• 19 Eylül 2017, Salı 10:34
FatihGÖK

Fatih GÖK

Kürt Devleti Kurulacak!

Bu yazıyı, Bingöl Adaklı kırsalında bir hafta önce şehit düşen yeğenim Mustafa Sefa Kök J.Asb.Kd.Çvş. anısına yazıyorum.

Kuzey Irak Kürt Bölgesel (IKBY) lideri Barzani’nin, 25 Eylül 2017'de yapacağı referandum kararının, bölgemiz ve en önemlisi ülkemiz üzerindeki etkilerini değerlendireceğim.

Uluslararası Hukuk iki farklı devlet varlığını tanır. Bir, de jure (hukuki) devlet. İki, de facto (fiili) devlet.

Öncelikle bu iki kavramı bilmemiz gerekli. Yani diyebiliriz ki Kuzey Irak’ta zaten bir ‘de facto’ devlet var. Daha açık söylemek gerekirse, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de ‘de facto’ bir devlettir. Çünkü diğer özgür devletler Kıbrıs’ı ‘de jure’ olarak tanımıyorlar..

Barzani’nin almış olduğu referandum kararı, Barzani’yi aşan bir durum olması bir yana, diyebilirim ki daha önceleri birçok kez yönettiği bölge ile özellikle Irak merkezli ve son olarak DEAŞ’tan gelen tehditler sırasında dahi Barzani, referandum kararı almamıştı.

Peki neden şimdi? 

Daha önceki yazılarımda bahsettiğim, PYD’ye ABD’nin, yüzlerce tırlık silah desteğinin, bu sonuçta etkili olabileceği varsayımı konuyu daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.

PKK/PYD, bugün en çok Barzani’nin otoritesini tehdit etmektedir. Bu nedenle, Barzani, sorunu Kürt kimliğine dayandırarak, kendi otoritesi ve ailesinin başına gelecekleri- Kürt- kimliği değerleri savunuculuğu sonucunda olduğunu gösterme niyetindedir. Bu noktada, Barzani’yle empati kurabilirsek bir noktada yapmak istediğini anlayabiliriz. Oysa referandum kararına şartlanması; İsrail dışında bölgeden ve dünyadan hiçbir destek alamazken, böylesine bir kalkışma IKBY’nin geleceği için oldukça riskli bir durumdur.

Meşhur Ankara Anlaşmasını bilirsiniz, hani bir Porsche parasına misakı-milli sınırları içinde olmasına rağmen Musul-Kerkük’ü bırakıp günümüz Irak-Türkiye sınırlarını kabul ettiğimiz anlaşmayı. Birçok yazar-çizer, bu anlaşmadan doğan haklarımız olduğunu belirtirler. Aslında böyle bir hakkımız yok; yalnızca mevcut sınırların, Irak-Türkiye sınırı olarak tanınması noktasında bir açıklık var.

Referandum arifesinde ülkemizde, nerdeyse hemen her kesimden Kuzey Irak’a yönelik bir askeri harekât propagandası yapıldı. Bu konuyu’ Haydar Ağa’ hikâyesiyle anlatmak isabetli olacaktır.

 

Haydar Ağa Hikâyesini Bilir misiniz?

Zamanında verimli bir bölgede bir çiftlik sahibi yaşarmış. Çiftlik sahibinin de bir oğlu varmış, çiftlik sahibinin oğlu hemen her istediğine sahipmiş ama çocuk hep uzaklara bakıp meraklanırmış; yaşadığım yer dışında nasıl bir dünya var acaba…

Bir gün babasına gitmek istediğini söylemiş. Babası biricik evladını ikna edemeyip izin vermiş. Gitmesine izin vermiş ama elini oğlunun üzerinden çekmemiş, her türlü yardımı yapmış. Çocuk büyümüş evlenmiş onun da bir oğlu olmuş. Gel zaman git zaman babasından gelen parasal yardımlar bir anda kesilmiş. Geçim sıkıntısı nedeniyle eşini ve oğlunu yanına alıp çiftliğe dönmüşler. Dönmüşler ama ne dönüş…

Haydar Ağa diye bir zorba, adamlarıyla gelip çiftliğe el koyup sahibini de öldürmüşler. Bundan habersiz çiftlik sahibinin oğlu eşi ve çocuğu ile Haydar Ağanın huzuruna çıkmışlar. Çiftlik sahibinin oğlu kendini tanıttıktan sonra Haydar Ağa demiş ki ‘’Madem burası bir zamanlar sizindi ve sen de işsizsin gel burada çalış’’.

İş olarak bekçilik yapmaya başlamış. Bir gün meyve bahçelerinde küçük oğluyla gezerken yere bir meyve düşmüş, küçük çocuk koşup yerdeki meyve alıp tam yiyeceği zaman adam sinir bir hareketle oğluna bir tokat atmış ‘’Haram yenir mi?"..

Şimdi bizim Irak konusundaki tavrımıza gelince: Gözyaşlarımızla bırakmak zorunda kaldığımız Irak ve bize rağmen kurulan Suriye'ye karşı yani tarihte hiç olmayan bu devletçiklerin toprak bütünlüğüne saygıymış(!)... Adamlar bizden bağırta bağırta kopardıkları bu sözde devletlere bizi de bekçi yapmışlar haberimiz yok. Aslında benim haberim vardı da sadece sizi bekliyorum.

Sonuca gelecek olursak… İran konusuna değinmek istiyorum. İran resmi makamları, dört Arap devletinin kendine bağlandığı ile övünüyordu ya... Bunlar: Irak, Suriye, Lübnan ve son olarak Yemen.

Yani İran güdümünde olan El Maliki hükümeti sonucunda iktidar olan El Ibadi hükümeti, referandum sonrasında nasıl bir tepki ortaya koyacak?

Bence önce İran’ın ve İran güdümündeki Merkezi Irak Devletinin yapacağı tepkiyi beklememiz hata olmayacaktır.

Öte yandan belki Trumplı ABD Yönetimi, referanduma şiddetli tepki vermeyerek İran’a karşı bir hamle yapıyor da olabilir.

Türkiye’nin bu süreçte ön safta yer almasını doğru bulmuyorum. Çünkü yaklaşık otuz beş yıldır mücadele ettiğimiz PKK terör örgütünün gerekçesi: Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Kürtleri asimile ettiği ve siyasal ve kültürel bir dezenformasyon güttüğü şeklinde değil miydi?

Yani referanduma karşı Türkiye’nin öncü olması, PKK’ya Kürtler nezdinde alan açmaz mı?

Bırakalım IKBY, referandumu yapsın sonuçta Irak’tan kopabilirse bizim yapacağımız müdahale korsan bir devlete karşı olacağından meşruiyet sorununu da bu şekilde aşmış oluruz. Yoksa bu şartlarda Türkiye’nin yapacağı askeri müdahaleye ilk tepkinin Irak Merkezi Hükümetinden geleceğinden şüphesi olan yoktur sanırım.

Başka bir bakış açıyla bakacak olursak: Türkiye ve Barzani arasında gizli bir anlaşma (secretthreaty) olması da muhtemel.

Bütün bu olayları topladığımızda ortaya bir tuzak çıktığını fark edebiliyorsunuzdur. Bu tuzak Türkiye Cumhuriyeti devletini hedeflemiyor, bilakis Cumhurbaşkanımızı hedefliyor ve bunu da anlamak çok zor olmasa gerek.

Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, mekanları Cennet olsun!..


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık