• 25 Ocak 2016, Pazartesi 13:42
ErolERDOĞAN

Erol ERDOĞAN

Suçun Sınırlılığı Meselemiz ve Tahir Elçi

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, CNN Türk’te Ahmet Hakan’ın programında “PKK terör örgütü değildir.” deyince ortalık toz duman oldu. Elçi bu sözüyle, PKK ile ilgili farklı bir çerçeve çizmek istemişti. Sözlerinin devamında zaten şunları söylüyordu: “Bazı eylemleri terör niteliğinde olsa bile PKK silahlı, siyasal bir harekettir.”

Bu sözlerinin peşinden “Peki, PKK’yı onaylıyor musunuz?” diye Tahir Elçi’ye sorulsaydı muhtemelen “Hayır” diyecekti. Çünkü Tahir Elçi, PKK’yı silahlı bir yapı olmasından dolayı zaten eleştiriyordu. PKK’nın asker, polis ve halka saldırıları ile şehirlere hendek kazmasını eleştirdiğini bilmeyen artık kalmadı. Oysa onun çizgisi hep öyleydi. Zaten katledildiği gün yaptığı basın toplantısında hem devleti hem de PKK’yı eleştiren bir açıklama yapmıştı. Şöyle denilebilir: Tahir Elçi, devleti de, HDP ve PKK’yı da eleştiriyordu. Zaten Diyarbakır gibi bir ilde baro başkanı olan bir kişinin PKK’yı bu denli eleştirmesinin anlamı çok önemliydi.

Tahir Elçi’nin cenazesi, onun duruşunu ve ona verilen değeri göstermesi bakımından önemliydi. Önce cenaze namazına, sonra da taziyesine AK Parti, HDP, Saadet, HÜDAPAR gibi farklı parti mensupları katıldığı gibi bölgedeki onlarca STK yöneticisi de namazda hazır bulundu. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve eşinin ayrıca AK Partili genel başkan yardımcılarının taziyeye gitmesini bu bahiste sayabiliriz.

Tahir Elçi’nin “PKK terör örgütü değildir” cümlesinden sonra makul tavır şu olmalıydı. Onu eleştirenler sadece bu sözünden dolayı eleştirmeli, bir soruşturma olacaksa adalet müessesi sadece bu sözünden dolayı yargılamalıydı. Oysa ortalık karıştı, Tahir Elçi, PKK’nın üst düzey yöneticilerinden biriymiş veya PKK’yı koşulsuz destekliyormuş gibi eleştiri ve hakaret yağmuruna tutuldu. Onun PKK ve HDP’yi ciddi biçimde eleştirdiği yok sayıldı. Bazıları, Tahir Elçi’yi adeta bir PKK yöneticisiymiş gibi konumlandırdı.

Tahir Elçi’nin katledilmesinden sonra HDP-PKK’nın onu sahiplenmesi, cenazesine PKK bayrağı sermesi, HDP’li vekillerin onun fotoğraflarını TBMM’ye taşımasında bu yanlış ve haksız konumlandırmanın etkisi var. Daha açık ifadeyle söylemek gerekirse, PKK ve HDP, bu konumlandırmayı fırsata çevirdi, istismar etti. Hâlbuki PKK, kendini eleştirenlere tahammülü yok ve böyle yapanlara hayat hakkı tanımıyor. PKK iç infazları bunun delillerinden biri. Rakamlar abartılı olabilir ama PKK’nın iç infaz yoluyla katlettiği kişilerin sayısının 10 bini aştığından bahsediliyor. Değil 10 bin, birkaç bin bile olsa bu sayılar ciddi bir duruma işaret ediyor.

PKK ve HDP’yi Tahir Elçi gibi eleştiren HDP Milletvekili Altan Tan da geçtiğimiz haftalarda tehdit edilmişti. PKK'nın yayın organı Med Nuçe'de 'Analiz' programında HDP'li Altan Tan'a, ağır suçlamalar yönelten Zana Azadi onu açıkça hedef alarak şöyle söylemişti.

“Kim işgalciliği kabul ediyorsa geçsin gitsin Ankara'da Erdoğan'ın yanına. HDP milletvekili mi oluyor, BDP'li mi oluyor, bilmem hangi partiden olursa olsun. Kürdistan'da direnişe (PKK) karşı tek laf söyleyenin yaşama hakkı yoktur.”

Açık seçik söylüyor ve tehdit ediyor. ‘Yaşama hakkın yok’ diyor. Altan Tan’a yaşam hakkı vermeyen örgütün yine kendini eleştiren Tahir Elçi’yi sevmesi mümkün değil.

 

SUÇUN SINIRLIĞILINDA ÖLÇÜ: ZERRE MİKTAR

Bazen yargı, bazen kamuoyu ‘Suçun şahsiliği’ ve ‘Beraet-i zimmetin asıllığı’ prensiplerine dikkat etmediği gibi suçun sınırlılığına da özen göstermiyor. Bir insan ne demişse onu demiştir; demediklerini varsaymak ve suç alanını kendi hevesimizce genişletmek kabul edilemez. Bu yapılan, zan veya iftiraya yakın bir hatalı davranıştır.

Allah, Zilzal Suresinde “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onun karşılığını, kim de, zerre miktarı bir kötülük işlerse, onun cezasını görecektir” buyuruyor. ‘Zerre’ diyerek o kadar hassas bir ölçü konuluyor ki, bizim için de övgü, eleştiri veya yargılamada duyarlılık göstermemiz gereken sınırlar çizilmiş oluyor.

Günlük hayatta, medya haberlerinde ve sosyal medya yazışmalarında sıkça rastlamaya başlanılan bu haddi aşma, hukuka girme hallerinin azalması için gayret göstermeliyiz. Ölçümüz belli: Zerre.

 

TERÖRÜN SİYASAL HEDEFİ OLUR MU?

“PKK terör örgütü müdür yoksa siyasal bir yapı mıdır?” tartışmasında benim söyleyeceğim şudur.

Bir yapı ‘terör örgütü’ haline dönüşmüşse artık onun ideolojisi, başlangıçta var olan siyasi karakteri, politik amaçları, sosyal referansları kaybolmuştur. Bu açıdan bakıldığında aslında PKK için Marksist, Stalinist, Sosyalist atıflar yapmak gereksiz, çünkü onun artık tek bir ideolojisi var, o da terördür. Çünkü bir yapı siyasal-sosyal karakterini azalttıkça şiddeti kutsamaya başlamaktadır. PKK için şu an tek kutsal şey terördür, şiddettir.

*

Tahir Elçi’nin ölümü fail-i meçhule dönüşmemeli. Katil ya da katiller bulunmalı. Ailesi ve arkadaşlarına bir defa daha taziyelerimi iletiyorum. Allah rahmet eylesin. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık