• 14 Kasım 2016, Pazartesi 16:58
ErolERDOĞAN

Erol ERDOĞAN

Başarı benim, hata hepimizin!

ABD seçimlerinden sonra pek çok insanın “Herkes yanıldı, hepimiz ıskaladık, Trump’ın kazanacağını kimse bilemedi” şeklinde cümleler kurduğuna siz de benim gibi şahitsinizdir. Trump’ın kazanacağını kimsenin bilmediği o kadar çok tekrar edildi ki, bu kabullenişe itiraz ederek “Bir dakika ben biliyordum” veya “Filan kişi bunu söylemişti” deme imkânı kalmadı.

Aynen 8-9 Kasım 2016’dan önce “ABD seçimlerini Donald Trump kazanabilir” demenin zorlaştırıldığı gibi. Seçim öncesinde iş öyle bir noktaya gelmişti ki “Hillary Clinton kaybedebilir” diyenlere deli muamelesi yapılmaya başlanmıştı. Oysa bazı gazeteciler ve süreci yakından takip edenler, Trump’ın kazanmasının mümkün olduğunu söyleyip durdular.

Bu arada, kendi hatıramı da anlatayım. ABD’de de sandıkların açıldığı saatlerde bir televizyon kanalında canlı yayındaydım. Stüdyoda 4 kişiydik. Sohbet devam ederken yayına kanalın ABD’deki yazarı da bağlandı. 5 kişiden 4’ü Hillary Clinton’un kazanacağını söyledi. Hatta kanalın ABD’deki yazarı, başka bir ihtimalin imkânsızlığından da bahsetti. Söz bana gelince “Ben şaşırma hakkımı kullanmak istiyorum” diyerek Donald Trump’ın sürpriz yapabileceğine dair inancımı korudum. Bunu söylerken kâhinlik yapmadım, araştırmacı refleksimi kullanarak süreci takip edişime ve konuyla ilgili doğru tahmin yapanlara dayanarak konuşuyordum sadece. 

Yayından önce de, Trump’ın kazanabileceğine dair Twittter ve Facebook’ta paylaşımda bulunmuş, o paylaşımdan dolayı bol ironili dalga geçici cevaplar almıştım. Ben sadece ihtimalden bahsetmiştim zaten, oysa seçimi Trump'ın kazanacağını açık-seçik söyleyenler-yazanlar olmuştu. 

Benzer duruma 15 Temmuz sonrasında da şahit olduk. Darbe sonrasında, Fethullah Gülen ve ekibinin ülkeye darbe yapacak kadar hainleşebileceğini, yapının FETÖ’ye dönüşebileceğini kimse tarafından tahmin edilemediği söylenip duruldu. Oysa yıllardır bu konuda yazan, çizen, anlatan, rapor yayınlayanlar vardı. Onlardan çok azı Biz biliyorduk, biz söyledik” deme cesareti bulabildi, bazıları da toplumsal kabule ters düşmemek için bunu diyemedi, demedi.

Hep böyleydi ama başarıyı kişiselleştirme ve hatayı genelleştirme cingözlülüğüne bu sıralar daha sık başvuruyoruz. Yapmayalım öyle. Neyse odurdiyerek, ne olmuşsa, ne denmişse onu görelim, durumu kabullenelim. İki günlük dünyada böylesi iyidir. Bir şeyi bilememek dünyanın sonu değil, bilmek de dünyanın hepsi değil. 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Av Enver Bakırcı/Gaziantep Av Enver Bakırcı/Gaziantep 22.06.2017 17:50

Lider ağırlıklı partilerin en büyük zaafı dönüşümlerin kurumsallaşamaması sebebiyle liderin iktidarı ile sınırlı oluşu ve kendinden Sonra karmaşa oluşturması diye düşünüyorum

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık