• 05 Kasım 2016, Cumartesi 10:21
ErolERDOĞAN

Erol ERDOĞAN

6-8 Ekim’den 3-4 Kasım’a HDP’nin Sosyolojiyi İnkârı

Dört-beş sene önce “HDP’li vekiller ve belediye başkanları gözaltına alınsa, HDP’li belediyelere kayyum atansa, HDP’ye oy veren halkın tepkisi nasıl olur?” diye sorulsaydı, bunun mümkün olamayacağı veya devletin cesaret edemeyeceği söylenirdi. “Ya olsa” diye ısrar ettiğimizde de insanların çoğu, Doğu illeri ve İstanbul gibi büyükşehirler başta olmak üzere ülke genelinde HDP’ye oy veren herkesin sokaklara çıkacağını ve büyük olaylar yaşanacağını ifade ederdi.

Son gelişmeleri hatırlayalım. Terör örgütü PKK’ya lojistik destek sağlayan bazı HDP’li belediye başkanları görevden alındı. Sonrasında benzer gerekçe ile yine HDP’li bazı belediyelere kayyum atandı. 3 Kasım akşamı başlayıp 4 Kasım gecesinde devam eden operasyonlarla da, haklarındaki suçlamalarla ilgili yargıya ifade vermeyi reddeden eş genel başkanlar başta olmak üzere 12 HDP’li milletvekili gözaltına alındı, bazıları da tutuklandı.

Peki, ne oldu da, kendi oylarıyla seçilen belediyelere kayyum atanmasına, belediye başkanları ve milletvekillerinin gözaltına alınmasına başta HDP’li Kürtler olmak üzere yüzde 10’u aşan kitle ciddi ses çıkarmadı? Çünkü HDP sosyolojiyi inkâr etti. Sorunun cevabı budur. Sosyolojinin inkârı toplumun inkârıdır. Toplumun inkârı bireyin, sokağın, vicdanın, makuliyetin reddidir. Toplumu inkâr eden, vicdanı yok sayan, insanların ümitlerini hor gören sonuçta şah olsa yok kabul edilir.

HDP’nin kendi toplumunu inkârı 6-8 Ekim olayları ile başladı. Maalesef 6-8 Ekim 2014’te Selahattin Demirtaş’ın çağrısı ile PKK’lılar şehirleri yaktılar-yıktılar ve insanları öldürdüler. Sonrasında, PKK tarafından çocukları dağa kaçırılan gözü yaşlı anne ve babaları Diyarbakır Belediyesi önünden kovarak hatta onları Özel Harp Dairesinden ilan ederek, toplum ve vicdan inkârcılığını ileriye taşıdılar. HDP’nin en büyük sosyolojik inkârı ise güçlü olduğu şehirlerde kazdıkları çukurlardı. O çukurlar, HDP’nin yüksek oy aldığı yerlerdeki insanların hayatını zindana çevirdi. HDP’li belediyelerin hizmet yapmak yerine örgütsel faaliyetlerle ayakta duracaklarını sanmaları da aynı inkârın ürünüydü. Kemalistlerin yok saydığı pek çok hakkı kendilerine iade etmesi ve sosyal devlet politikalarından dolayı Kürtlerin en çok sevdiği Türklerden biri olan Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik kullandıkları nefret dili de HDP’nin vicdan, tarih ve sosyoloji reddiyelerine bir başka örnektir.

Bütün bunlar, bir yapının başlangıç ideolojisinden koparak kendini sadece terör ile özdeşleştirmesiydi. Terör örgütleri, belli bir aşamadan sonra ilk varlık gerekçelerinden uzaklaşarak ideolojilerini kaybederler; sonrasında örgütlerin tek bir ideolojisi kalır; yakmak, yıkmak, öldürmek yani terör. PKK zaten öyleydi, HDP de aynı iklime girerek benzer bir yolda ilerlemeye başladı.

Kendi oylarıyla seçilen belediyelere kayyum atanmasına, belediye başkanları ve milletvekillerinin gözaltına alınmasına, son seçimde yüzde 11 civarında oy veren kitlenin ses çıkarmayışı, HDP'nin sosyolojinin inkârı dolayısıyladır. Öncesinde Türkiye’nin sosyolojisini reddetmeye başlayan HDP, 6-8 Ekim’den beridir de HDP’li Kürtlerin sosyolojisini inkâr edip durdu. HDP’nin düştüğü hataya devletin ve siyasetin düşmemesi lazım. 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık