• 25 Ekim 2017, Çarşamba 17:39
ErdemKOÇOĞLU

Erdem KOÇOĞLU

Yedi Hilal: İstanbul Konuşmaları ve Raşid Gannuşi

Yedi Hilal Derneği'nin, gelenekselleştirmeye başladığı "Uluslarüstü İstanbul Konuşmaları"nın bu seneki konuğu Raşit Gannuşi idi. 20 Ekim'de Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde gerçekleşen Konferans-konuşmaya ilgi  oldukça yoğundu. Gannuşi, Tunus'ta Ennahda hareketinin lideri;  sanırım "Tunus'un "Erbakan'ı" tanımı en çok Gannuşi'ye yakışır. Önce "Müslümanların haklarını arayan" bir hareket olarak ortaya çıktı, ardından, özellikle Tunus demokrasisi geliştikçe, daha çok "İslam-Demokrasi" çizgisine evrildi ve Tunus'ta eğer bir "demokrasi" den bahsedeceksek, Ennahda hareketini anmamak imkansız olur.

Konuşmayı dinlemeye gelen ve salona sığmayan kalabalıkta en çok göze çarpan ve umut veren konu ise gençlerin  ve  kadınların yoğun katılımıydı. Bu, geleceğimiz için umut verici bir görüntüydü. Yine, Yedi Hilal Derneği Üniversite Birimi'nin Sanat-Kültür çalışmalarına verdiği emeği görmek de ayrı bir umut dağıtıyor. Kendi içinde kurdukları ve artık Türkiye çapından konserler veren Sancaktar Ezgi Grubu'nun, Siyasal-İslam'ın 1990'lı yılların ruhumuzu okşayan marş ve ezgilerini okumaları, hem bir motivasyon, hem de geçmişi anımsamak anlamında kayıt altına alınması gereken bir güzellikti.

Esas konuya dönersek, Gannuşi'nin "İslam-Demokrasi" ikilemini / ilişkisini ve bu ikileme / ilişkileme ile, daha çok "Dini" bir terminolojiye oturan "Cihad"ı tanımlaması ve nasıl anlaşılması gerektiği ile ilgili yaptığı tespitler, sanıyorum İslam ülkelerine yeni bir ufuk açabilir. Biz daha çok uzatmadan, Gannuşi'ye kulak verelim:

- Demokrasi, İslam'la çelişmeyen, insan hak ve özgürlüklerini önceleyen bir rejimin adıdır. Biz bunu böyle söylediğimiz de "ama bu Batının ürettiği bir sistemdir" diyerek karşı geliyorlar. Buna karşı gelenler, öncelikle bilelim ki Krallık ve Diktatörlük istiyorlar. Peki, Krallık ve Diktatörlük çok mu İslami? Biz, İslam'ın ruhuna aykırı olmayan Demokrasiyi olumluyoruz.

- Cihad, Eline silah alıp dağa çıkmak, insan öldürmek değildir. Cihad, hak ve özgürlüklerin elde edilmesi, inançların serbestçe yaşanması ve bütün inançların güvence altına alınması için mücadele etmektir.

- Cihad, sadece Müslümanların değil, bütün inanç gruplarının inancını yaşarken karşılaştıkları yasakların, sıkıntıların bertaraf edilmesi için harekete geçmektir. Din'de zorlama yoktur; Osmanlı asırlarca bu coğrafyada hüküm sürmesine rağmen, asla hiç bir inanç gurubuna müdahale etmemiş, hiç bir etnik yapıyı ötekileştirmemiştir. Biz de bunun mücadelesini vermekle mükellefiz.

- Cihad, bugün İslam Alemi'nin ne durumda olduğunu paylaşmak, Müslümanların dertlerini duyurmak ve İslam'ın sesini dünyanın her bir tarafına yayacak büyüklükte yayın yapacak, dünya medya devleri ile rekabet edebilecek kalitede ve iddia da, El cezire ve TRT Word gibi televizyon kanalları açmaktır.

- Cihad, İslam Dünyası'nın çalışmalarını duyuracak, İslam tarihini konu alacak, İslami yaşamı tanıtacak, kaliteli sinema filmleri yapmak, dünya sinema sektörü ile rekabet edecek kalitede senaryolar  yazacak senaristler  ve Mustafa Akkad gibi yönetmenler yetiştirmekle; ve tabi Kültür-sanata yatırım yapmakla olur.

- Kadınlarımız için de, onların yetenek ve kabiliyetlerini ortaya çıkaracak, bu yetenek ve kabiliyetlerini İslam adına faydaya dönüştürebilecekleri ortamları hazırlamak zorundayız. Kadınlarımız, bu ulvi davanın doğal, olmazsa olmaz paydaşlarıdırlar. Onlara göre de çalışmalar yapmak zorundayız.

- Gençlerimiz, bugünün teknolojisine hakim, kendini geliştirmiş bireyler olmakla en büyük faydayı sağlayabilirler. Bu gençlerin içinde Mevdudiler, Hasan El-Bennalar,  Necmettin Erbakanlar çıkarmak, çıkarabilmek zorundayız. Dine hizmet, günün şartlarına uygun olarak kaliteli, bilgili insanlar yetiştirmekle mümkün olabilir.

Evet, Gannuşi, tam bir "Bilge" duruşla, geleceğe dair geniş bir perspektif sundu programa katılan katılımcılara. Hiç "politik" bir dil kullanmadı: Sahici, sorunlarımıza eğilen, hayatı nasıl konumlandırmamız gerektiğinin altını çizen enfes bir ufuk çizdi dinleyicilere.

Programı birlikte izlediğimiz dostlarla bizde oluşan kanı şu oldu: Sosyo-kültürel programları olabildiğince  "siyasetin merkezinden" uzaklaştırmak gerekiyor. B,u hem siyasetin geleceği, hem  gençliği teveccühü, hem de Ülkemizin geleceği için daha faydalı olabilir. Zira siyasetin merkezine giren çalışmalar; maneviyatın, ihlasın ve  samimiyetin sorgulanmasını getirebiliyor. Bunu, Yedi Hilal'in her programına katılışımda görüyorum. İnsanlar, özellikle de gençler; sadece "öğrenmek / dinlemek / keşfetmek" güdüsüyle programa katılmalılar.

Siyaset-gençlik çalışmalarında şunu ifade etmek faydalı olabilir: "Siyasetin Gençlik Hareketlerini beslediği" bir yapıdan kurtulup, "Gençlik Hareketlerinin siyaseti beslediği" bir yapıyı sağlamak zorundayız. Bu hem geleceğin gençliği, hem geleceğin siyaseti ve hem de geleceğin Türkiye'si için çok daha hayırlı bir çalışma olur.

Gençlik Hareketleri, siyasal ve düşünsel dünyamıza "insan yetiştiren fabrikalar" fonksiyonunda olmalıdır: Hem Gannuşi'nin, hem Gannuşinin saydığı liderlerin bu "fabrikalarda" üretildiği gerçeğini asla unutmamalıyız. Siyasetin gölgesinde, kontrolünde ve angajesine giren Gençlik Hareketlerinin "insan üretme" hele ki "kaliteli insan /dava adamı / lider" üretme ihtimali azaltır. Oysa tersi; yani, Gençlik Hareketlerinin siyaseti besleyeceği  yapı; hem "dava insanı" üretimini sağlar, hem bu üretimden beslenen siyasal dünyamızı  daha zenginleştirmiş olur, hem de siyasetin daha nitelikli bir noktada yapılmasına  öncülük yapmış olur.

"Ev sahibi" konumundaki Üsküdar Belediye Başkanı Sayın Hilmi Türkmen'in kürsüye çıktığında "Söz, sahiplerinin" diyerek konuşma yapmaması, anlattığımız etkileşimin ruhuna oldukça uygundu. Sayın Başkan'a hem bu erdemli tavrı, hem de STK'lara verdiği katkı için bir vatandaş olarak şükranlarımı iletiyorum. Bir teşekkür de, Yedi Hilal Derneği'nin Başkanı Sevgili kardeşim Mustafa Enesoğlu ve onun şahsında bütün yönetim kurulu dostlarıma iletiyorum. "Kalıcı" bir çalışma nasıl oluru gösteriyorlar bize; Allah güç kuvvet versin.

Muhabbetlerimle...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık