• 24 Ocak 2018, Çarşamba 8:25
ErolERDOĞAN

Erol ERDOĞAN

Çocuğumu Oyuncaksız Bırakmadım Diyenlere

Anne ve babalardan “Çocuğumu hiç oyuncaksız bırakmadım, istediği her oyuncağı aldım…”  tarzındaki cümleleri sıkça duyarız. Gerçekten bazı aileler, farklı nedenlerle çocuklarına sık sık oyuncak almaktadırlar. Çocukların oyuncaksız bırakılmaması iyi olmakla birlikte yukarıda anlatılan davranış modellerinde bazı kusurların olduğunu düşünmemiz gerekir. Bu tutuma ilişkin analizlerim ve önerilerim aşağıda yer almaktadır.

Oyuncağı anne-baba veya arkadaş yerine koymayın. Oyuncak, çocuğun oyun ihtiyacını karşılamak içindir. Oysa modern dönemin anne ve babaları, çocuklarıyla yeterli vakit geçiremedikleri için, normalden daha fazla hediye, oyuncak, yiyecek, abur-cubur alarak sorumluluklarını yerine getirme hissi yaşamaya ve eksiklerini kapatmaya çalışmaktadırlar. Bu davranış şeklinde oyuncak “aile vekili” yerine konulmaktadır. Oyuncak; anne-baba, arkadaş-kardeş veya başka bir aile bireyinin yerine “ikame” edilemez, edilmemeli.

Oyuncak, her derde derman değildir. Çocukları ödüllendirmek, ağlamasını veya yaramazlıklarını engellemek, sokağa çıkma taleplerini azaltmak, evde ayakaltında dolaşmalarına mani olmak gibi farklı durumların hepsini “oyuncak” ile karşılamak sorunlu bir yöntemdir. “Durum” neyse, duruma uygun yönteme başvurulmalıdır. Oyuncak veya oyun, başvurulabilir yollardan sadece biridir, tek çare gibi düşünülmemelidir. Üstelik son dönemlerde, çocuğa verilen “oyuncak” çoğunlukla akıllı telefon olmaktadır. Bunun yanı sıra oyuncak alırken, paylaşım ve oyun arkadaşı gerektiren oyuncaklar alın ki, çocuklarınız oyun vesilesiyle arkadaşları veya aile bireyleri birlikte vakit geçirebilsin.

Sürekli oyuncak almak yerine çocuğunuzla oynayın. Birlikte oyun oynamak, doğal paylaşım içerir. Modern dönemlerdeki oyuncaklar ve oyunlar ile doğal çocuk oyunları-oyuncaklar arasındaki belirgin farklardan biri paylaşımdır. Bizim çocukluğumuzdaki oyunlar-oyuncaklar, paylaşımcı, dayanışmacı, arkadaşçı, eğlenceli ve çatışmadan uzak iken modern dönemlerdeki oyunlar bireyci, çatışmacı ve yalnızlaştırıcıdır. Dolayısıyla, modern dönemin anne ve babalarının çocuklarıyla birlikte yeterli vakit geçiremedikleri için, onlara sürekli oyuncak almaları eksik ve zararlı bir yönelimdir. Çocuğunuza oyuncak almanın yanı sıra onunla birlikte oyunlar oynamayı, oyunlar uydurmayı, oyunları geliştirmeyi ihmal etmeyin. “Şimdiki çocuklar oyun sevmiyor” gibi modern hurafelere pabuç bırakmayın. Oyun, çocuğun ikinci adıdır, oynar ve sever.

Birlikte oyuncak yapın. Çocuk, yapısı itibariyle çevresindeki her şeyi oyununa dâhil etmekte ve ulaşabildiği her nesneyi (kâğıtlar, bezler, ipler, taşlar, tel ve metaller, tahtalar vb.) oyuncağa dönüştürebilmektedir. Çocuklarınızın bu müthiş yeteneklerini köreltmeyin. Onlar, bu sayede, eşyaları-nesneleri tanımaktalar, kaslarını güçlendirmekteler ve yeteneklerini geliştirmekteler. Çocuklarınıza oyuncaklar almanın yanı sıra birlikte oyuncaklar yapın, çocuklarınızın kendi oyuncaklarını yapmalarına fırsat verin, imkânlar oluşturun. Oyuncak yaparken birlikte geçireceğiniz vaktin ve yapacağınızın oyuncağın ne derece değerli olduğunu göreceksiniz.

Teknolojiyi düşman ilan etmeden doğala zemin oluşturun. Birlikte oyun oynamayı, sokağa çıkmayı, kitap okumayı, ders alışmayı kesinlikle teknolojinin karşısına düşman olarak koymayın. Çünkü internet, dijital mecralar, televizyonlar, akıllı telefonlar, çocuğunuzun yaşadığı çağın gerçeği ve gereği. Mesela “Bırak interneti, az sokağa çık!” gibi cümleler kurmaktan sakının. Teknolojiyi düşman ilan etmeden doğal olana zemin oluşturun. Dijital olanı makul, dengeli, verimli kullanması ancak bu şekilde mümkün olur.

Çocuğunuzla “usulen” oynamayın, gerçekten oynayın. Çocuklarla oyun oynarken kesinlikle “baştan savma” denebilecek hallerden uzak durun, çocuğunuzla gerçekten oynayın, çocuğa ve oyuna kendinizi verin. Çocuklar, önem vermeden, özenilmeden, gelişigüzel yapılan işleri ve birliktelikleri sevmezler.

 

Erol Erdoğan, Yeni Birlik Gazetesi, 24 Ocak 2018


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık