• 10 Temmuz 2016, Pazar 13:36
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

Suriyelilere Vatandaşlık Hakkı...

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ülkemizde "misafir" olarak bulunan Suriyeliler ile ilgili bir üst aşamaya geçileceğini haber verince tepkiler yükselmeye başladı.Olay öyle bir noktaya getirildi ki, kimisi bu atılacak adımın "Arz-ı Mevud'a hizmet anlamına geldiğini" bile söylediler.Yanı, "Kutsal Kitap Tevrat'da Yahudilere vaat edilen topraklarda Büyük İsrail Devletinin kurulmasına hizmet edildiğini" iddia edenler bile oldu.

Bu iddiaya göre, Recep Tayyip Erdoğan ise bu açıklamayı Arz-ı Mevud'un gerçekleşmesine katkı sağlamak için yapmıştır!

Kanımca, bu eleştirilerin temelde üç  nedeni olabilir;birincisi, kalben buna inanmış, gerçekten de Sayın Cumhurbaşkanımızın da bilerek veya bilmeyerek bu amaca hizmet ettiğini düşünerek yapılan eleştirilerdir.Ki, ben buna asla katılmıyorum.Şunun için, biz sadece duygularımızla ve elimizde ki bilgilerle yorum yaparken;Cumhurbaşkanımız bütün istihbarı bilgilere sahip,ülkenin iç ve dış politikasını gözlemleyerek hareket ediyor.Başta mülteciler olmak üzere; bütün meselelerin uluslararası ilişkilerde bir "pazarlık" konusu yapıldığını da biliyorum.Ama ben oraya girmek dahi istemiyorum;ben,daha çok meselenin ,insani,vicdani ve İslami kısmıyla ilgilenmek istiyorum. İkincisi ise, faşizan gerekçelerle vatandaşlık hakkının verilmesine karşı olmasına rağmen, bir Müslüman olarak bunu ifade de zorlandıkları için, bunu "Vatan,Millet,Sakarya" edebiyatının arkasına sığınarak ifade etmeye çalışan bir grup var. Üçüncüsü ise, zaten seçim vaadi olarak açıklama yapmış ve eğer iktidar olurlarsa bütün Suriyelileri sınır dışına çıkaracağını söyleyen bir kesim var...

Şahsen ben, üçüncü kesim hiç ilgilendirmiyorum.Zira, bunlarla Suriyelileri "ortak paydada buluşturan" hiç bir ahlaki,insani ve İslami değer yoktur.Dolayısı ile bunların açıklamaları beni yaralamıyor da...Bunların zihin kodları, bu insanları ölüme gönderen, şehirlerini ve evlerini iktidarı uğruna başlarına yıkan Esed ile aynıdır.Dolayısı ile, bunlara "neden böyle düşünüyorsunuz?" sorusunu sormakla, bu soruyu Esed'e sormak arasında bir  fark yoktur.

Benim meselem; "iktidar olursak Suriyelileri sınır dışı yapacağız" diyerek seçim çalışması yapan CHP'ye "vicdansızlar,insafsızlar" diyerek diş bileyen, "Ümmet kardeşliğinden" dem vuran, konuşmalarını "Muhacir-Ensar" perspektifiyle süsleyen , "Ümmetin bir parçası" olarak ifade ettiğimiz bizim cenaha...

Öncelikle şunu ifade edelim; Suriyelilere vatandaşlık hakkı vermek bir tercih değil, bir zorunluluktur.Yani, 5-6 senedir ülkeleri ateşe verilen, ölümden kaçarken cesetleri kıyıya vuran bir insan topluluğunun dünyanın gözleri önünde heder edilmesinin getirdiği bir zorunluluk..

Hiç şüphe yok ki,Suriyelilere yapılabilecek en büyük iyilik, ülkelerini ateşten kurtarmak ve yurtlarına dönmelerini sağlamaktır.Ama, ne yazık ki 7 milyar dünya insanı bunu beceremedi.Bunun karşılığında geriye kalan tek doğal sonuç ise, bu insanları hicret ettikleri yerlerde daha insani şartlarda yaşamak için iyileştirmeler yapmak olmalıdır.Yapılmak istenen de budur...

Ne yapılabilir?

Bir kaç madde ile konuyu açıklarsak sanıyorum meramımız daha net anlaşılacaktır.

1-Sayın Cumhurbaşkanımızın ilk günden itibaren söylediği, sınırımızda belli bir derinlikte güvenli bir bölge oluşturmak ve bu insanları burada tutarak hayatlarını korumak.(Bu konuda da emin değilim, olamam.Zira, Boşnakların BM ülkelerinin gözetimi altındaki bir bölgede Sırplar tarafından soy kırıma tabi tutulduklarını canlı olarak yaşadık)

2-Mevcut durum devam ettirilebilir.Yanı, biz beş senedir sizi besledik, kaç sene süreceğini bilmediğimiz sürenin sonuna kadar sizi beslemeye devam edelim, diyebiliriz ki; bu, hem bu insanlara büyük bir eziyet ve zulümdür, hem de  ülkemizin altında kalkmakta zorlanabileceği bir yük anlamına gelmektedir.

3-Hayır,bu durum artık ülkemizin bir gerçeğidir ve bu  durum sürdürülemez denilerek, hem bu insanların ayakları üstünde durmasını sağlamak, hem de ülkemiz üzerinde oluşan yükü hafifletmek anlamında, deyim yerinde ise; bu mazlumlara sürekli balık vermek yerine, balık tutmasını öğretmektir.Ki, şu anda yapılmak istenen, sözünü ettiğimiz üçüncü yoldur.

Kanımca,bu yol en doğru,en insani, en vicdani, en önemlisi ise en İslami olan yoldur.Hani,biz Müslümanlar için "İslamiyeti yaşayamıyorsak hicret etmek farzdı" ya, bu insanlar sadece İslami kurallarla değil, hiç bir şekilde ülkelerinde yaşayamıyorlar ve hicret etmek zorunda kalmışlar.Bizler, eğer Ensar olamıyorsak, en azından bir Necaşi olmak zorunda değil miyiz?

Kaldı ki, bu insanlar bizim ülkemizde yaşamak ve vatandaşlık almak için can atmıyorlar.Aksine, ülkeleri normalleşirse, %80-90 oranında geri gideceklerini söylüyorlar.Cumhurbaşkanının bu açıklamalarından sonra "Vatandaş olmak için" kuyruğa giren Suriyeliler de yok..Bugüne kadar 500 kişi başvuru da bulunmuş, tahmini olarak bu talebin 10-20 arasında olacağı sanılıyor.Zaten, bu durumda bütün Suriyeliler için geçerli bir durumda değildir,şartları yerinde olanların faydalanabileceği bir imkan...

Suriyelilerin ülkemizde "vatandaş olmamaktan" kaynaklı neler çektiğini bilen biri olarak bu iyileştirmeyi sonuna kadar destekliyorum ve bu imkanı sağlayan Sayın Cumhurbaşkanımıza Suriyeliler adına şükranlarımı sunuyorum.

Bizim Suriyeliler başta olmak üzere, bize sığınan tüm sığınmacılara neden kucak açmamız gerektiğiyle ilgili bir de tarihin bize yüklediği sorumluluklar var.Esasen bizim medeniyetimiz ile batı medeniyeti (medeniyetsizliği de diyebilirsiniz) arasında ki temel fark budur; batılılar insanları yurtlarından etmişlerdir, biz yurdumuzu onlara yurt bellemişizdir.

Bizim ecdadımız, sadece Müslümanlara değil, Yahudileri bile zulümden kurtarmak için gemiler göndermiş ve onları bağrına basmıştır.Bizim medeniyetimiz ve inancımız; evsizi, kimsesizi yolda bırakmaya,yalnız bırakmaya asla müsaade etmez.Bizim medeniyetimiz, bize kimsesizlerin kimsesi olmak, yolda kalmışların yol arkadaşı olmak misyonu ve sorumluluğu yükler.

Öte taraftan; bizim ülkemizin "mazlum coğrafya" veya "gönül coğrafyamız" olarak tanımladığımız insanlar için bir "baba evi" hükmünde olduğunu her daim dile getiriyorum.Nasıl ki, kız baba evinde çıksa bile, mukadderatı kötü giderse döneceği yer, sığınacağı ocak "baba evi" ise; mazlum coğrafyamızın, gönül coğrafyamızın mazlum insanları için  bizim ülkemiz de öyledir.

Bırakın da, bu insanların umudu olmaya devam edelim; devam edelim ki hep umutları olsun...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık