Son bağımsız savaşımız: Çanakkale

Bu yazıyı, 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nde şehit düşen ‘Ecdadımız’ için yazıyorum.

l. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında, Gelibolu Yarımadası’nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara savaşlarının gerçekleştiği  cephedir Çanakkale. Türk tarihi boyunca benim için önemli iki savaş vardır: 1071 Malazgirt açma savaşı ve 1915-1916 Çanakkale tutunma savaşıdır. İtilaf Devletlerinin,  l. Dünya Savaşı sırasında beşik kertmesi sonucu müttefik olduğumuz Almanya’yı  yalnız bırakmak için, daha az güçlü olan Osmanlı’yı savaş dışı bırakıp; kuzeydeki müttefikleri olan Rusya’ya yardım ulaştırmak amacıyla yaptıkları tek rasyonel savaştır. Sonucu itibariyle l. Dünya savaşı aslında Çanakkale’den ibarettir. Çünkü Yeni Dünya’nın güç merkezlerinden  -Soğuk Savaş- biri olan Sovyetler Birliği bu savaşın sonucunda doğmuştur.Savaşı kaybetme noktasına gelen İtilaf Devletleri, rövanşı Mustafa Kemal komutasındaki Yıldırım Ordu’sunun, 39 günde 560 km’lik geri çekilmesine karşı almıştır(!). Ne hikmettir ki Mustafa Kemal, Mondros’tan sonra bizzat Padişah tarafından sözde ülkeyi kurtarmak için Samsun’a gönderilir. Okullarda müfredat değişti mi bilmiyorum? Ama bize ilkokulda Mustafa Kemal’in kaçak gittiği öğretilmişti.

Sizi Kurtuluş Savaşı’ndan Kurtarayım!

Kurtuluş savaşı dendiğinde aklımıza gelenler:

Bir: l. İnönü Savaşı, Yunan’a karşı kazandığımız.

İki: ll. İnönü Savaşı, Yunan’a karşı kazandığımız.

Üç: Eskişehir Kütahya Savaşı, Yunan’a karşı kaybettiğimiz.

Dört: Sakarya Savaşı, Yunan’a karşı kazandığımız.

Beş: Başkomutanlık ve Meydan Savaşı, Yunan’a karşı kazanıp ‘Düşmanı Denize Döktüğümüz’ Savaşımızdır(!).

Dikkat ederseniz Kurtuluş Savaşı olarak isimlendirilen savaşlarda düşman Yunanistan’dır. Oysaki düşman olan Yunanistan, l. Dünya Savaşı’ndan hemen önce büyüklük ve nüfus olarak Osmanlı İmparatorluğunun yüzde beşi dahi değildi. Bir diğer önemli nokta ise İtilaf Devletlerinden İtalya, zamanın en büyük devletlerindendi ve ülkemizi işgalde yer aldı. Ama Kurtuluş Savaşı’nda İtalya’ya karşı savaş dahi yapmadık ve tam olarak neden çekildikleri hala anlaşılamadı. Fransa, İngiltere’den sonraki en güçlü devletti ve şuan yaşadığım şehir Osmaniye’yi de içene alan geniş bir alanı işgal etmişti. Fransız işgali yıllarında, Fransızlara karşı hiçbir şekilde düzenli orduyla mücadele verilmemiştir. Büyüklerimin anlatımıyla: Fransız Ordusunda yer alan Müslüman Arapların, kendi ölümleri pahasına da olsa Müslüman Türklerin alıp Cihat’a devam etmelerini sağlamak için toprağa gömdükleri silah ve mühimmatlarla direniş yapılmıştır. İtiraf etmek gerekirse bu direniş Fransızları yenilgiye uğratacak kadar güçlü değildi. Ama sanki bir mucize oldu da Fransızlar, Sakarya Savaşı’ndan sonra Ankara Anlaşması yaparak işgale son verdiler.

Ve başımızın belası İngilizler: Birinci Dünya savaşı yıllarında bilinen Dünya’nın üçte birini – Güneş Batmayan İmparatorluk-  kontrol eden İngilizler, İstanbul’u İşgal ettikten sonra Yunanlıların denize dökülmesiyle işgale son verdiler. Tarihçilerimiz, İngilizlerin geri çekilmesini açıklaması aynen şu şekildedir: Bize karşı çatışmayı göze alamadılar(!).

Sonuç olarak… Bu yazıyı okuyanlara birkaç sır vermek istiyorum.

Bir: Fransız ihtilalinden sonra Fransızlar, evrensel değer içeren, "Eşitlik, Kardeşlik ve Özgürlük"  sloganıyla Dünya’da İngilizleri sıkıştıracaklarını zannediyorlardı. Aslında bir nebze olsun başardılar da ama İngilizler bir anda ‘Köleliği’ kaldırdılar. Ellerinde milyonlarca köle bulunan Fransızlar, ne olduğunu anlamadan köle isyanlarıyla yüzleştiler. Gerçekte ise İngilizler, köleliğin ucuz iş gücü değil bilakis maliyetleri arttırdığı kanaat’ine varmışlardı ve insan fıtratına da uygun olan başarılı ve çalışkan olan kazanır ilkesiyle, şartlandırılmış ve borçlandırılmış -Sosyal-  köleliği başlatmışlardır.

Bizi neden sömürge yapmadılar diye sorulursa: Ağzına kaçan sineği öldürmek için tarım ilacı içen toplumla ne diye uğraşsınlar ki, sisteme sahip ol, ülkeyi bırak kahverenkli gözlü İngilizler yönetsin. Bizim kurtuluş savaşımız millet olarak 16 Nisan’da EVET'le kazanılacaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER