• 18 Ağustos 2017, Cuma 21:26
ErolERDOĞAN

Erol ERDOĞAN

Kudüs Kriterleri

Kudüs’ün fethi ilginçtir ve tarihteki birçok fetihten farklıdır. Mekke’nin fethine benzeyen yönleri bulunsa da, Kudüs’ünki kesinlikle çok farklı bir fetih. Her iki şehir, savaş olmaksızın Müslümanlara teslim olmuştur. Bundan dolayı, bazen, Kudüs’ün Müslümanların yönetimine geçişişini “fetih” olarak değil “Kudüs’ün İslam’a teslim oluşu“ anlamında “teslim olmak” olarak tanımlarım.

Kudüs’ün Müslümanların yönetimine geçişinde yaşanan bazı tabloları paylaşmak istiyorum.

* Ebu Ubeyde bin Cerrah, ordusuyla Kuzey Suriye’nin fethi ile meşgul iken Kudüslüler, onun Kudüs’e doğru gelmekte olduğunu haber alırlar. Bunun üzerine Kudüslü Hıristiyanlar Ebu Ubeyde’den barış isteğinde bulunurlar. Barış isteği savaş ihtimalini azaltır hatta ortadan kaldırır.

* Kudüslü Hıristiyanların, Kudüs’ü Müslümanlara teslim etmek için minik bir şartı vardır. “Halife Ömer gelip Kudüs’ü bizzat kendisi teslim alsın.” derler. Kudüs’ün tarihine, şanına, şöhretine uygun bir taleptir bu.

* Halife Hz. Ömer, ashabın ileri gelenleri ile bu talebi istişare eder; talep kabul edilir. Hz. Ömer, Hz. Ali’yi hilafet görevine vekil bırakarak hicri 16.ncı yılda Medine’den çıkıp Kudüs’e doğru yola koyulur.

* Kutsal Kudüs’ü Hıristiyanların teslim almak üzere yola çıkan kudretli halife, bu yolculukta oldukça mütevazidir. Bir at sırtındadır, yanında refakatçi küçük bir kafile vardır. Barınacağı ve dinleneceği bir çadır bile yoktur kafilede.

* Hazreti Ömer’in Kudüs yolunda olduğunu duyan halk onu görmek ve selamlamak için yollara dökülür. Halife Ömer bu esnada, atına, bir arkadaşı ile sırayla binerek yol almaktadır. Müthiş bir tevazu, sıra dışı bir sadelik.

* Kudüs’e girerken bindiği atın tırnakları o kadar aşınmıştır ki, at topallamaya başlayınca Hz. Ömer, atın acısına dayanamayıp sırtından iner. Bunun üzerine kendisine genç ve güzel bir at takdim edilir. Hazreti Ömer yeni atına binince, hayvan oynamaya, koşmaya ve şaha kalkmaya başlar. Atın o halini gören Halife Ömer “Zavallı! Bu kibir ve gururu nereden öğrendin sen?” diyerek atın sırtından iner, sonrasında yoluna yürüyerek devam eder. Halife Ömer, kendisine getirilen yeni kıyafetleri de giymez. Kendisine şaşıranlara “Kendi şahsımız için bu sadelik yeter!” diye cevap verir.

* Kudüs’e giren Hz. Ömer, önce Mescid-i Aksa’ya gider ve Hazreti Davud’un mihrabına varır. Mihrapta, Kur’an’dan Davut Aleyhisselamla ilgili ayetlerden okur sonrasında secde yapar.

* Kudüs’te o an Hazret-i Ömer’in yanında Müezzin Bilal de vardır. Bilal’i çağırarak ondan ezanı okumasını ister. Bilal-i Habeşi, Rasulullah’ın vefatından sonra hiç ezan okumamıştı. Yanık sesli Bilal, böylece, sükûtundan sonra ilk defa Kudüs’te ezan okur. Bilal’in ezanı herkesi ağlatır, hıçkırıklara boğar.

* O dönem Kudüs’te Yahudiler ile Hristiyanlar arasında anlaşmazlık vardı. Şehirde hâkim olan Hristiyanlar, Yahudilerin kutsal saydığı kutsal kaya mevkiini çöplük yapmışlardı. Halife Ömer Kudüs’ü fethedince, daha önce Hıristiyanların kirletmiş olduğu Davud aleyhisselâmın mihrabını ve diğer mekânları temizletir, tamiratını yapar.

* Hz. Ömer fetihten sonra bir emanname yayınlayarak, şehirdeki Hristiyan halkın canlarının, mallarının, kiliselerinin güvende olduğunu söyler, eski kiliselerine dokunulmayacağını ve kiliselerinin sayısının azaltılmayacağını, haçlarına karışılmayacağına dair teminat verir. Ayrıca, dinleri konusunda zorlanmayacaklarını garanti eder. Hristiyanların, diğer halklara karşı korunacağını da bu emannamede söyler.

* Hazreti Ömer, Mescid-i Aksa’ya varınca, Resülüllahın namaz kıldığı yerde namaz kılmış, bu esnada, elbisesi ile yerleri temizlemiştir. Onun yerleri temizlediğini gören insanlar onun gibi yaparak çevreyi temizlemişlerdir. Rivayete göre, Hazreti Ömer’in o gün temizlediği yerlerden biri de, Yahudilerin kıblesi olan, Hz. Yakup Aleyhisselamın üzerinde Allah’la konuştuğuna inanılan taş idi.

Ebu Ubeyde bin Cerrah ve Hazret-i Ömer’in şehri teslim alması sonrasında, Müslümanların sayesinde başlayan Kudüs’te birlikte ve sulh içinde yaşama, zamanla geleneğe dönüştü, kalıcı hale geldi. Haçlı Savaşları ve işgaller döneminde zaman zaman sulh iklimi bozulsa bile yüz yıllar içinde “Kudüs Kriterleri” sayesinde, Mescid-i Aksa’nın kendisi ve Kudüs şehri özellikle üç din mensupları için selamet yurdu oldu. Böylece, Müslümanların ferasetli yönetimiyle hem Kudüs’ün tarihi değeri korundu hem de Yahudi ve Hristiyanların kavgaları engellendi.

Bunca karmaşa arasında bize bir görevin düştüğüne inanıyorum. Bu görev Hazret-i Ömer’in bize mirasıdır, adeta onun vasiyetidir. Halife Hazreti Ömer Efendimizin, Kudüs şehrini teslim alırken oluşturduğu iklim sayesinde ortaya çıkan ve zamanla belirginleşen “Kudüs Kriterleri”ni, evrensel bir metin olarak hazırlayıp dünyaya sunmamız gerekir. Bu çalışma savaşların arttığı günümüz dünyasına bizim manifestomuz olacaktır. Farklı bir söze hepimizin ihtiyacı var.

 

Sebilrürreşad Dergisi, Ağustos 2017, Sayı 1019


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık