• 22 Ağustos 2016, Pazartesi 14:24
FatihGÖK

Fatih GÖK

Suriye’de Türk-Rus ve ABD İttifakı

Soğuk savaşın, demir perde ülkelerinin yenilgisiyle sonuçlanması, Rusya’nın ABD karşısındaki mağlubiyetinden ziyade, Almanya-Fransa öncülüğündeki AB’nin yükselişe geçmesiyle bozulan çift kutuplu dünya sisteminin Rusya’ya maliyeti şeklinde tanımlamamız daha mantıklı olacaktır. Çünkü atom bombasına sahip olan ABD, II. Dünya Savaşından hemen sonra istese, tek kutuplu bir sistem kurabilirdi. Rusya dâhil hiçbir ülkede buna karşı duracak teknolojik, siyasi ve ekonomik kapasite yoktu. Fakat yeni dünya sistemini inşa eden ABD, ne hikmettir ki sahip olduğu nükleer silah teknoloji bilgisini Rusya ile paylaşmakta bir sakınca görmeden,1990’lara kadar sürecek soğuk savaş sistemini inşa etmiştir. Soğuk savaşın bitişi, Rusya kadar olmasa da ABD’yi öngörülemez bir geleceğe sürüklemiştir.Yani ‘kaybeden Rusya, kazanan ABD’ çıkarımı eksik ve hatalıdır. Burada, anlaşılan sistem, kazanmak veya kaybetmek üzerine değil, süreklilik üzerineydi.

Sistemini, güç kullanımı ve ambargo üzerine kuran ABD, beklemediği bu durum karşısındaki ilk reaksiyonunu, NATO bünyesinde Irak’a savaş açmak olarak gösterdi. Birinci Körfez Savaşında bir plan olsaydı, Saddam Hüseyin 13 yıl iktidarda kalamazdı. Hiç beklenmeden fundamentalism bahanesiyle İslam hedefe alınmıştı bile. Bu konsept değişiminin gösterdiği en önemli çıkarım, Rusya’ya göre demokratik sistemi ve serbest piyasa ekonomisine bağlılığı, Amerika’nın savunduğu değerleri içselleştirmiş bir AB, Amerika’ya çok ciddi bir rakip olmasıdır.

 

Neden Ortadoğu? Neden Suriye?

AB içindeki truva atı İngiltere’nin, Arap baharını kurgulayıp uygulamaya alması, Dünya’nın çok kutuplu sisteme kaymasını engellemek içindi. Çünkü tarihi süreç, Büyük İskender’den bu yana Ortadoğu’ya, özellikle Suriye’ye hâkim olmanın, gerçekte dünyaya hâkim olmak anlamına geldiğini göstermektedir.

 

Rusya’nın Rolü!

Rusya, Gürcistan ve Ukrayna operasyonu ile Kafkaslarda hâkimiyetini kısmen de olsa tekrar sağladıktan sonra, Ortadoğu’dan çıkmak isteyen ABD’nin boşluğunu, tarihi müttefiki Suriye’yi atlama taşı gibi kullanarak doldurmaya çalışmaktadır. Ama Rusya’nın olumsuz bir durumu var ki, SSCB’nin lider olmasını sağlayan sosyalist ideolojiden yoksun olmasıdır. Yani referans noktasında yeni hiçbir evrensel değer bulundurmaması, Rusya’nın büyük eksikliğidir. Türk-Rus yakınlaşması, sahip olduğu tek yenilik ve referans noktasıdır. Buradan anlaşılan, Rusya’nın yeni ideolojisi Türkiye’dir. Ve bu ideoloji, siyasi, ekonomik ve kültürel araçlarla desteklenmek istenmektedir.

 

Putin’in Erdoğan’a Hediyesi

Arap baharı sürecinde, Türkiye Başbakanı Ahmet Hoca'nın öngörü hatası yaparak, Suriye yönetimine (Esed’e) kişisel düşmanlığa dönüşen bir psikolojiye girmesi ve 24 Kasım 2015 tarihli uçak krizi de bunun saplantıya dönüşmüş halidir. Tabi işlerin bu duruma gelmesinde Putin’in tahrikleri de etkili oldu. Aslında, Putin, Cumhurbaşkanımıza “Ülkeni tam kontrol altına al’’ mesajı anlamına gelen tavrı gayet nettir. Çünkü Türk-Rus ilişkisinin karşısındaki en büyük engel, Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerisindeki birden çok paralel yapının mevcudiyetidir. Yapacakları en küçük sabotaj dahi bu ilişkiyi bozmaya yeterli olacaktır. Cumhurbaşkanımızın göstermiş olduğu başbakan değişimi hareketi, Putin’in kaygılarını paylaştığını gösteren bir harekettir. Medyada yer alan, Rusya’nın Suriye’deki güçlerini çekme kararı, başbakan değişimini Cumhurbaşkanımızın onayladığı tarih anlamına da gelmektedir.

Ahmet Hocayla Esad arasındaki husumet bir sistem meydana getirmiştir. Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkileri karşısındaki en büyük engel olan bu sistemin kaldırılması, aktörlerin değiştirilmesiyle gerçekleştirilmektedir. Sonuç olarak, kaderi Putin’in ellerinde olan Esed’i Cumhurbaşkanımıza hediye edecektir. Bundan böyle Esed’in hangi yöntemle gideceği tartışılabilir.

ABD Ne Yapmaya Çalışıyor?

ABD’nin Suriye’de PYD’ye verdiği destek iki şekilde okunmalıdır. Bir; Türkiye’nin yumuşak karnını sertleştirmek ve beni göz ardı etme anlamına gelir. İki; PYD gibi bir yapının Suriye’de istenen değişim karşısında bir tehdide dönüşmesini engellemek ve ipleri başka güçlü aktörlerin eline geçmesin diye ABD tarafından tutulma olarak okunması daha doğru olacaktır. Çünkü bu yapının uluslararası sistemde yapıcı hiçbir etkisi yoktur. Türkiye tarafından PYD’nin düşman terminolojisine yerleştirilmesi hata yapmaya en yakın olduğumuz noktadır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık