Fatih GÖK

Fatih GÖK

Kim Cehennemi Tercih Eder ki?..

16 Nisan referandum sonuçları göstermiştir ki, Türkiye eski Türkiye olmayacak. Ülke hızla sistem değişikliğine giderken, aktörlerin de değişmesi kaçınılmazdır. Referandumda ‘EVET’ oylarının 51,4 gibi pekte yüksek çıkmama nedeni: Cumhurbaşkanımızın karşıtlığı ile tanımlanması yadırganılmaması gereken bir çıkarımdır. Peki bu oy oranı her şartta kendini korur mu? Bence hayır. Oysa karşıda hemen her şartta daha yukarı bir ivme bekleyen yüzde 48.6’lık kemikleşmiş bir kesim oluştu.

Dışardan bakan yada dengeden pekte haberdar olmayan çoğunluk şunu belirtir: Ülke artık iki partili sisteme geçti, birinci turda yüzde elliyi geçemeyen ikinci turda geçmek zorundadır ve artık ülke, insanı canından bezdirecek koalisyon hükümetlerine mahkûm olmayacak. Bunun bir başka açıklaması: Cumhurbaşkanımız, muhtemelen CHP’nin çıkaracağı adaya karşı seçimi alır ve en fazla ikinci turda ülkeyi yönetmeye devam eder. Buraya kadarı, siyaset‘’SİYAH ve BEYAZ’’ olarak düşünüldüğünde tabi ki normaldir. Bir gün siyasette uzundur sözünün anlamı: Çok kısa sürede, aklın dahi almayacağı kadar farklı renklerle yüzleşmek zorunda kalınması ve daha ne olduğunun anlaşılamamasına rağmen kabullenilmesi gereken şartlardır.

Daha önce makalelerimde bahsettiğim tehdidin somutlaşmış haliyle karşılaşmamıza kısa süre kala yeniden belirtmek istedim: özellikle bizim girmek için can attığımız AB’den çıkan İngilizlerin, neden ayrıldıklarını anlamamışsanız anlattığım konuyu yeterince idrak edemezsiniz. Yeni Dünya sisteminin getireceği tehdit ve fırsatlar karşısında İngilizlerin, sırtındaki kamburu atma olayıdır. 19.yy’da içinde bulunduğumuz coğrafyada iki büyük güç: İngiltere-Rusya rekabetinin olduğu genelde bilinmezdir. Günümüzde oluşacak rekabetin temelinde iki tür ittifak arayışı yatmaktadır.

Bir: Erdoğan-Rus ittifakı ki yaşadığımız günlerde belirleyici ve gündemde olandır.

İki: Gül-İngiltere ittifakı, mevcut olana karşı ve gün geçtikçe güçlenen, merkez olma yolunda gelişme göstermektedir.

Durumun daha iyi anlaşılması için şu soruya verilecek cevabı tahmin edebilirim. 16 Nisan Referandum’un geçmesini bireysel olarak en çok isteyen kimdir? Soruyu daha da basitleştireyim: Sn Bahçeli mi, Cumhurbaşkanımız mı? Bence tercihi bu iki isim arasında yaparsınız. Ama siz bana sorsanız, kesinlikle Sn Abdullah GÜL  derim.

Neden Abdullah Gül?

Birçok siyasal ve toplumsal eylemde, hemen her durumda kazanmayı bildi: Abdullah Gül’ün Recai Kutan’a karşı, yenilikçilerin genel başkan adayı olması: FP’yi kontrolü altında tutan Erbakan’a karşı ilk örgütsel ve kitlesel meydan okumayı yapmada dahi bir çekince görmedi. Tam seçimi kaybetti ve işi bitti denildiği zamanda, AK Parti’yle başbakan olmayı başardı. Kendini sözde hezimete uğratanları (!) barajda boğdu. 367 Krizinde, Cumhurbaşkanlığı yolunda engelleri aşarak cumhurbaşkanı oldu. Gezi Parkı Eylemlerinde ‘’sinyal alınmıştır’’ diyerek, başbakanla karşı karşıya gelmede bir çekince görmedi. Paralel Yapı mücadelesinde steril kalabilmeyi sağladı ve bugün paralelcilerin dahi en büyük umudu haline geldi. Mevcut şartlarda yaklaşık % 49 çantada keklik oyu var ve tabi aday olursa. Buna karşın Cumhurbaşkanımızın, birkaç kulvarda yıpratıcı mücadele vermesi gerekli. 16 Nisan Referandum sonuçları önemli bir durumu açığa çıkarmıştır ki: Cumhurbaşkanımıza karşı kazanmanın yolu, orta yollu ve stabil olmayı başarıp AK Parti seçmeninden oy alabilmeyi sağlayan aday profiliyle mümkündür. Aklıma takılan bir soru var ki: Melih Gökçek, AK Parti’de hemen herkesle polemiğe girerken buna Cumhurbaşkanımız da dahil, ama ne hikmettir ki şimdiye kadar Abdullah Gül’e karşı hep temkinli durdu. Neden? Abdullah GÜL, kısa dönemli plan yapmayıp tam bir satranç oyuncusu olduğunu birçok kez gösterdi.

Dediğim gibi kendi isteği ile cehenneme kim girer dense: Abdullah GÜL derim ama kalmak için değil tabi.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.