• 18 Eylül 2017, Pazartesi 9:13
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

Türkiye'de Ensest Gerçeği

Şu soruyla başlamak doğru olacaktır: Kötü,  hatta iğrenç bir meseleyi;  gündeme getirerek, farkındalık oluşturarak mı önüne geçilebilir; yoksa,  "yok" hükmünde sayarak,  sümen  altı ederek mi? Benim cevabım birincisi, yani farkındalık oluşturarak ve yasal önlemler alarak önlem alınabilir, en azından minimize edilebilir.

Maalesef, son yıllarda ensest ilişkiyle alakalı bir çok haber yansıdı medyaya. Şüpheniz olmasın ki yaşanan, medyaya yansıyanın çok üstündedir. Özellikle son olarak bir "sanatçı-spikerin" iğrenç haberiyle bütün ülke bir kez daha ensest ilişki rezilliğiyle sarsıldı. Bu süreçte bütün Türkiye gibi benimde sol tarafım sızladı, midem bulandı, karnıma kramp girdi. Sorunu yazıp yazmama konusunda tereddüt yaşadım, önce mübarek "Kurban Bayramı geçsin" dedim, ardından biraz araştırmak istedim:  Bu mesele ile ilgili Türkiye'de durum nedir diye?

İtiraf etmek gerekir ki akademik bir araştırma veya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB)'nın yapmış olduğu bir araştırmaya rastlayamadım. Muhtemeldir ki konunun mahremiyet derinliği ve konuşulmasının bile verdiği rahatsızlık "gündem yapmamak" gibi bir çözüme sürüklemiş gibi görünüyor. Kanımca bu son derece vahim bir bakıştır, umarım öyle değildir ve bununla ilgili ASPB gerekli verilere ulaşmış ve gerekli sosyal, psikolojik ve hukuki önlemler almış ve fakat konunun rahatsızlık yönü dikkate alınarak toplumla paylaşılmamış olsun. Kaldı ki, bana kalırsa bu bile hatadır: Araştırma yapılmalıdır, toplum,  özellikle çocuklar bilinçlendirilmeli ve her türlü tedbir alınmalıdır. Reel olan, olması gereken budur, diğeri geleneksel ve duygusal bir bakış  / kaçış olur.

Konuyu araştırırken, Doğan Medya Grubu'nun Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ile yapılan bir mülakatı okuma imkanım oldu. Mülakat, kelimenin tam anlamıyla Türkiye'de konunun vahametini özetler niteliktedir.  Özellikle,  "Biz devlete başvurduğumuzda,  'Burası Müslüman bir ülke, bu konu burada konuşulamaz' "  mealinde verilen cevap bilimsellikten uzak, indi ve duygusal bir cevaptır ve korkarım olayı kronikleştirmekten başka bir işe yaramamaktadır.

Neden böylesi "hassas" bir konuyu yazdım, yazma gereği duydum?

Bu önemli bir soru, cevaplandırmaya çalışalım:

1-Biz Cumhuriyet'le birlikte hukuk mevzuatımızın hepsini batıdan ithal ettik. Sadece hukuk mevzuatını değil, her şeyini taklit etmeye başladık "Medenileşmek" adına.  Şimdi, bu kadar hayati önem arz eden bir konunun muhafazakar camianın dışında da;bu konuların konuşulmasında bir beis görülmeyen (ki, doğrusu bu olmalıdır) kesimler tarafından da hiç gündem edilmedi. Hatta,  "Size ne kardeşim, işinize baksanıza" anlamına gelecek paylaşımlar yapıldı. Bu duruş,  bu sessizlik,  bana planlı bir çalışma dahilinde toplumu "alıştırma" provası gibi geldi.

2-Türkiye ensest ilişkilerin ilk provalarını "Yerli Dizi"lerde görmeye başladı:  "Fatma Gülün Suçu Ne" dizisi bu iğrenç ilişkileri konu alan bir diziydi ve Türkiye'de "izlenme rekoru" kırıyordu.

3-Bizim "Ailecek izlenebilecek" diziler logosuyla yayınlanan diziler bile 5-6 yaşındaki çocukların "Sevgili" olmalarını konu alır ve üzülerek söyleyeyim,  özellikle "anneler" hülyalara dalarak seyrederler bu dizileri.  Bunun çarpık ilişkileri teşvik etme ihtimalini çocuk psikologlarına sormak isterim doğrusu.

4-Bizim başımıza ne geliyorsa,  "bir şey olmaz" demekten geliyor: fazla değil, bundan 20-30 sene önce Türkiye'de "eşcinsel ilişkilerin var olabileceğini" o günün insanları hayal bile edemezlerdi. Bugün partiler "Eşcinsel evlilikleri" tartışıyor, oyunu artırmak için LGBT dernekleriyle çalışıyor, onların haklarının gönüllü avukatlığını yapıyor. Hatta, Ana Muhalefet Partisi'nin liderinin bir "Porno yıldızı" ile Anıtkabir'e gittiğini hepimiz televizyonlarda izledik.

5-Bizim hukuk müktesebatımızı aldığımız "en çağdaş" ülkelerden İsveç'te ensest ilişkinin "normal" karşılandığını, İngiltere'de ise "olağan" karşılandığını ifade etmekte fayda var. Muhtemel ki, bir kaç kuşak sonra, bizde İsveç-İngiltere kadar "medeni" olmayı tartışırken bu konuyu da tartışıyor olacağız.

6-Türkiye'de Biri Bizi Gözetliyor (BBG) diye bir program yapıldı ve fenomen oldu. Sonra bizim siyasiler bile "Biz PKK'yı BBG gibi izliyoruz" demişti, o kadar hit bir program olmuştu kısaca. Bu programın yapımcısı ile yapılan bir mülakatta,  "amacımız Aile gibi çağ dışı bir kurumu yıkmaktır" anlamına gelen açıklama yapmıştı. Şüpheniz olmasın,  o da "Manevi duvarımıza" vurulan balyozlardan biriydi.

7-Benim çocukluğumda köyde eşini dövmeyen erkeğe "erkek" denmezdi;erkekler de "erkekliğini göstermek" üzere düzenli olarak eşlerini döverlerdi. Diyebilirim ki bizim memlekette (aslında bütün Türkiye'de) eşini  dövmeyen "erkek" yoktu!. . "Kadına şiddet" kamuoyu gündemine geldikten sonra periyodik olarak bu "erkekliğin" gerilediğini gözlemliyorum.  Yani,  bir ayıbın, bir ahlaksızın gündeme gelmesi onu çoğaltmaz, azaltır. Televizyonlarda daha çok görünmesi, çoğaldığından dolayı değil, görünür olduğundan ve gündeme gelecek kadar "önemli bir mesele" olarak telakki edilmeye başlanmasındandır.

Ben,  yarın geç olmadan, bugünden hem ebeveynler, hem toplum, hem de kamuda sorumluluk noktasında olanların tedbirleri alması için bir farkındalık oluşturmak niyetindeyim. Ve sosyal sorumluluk noktasındaki yetkililerin bu konuya dair hukuki bir çalışma yapmaları gerektiğini ifade etmek zorundayım.  Gündeme gelen "sanatçı" ile ilgili verilen kararda, görülmüştür ki konuya dair ele-avuca gelen bir ceza dahi yoktur.

Bu konu en az "Kadın ve çocuğa şiddet" kadar trajiktir ve mutlaka yasal mevzuatın bununla ilgili çalışma yapması gerekmektedir.

Son söz:  Ensest ilişki "Hayvanlar aleminde" vardır ve mazur görülmelidir. "İnsanlar aleminde" yoktur ve asla mazur görülmemelidir.  Hatta bir çok hayvan cinsi bu ilişkiyi yaşamamak için belli bir yaştan sonra grubu terk eder. Umarım,  en az o hayvanlar kadar edepli olunur ve bu toplum terk edilir.

Muhabbetlerimle...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık