklı" gerekçelerle giren tek ülkedir. Sekiz yüz kilometre sınırı bulunan, ülkesine her gün mermilerin düştüğü, vatandaşlarının hayatını kaybettiği ve PKK'nın Suriye kolunun sınırda devlet kurmaya çalıştığı, başta Irak ve Suriye olmak üzere, bütün Orta Doğu'nun başına bela edilen DEAŞ'ın sınırında "Bayrak" diye bez parçasını sallandırdığı bir ülkeden bahsediyoruz.

"Bununla ilgili söylenecek bir söz olacağını sanmıyorum" diyesim geliyor ama, hayır;  CHP söylenecek sözün olduğunu haykırıyor ve diyor ki, "Bizim Suriye'de ne işimiz var? Başkalarının vatanı için neden Mehmetçiklerimiz Şehit oluyor?"

Konuya kafa yormayan, sadece CHP'nin söyledikleri üzerinden meseleyi anlamaya çalışan vatandaşlarımız da,  "Hakikaten yahu, bizim başka ülkede ne işimiz var, başka bir ülke için neden Mehmetçiklerimiz Şehit oluyor?" diye düşünerek, bizim gerçektende "başka ülkenin toprak bütünlüğü için" Suriye'de olduğumuzu düşünür!

Türkiye, insani gerekçelerle Suriye'de olmak isteyebilir, bunu CHP anlamasa da vicdanı olan herkes anlar fakat; bu meseleye kafa yoranlar çok iyi bilir ki, bizim Suriye'de olmamızın sebebi "Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak" için değil;  "Türkiye'nin toprak bütünlüğünü korumak" içindir. Ve orada Şehit olan her bir Mehmetçiğimiz de Çanakkale'de, Hakkari'de, Van'da Şehit olmuş gibidir. Zira, Çanakkale'nin de, Hakkari'nin de, Van'ın da toprak bütünlüğü;  El Bab'da, Cereblus'da, Rakka'da başlıyor.

Bu temel tespiti ortaya koyduktan sonra, gelelim "Suriye'de neler oluyor?" sorusunun cevabını aramaya. . .

Suriye'de artık bir "savaş" yok!..

Suriye, dünyanın gözleri önünde bir "kobay" olarak kullanılıyor;  küresel ve hegemonik emelleri olan ülkelerin,  yeni silahlarını test ettikleri bir poligona dönüştürülmüş durumdadır Suriye…

Suriye, bütün leş kargalarının salya sümük kan kokusu aldıkları ve pazarlıklara oturdukları bir ülke konumundadır.

Türkiye, kendi "bekası" için bu "poligona" girmek zorunda kaldı, gerekçelerini yukarıda anlatmaya çalıştık. Fakat, gerçek olan şu ki,  "poligon" içinde manevra yapmak, zayiat vermemek ve en önemlisi de salimen çıkmak çok kolay değildir.

Suriye ile ilgili yazdığım her yazıda buna dikkat çekmeyi bir görev telakki ediyorum…

Nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu anlamamız için bir kaç örnek vermek isterim.

Türkiye, Suriye nedeniyle İran, Irak, Rusya, İsrail, ABD ve bir bütün olarak bütün AB ülkeleriyle rahatlıkla "düşman" olabilir. Zaten "dost" olduğunu söylemekte imkansız…

Uluslararası biliminin başlangıç cümlesi,  "Uluslararası ilişkilerde dost" olmayacağıdır. Bugün "dost" dediğiniz yarın "düşmanınız",  "düşman" dediğiniz "dostunuz" olabilir.  Dost ve düşman kelimelerini tırnak içine almam bundandır, "sözde" dost ve sözde düşman olduğunu anlatmak için…

Hatırlayalım, Türkiye Şengay'a yaklaşma emareleri gösterince "Çin'in Doğu Türkistanlılara yaptığı zulüm" bir numaralı gündemimiz oldu.

Türkiye, özellikle Suriye konusunda Rusya ile dirsek temasına geçince Rusya uçağı "tarafımızdan" düşürüldü!

Türkiye, İran ve Rusya ile "Suriye'de ateşkesin sağlanması" için Kazakistan'ın Astana şehrinde yapacağı antlaşmanın arifesinde,  yine "tarafımızdan" Ankara'da Rus büyükelçi vuruldu. Masaya pazarlık için oturacak Dışişleri Bakanımız, havaalanında iner inmez bu haberle sarsıldı ve bu "ruh haliyle" masaya oturmak zorunda kaldı.

FETÖ ve PYD konusunda ABD ile problem yaşayan Türkiye,  Trump'la yeniden ilişkilerini düzeltme sürecine girip CIA başkanının Türkiye'ye geldiği bir günde Rusya "yanlışlıkla" bizim askerlerimizi vurdu!

Ne Rusya, ne ABD günahı kadar bizi sevmez!. . Her ikisi de rakibine karşı güç elde etmek için hayati bir konumu olan Türkiye'yi kah gönlünü okşayarak, kah terör örgütleri üzerinden aba altında sopa göstererek, kah ekonomik tehditlerle politikalarına uygun hareket etmeye zorlamaktadırlar.

Türkiye, şimdiye kadar mayın tarlasından geçerken, çok stratejik hareket ederek ve "denge politikası" güderek çok önemli kazanımlar elde etti. Umarım, yanlışlıkla mayına basacak bir hata yapmaz ve umarım poligonda "kazara" bir hedef haline gelmez.

Türkiye'nin tarihi bir kırılmanın eşiğinden geçtiği doğrudur; bunun gününün de 15 Temmuz İşgal Girişimi olduğu kanısındayım.

Çok, ama çok uyanık olmalı ve kenetlenmeliyiz, başka bir Türkiye yok. Bu tarihi kırılma sürecini "birlik" olarak aşabiliriz.

Son olayda Rusya,  "Biz koordinatları Türkiye'den aldık, orada olmamaları gerekirdi" dedi.

Bizim Genel Kurmay Başkanlığımız,  "Hayır, biz on gündür oradaydık ve bu biliniyordu" dedi.

O zaman ihtimaller şöyle sıralanabilir:
1-Eğer, Genel Kurmayımızın verdiği bilgi doğruysa, ki; biz bunu doğru kabul etmek zorundayız. O zaman Rusya,  "ABD ile yakınlaşırsanız bizim B planımız da" var mesajı vermiş olabilir.

2-Eğer Rusya'nın söyledikleri doğruysa ve hala içimizde Rusya'ya "yanlış koordinat" verecek hainlerimiz varsa, vay bizim halimize!

Özetle Türkiye, iki kutuplu dünyanın her bir kutbuna hakim olmak için güç savaşına girmiş olan devletler arasında, mayınla döşenmiş poligona girmiş, poligondan mayınlara basmadan yol almaya çalışıyor.

Peki, Türkiye bunu başarır mı?

Evet başarır;  kendi içinde ihanet yaşamazsa, başarır.

İşte o zaman Yeni Türkiye yolunda hayati bir adım daha atılmış olur.

Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık