• 24 Mart 2018, Cumartesi 11:14
ErolERDOĞAN

Erol ERDOĞAN

CHP, Seçimi Boykot Edebilir mi?

Önce kısa kısa hatırlatmalar. CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, 13 Mart 2018’de AK Parti ve MHP’li vekillerin oylarıyla TBMM’de kabul edilen ittifak yasasından sonra, adil ve güvenli seçim ortamının yok edildiğini iddia ederek seçimleri boykot ve/veya çekilme çağrısında bulundu. Böke, Twitter hesabından bu çerçevede şu mesajı paylaştı: “… Adil ve güvenli seçim yok edildi. Ya izleyeceğiz ya da gerçek bir seçimin asgari koşulları sağlanana dek boykot ve/veya çekilme seçeneklerini ele alacağız!”

Selin Sayek Böke’nin bu çağrısı “CHP seçimi boykot mu edecek?” sorularını gündeme taşıdı. CHP’nin muhtemel seçim boykotuna dair tartışmalar sürerken CHP’den tersine açıklamalar geldi. Mesela, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Kazanacağımız seçimi neden boykot edelim?” dedi. Kılıçdaroğlu’na “Kazanmama ihtimali belirirse boykotu düşünür müsünüz?” diye soruldu mu, bilmiyorum.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan ise daha net konuşarak şöyle dedi: “Bu yasanın şeddelisini de çıkarsalar millet sandığa gidecek ve her şeye rağmen seçim güvenliğini sağlayacaktır. Bütün bu hilelere karşı çıkan siyasi partilerle beraber, sivil toplum örgütleriyle, halkla beraber milletin iradesini çaldırmayacağız, sandıklara sel gibi akacağız, sandıkları koruyacağız. CHP'nin seçimleri boykot kararı yoktur. CHP, Türkiye'yi bu deli gömleğinden sandıkla kurtaracaktır. Bu deli gömleğini yırtıp atacağız. Kazanacağımız seçimleri niye boykot edelim?”

 

Şimdi bütün bunlardan ne anlamalıyız?

CHP seçimi boykot etmeyi düşünebilir. Ancak, AK Parti-MHP ittifakı karşısında CHP’nin bir ittifak kuramaması halinde, boykotun CHP’de zorunlu bir seçeneğe dönüşme ihtimali vardır. Ancak, böyle bir durum CHP’ye boykot kararı aldırmak için tek başına yetmez, “Boykot cephesi” oluşması ve bu cepheye en azından HDP’nin hatta İYİ Parti’nin dâhil olması gerekir. Çünkü boykotu sadece CHP yaparsa, bu boykot sonuç alıcı olmaz, üstelik CHP oyları böyle bir durumda HDP, İYİ Parti, Vatan Partisi ve Saadet Partisi’ne belli oranlarda yönelir.

 

CHP’de seçim boykotunu düşünen “ekip” boykot çağrısıyla neyi amaçlıyor olabilir?

Burada aklımıza ilk gelen şey, bunun HDP ile bir dayanışma formülü olabileceğidir. Boykotu seslendirenlerin CHP içinde ulusalcı radikal çıkışlarla biliniyor olması, bu niyetin varlığına dair ihtimali güçlendiriyor. Ancak, unutulmaması gereken, CHP’nin bir “bütün” olmadığıdır. Dışarıdan bakıldığında CHP’de dört-beş ekol-ekip göze çarpıyor. Bunlar; geleneksel ulusalcılar, reformcu ulusalcılar, liberal solcular, liberal demokratlar, bir de İslami solcular. İşin bu yönüne bakıldığında “boykot” talebinin, parti içi eğilimlerin hepsinin arzusu olmadığı anlaşılıyor. CHP içindeki farklı grupların farklı duruşlarını, daha öncesinde de gördük. Afrin süreci, hendek-çukur kazılma dönemi, 15 Temmuz ve Yenikapı ruhuna bakışlar, CHP içindeki farkı grupların belirgineştiği bazı olaylar.

CHP içindeki bazı milletvekillerinin boykot çağrısıyla neyi amaçladıklarına dair ikinci tahminim şudur: Bu parti içi grupların kendi zeminlerini muhkemleştirme çabasıdır. Yani, boykotu seslendirenler “Biz buradayız, partinin geleceği biziz” diyor. Bu aynı zamanda, 2019’a giderken ve 2019 sonrasında CHP’ye atılmak istenen format alternatiflerinden biri olarak görülmelidir.

“CHP’nin bir ‘bütün’ olmadığı” ifademe takılanlar için hemen söyleyeyim: Hiçbir parti fikri anlamda “bütün” değil ancak güçlü liderlik, farklı ekolleri bir gaye etrafında bütünleştirerek aynı hedefe yöneltebiliyor. CHP’deki sorun tam burada.

 

CHP geniş tabanlı seçim boykotu yapabilir mi, yaparsa ne olur?

Bir ülkede "ana muhalefet" partisinin seçim boykotu, gerçekten sonuç alıcı şekilde planlanırsa “sistem krizi” demektir. Böyle bir boykot sonrası sokaklar hareketlenir. Seçim boykotunun “sonuç alıcı” olması için CHP’nin tek başına boykotçu olması yetmez. Yukarıda söylediğim gibi başka partilerin buna destek vermesi gerekir. CHP, “ana muhalefet” olmasına rağmen bazı illerde ve güneydoğuda çok zayıf, yok gibi. Bu, onun sahici bir “sistem krizi” oluşturmasını engelleyici bir durum. Tabi şu soru da önemli; kendini "kurucu" gören bir partide herkes, her ekol/cephe, bu krizde yer alır mı?

 

Şimdilik “boykot” gözükmüyor. Peki, ne gözüküyor?

Bu sorunun cevabı Parti Sözcüsü Bülent Tezcan’ın şu cümlelerinde: “Bütün bu hilelere karşı çıkan siyasi partilerle beraber, sivil toplum örgütleriyle, halkla beraber milletin iradesini çaldırmayacağız, sandıklara sel gibi akacağız, sandıkları koruyacağız.

Yani sandık çevrelerinde hava ısınacak. Daha açık söylemek gerekirse, CHP 2019 sürecinde "sandık güvenliği" teması üzerinden siyaseti, sokakları, sandık çevrelerini hareketlendirmek niyetinde. Bu "hareketlilik" demokratik çizgide tezahür ederse başka bir sonuç, "Gezi" tarzı bir çizgiye dönerse başka sonuçlar çıkacaktır.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık