• 10 Eylül 2016, Cumartesi 13:04
FatihGÖK

Fatih GÖK

Terörizm ve İntihar Bombacıları

2004’ün sonbaharında Bakuba’da -Bağdat’ın yaklaşık 40 km kuzeyinde Amerikan ordusunun en fazla kayıp verdiği Felluce, Tikrit ve Bakuba üçgeninde- yanımda Adana’dan 18 işçi ve bir tercüman, Amerikan ordusunun güvenlik soruşturmasına gidiyoruz. Bende biraz kaygı,uzman ekiplerin sorgusuna karşı hiçbir eğitim almamış çoğu elektrikçi olan işçiler... Sorumlu olarak arkadaşlara, fazla konuşmayın ne sorarlarsa  bilmiyoruz deyin geçin, diye tavsiyede bulunuyordum. Çünkü soruşturmaya takılmak eve -Türkiye’ye- dönme anlamına gelmekle birlikte bizim için sıkıntılı, çatışmaların olduğu bölgelerden geçirilecek yeni ekip yada kesilmeyen fatura anlamına geliyordu. Bu duruma rağmen Uluslararası ilişkiler bölümünü yeni bitirmiş biri olarak soruları da merak etmiyor değildim. Uzun bir masa, karşıda ikisi askeri kamuflajlı üç bazen dört kişilik Amerikalılar; bizse sorgulanan bir işçi arkadaş ve bir tercüman.Genelde beş bazen de yedi soru oluyordu. Önemli gördüğüm üç soruyu paylaşmak istiyorum:

Bir: Türk ordusunda bulundun mu, görevin neydi?

İki: Bomba yapmayı biliyor musun?

Üç: What do you think about suicide bomb? Bu sorudan sonra tercüman bana döndü ‘’suicide bomb ne ?’’ diye sordu. İncirlik’te Amerikalıların içinde çocukluğundan başlayıp pratik İngilizce öğrenen birinin yabancı dili benden daha iyidir ama bu teknik bir terim ve Türkiye’deki Amerikalılar daha önce böyle bir tehditle yüzleşmemişlerdi. Aynı zamanda bu soruda Amerikalıların muhatabına odaklanmaları görülmeye değerdi(!) Çünkü cevap veren her ne kadar İslam'ı bilmese de Müslüman'dı. İşte savaş!  Bana ilk ve tek uyuşturucu teklifi üs içinde yapıldı.

Terörizm

Terörizmin yirmiden fazla tanımı olmakla birlikte ilk akla gelen: Topluma korku salma, insanları korkutma yıldırma eylemlerinin tümü. Başka bir tanım ise şöyle: Siyasi bir amaca ulaşmak için terörü bir yöntem olarak kullanma.

Bence Terörizm, aşırıya kaçma ve asimetrik mücadele yöntemidir. Terörizm sadece insan öldürme değildir. Katille terörist birbirine karıştırılmamalıdır. Katil hiçbir zaman kahraman olmaz, cinayeti genelde ekonomik çıkar için yapar ve gizlilik olmazsa olmazıdır. Terörist, her an kahraman olabilir tabi iktidarı ele geçirirse.  Eylemin sonucunu ne olursa olsun üstlenir, bunu bir ideal için yaptığına inanır ve eylemin mitsel tarafı ağır basar. Anlaşılması için tarihte terörü meşrulaştıran tek devlet , 5 Eylül 1793’te  kendi halkına karşı şiddet uygulayan Fransa’dır.

İslami Terörizm(!)

İslami terörizm terminolojisi , 11. Yüzyılda Şia’nın İsmaili koluna mensup Haşhaşiler'den gelmektedir. Haçlı kaynaklarından elde edilen bilgide bunlar bazen kiralık katil bazen  de fedailer olarak bilinir. Bizde ise genelde organize ilk teröre muhatap olmaktan kaynaklanan savunma mekanizmamız, karşıdakini ötekileştirip birazda küçümsemeyle uyuşturucu bağımlısı, taşıdıkları ideali dikkate almadan bir grup maceraperest, katil sürüsü olarak tanımlarız. Oysa bu tarikat mensupları hedefini gizli değil aleni ve bizzat hançerle öldürerek  kendileri askerler ve halkça öldürülünceye kadar küçük de olsa miting konuşması (propaganda) yaparak ölürlerdi. İkinci Dünya savaşından sonra, ülkelerarası hemen hiçbir savaş ya da çatışma konuları anlaşmayla çözülmemiştir. Bu nedenle terörizm artık ülkeler arası hesaplaşma ve vesayet savaşlarına dönüşmüş durumdadır.

11 Eylül Dünya Ticaret Merkezlerine yapılan saldırılar, o kadar aleni olmuştu ki, bu durumu İslamafobia'ya dönüştürme girişimi ters tepme durumuna gelmişti. Enteresan olan saldırıların sorumlusu Sünni El- Kaide olarak gösterilmişti. Halbuki bu tür eylem şekli Şia mezhebine tabi olanlarca yapılırdı. Örneğin 23 Eylül 1983’te Lübnan iç savaşı sırasında Beyrut’ta meydana gelen bomba yüklü iki kamyonla Amerikan deniz piyadeleri ve Fransız askerlerini hedef alan saldırı o kadar şiddetli olmuştu ki, Amerika’nın bir günde en çok asker kaybettiği -299 ölü- tarihteki üçüncü saldırıydı. İşte bu yüzden Amerikalılarda intihar bombacılarına karşı Stockholm Sendromu denilen durumu rahatça fark edebilirsiniz. Bu eylem, daha sonra Hizbullah olarak bilinecek  "İslami Cihad" örgütünce üstlenilmiştir. Bu saldırıdan sonra Sünni örgütler  de bu tür eylemlere şiddetli olmamak koşuluyla başvurmaktadırlar. Batılılarca ve bizim medya, bu savaşçılara intihar bombacısı denirken; emri verenlerin, şehadet komandosu demeleri ise eylemlerin süreceği anlamına gelmektedir.

Türkiye’de Terör

Tarihte bilinen ilk terörist örgüt olan Haşhaşiler nasıl ki Büyük Selçuklulara karşı kurulduysa, Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı organize ilk terör Asala’dır. Asala’nın ülke topraklarında sosyolojik taban bulamadığı için yurt dışı misyonlarımıza saldırması Uluslararası devletler hukukunda eylemin yapıldığı ülkeyi diplomatik krizin içine atması,  örgütün sonunu getirmiştir. Kırk yıldır silahlı eylem yapan bölücü terör örgütü PKK, yaklaşık yüz bin insanımızın canına kıymış ve bizi milyarlarca dolarlık ekonomik kayba uğratmış olmasına rağmen gün geçtikçe PKK’nın  uluslararası boyut kazanıp güçlenmesine engel dahi olamadığımız oldukça açıktır.

Peki neden engel olamıyoruz? Bu örgütün kuruluş aşamasına baktığımızda her şey oldukça açıktır: 12 Eylül cuntacıları, darbe gerekçesi olarak kardeş kanı dökülmesini ve ülke içindeki anarşiyi bahane gösterirken kendilerinden sonra oluşacak cuntacılara minnet borçlarını ödeyebilmek için PKK’yı miras bırakmışlardır. Suriye kriziyle farklı bir mecraya kayan ulusal güvenliğimiz, hem içerden hem dışardan büyük tehdit altındadır. 15 Temmuz başarısız darbe girişimi de göstermektedir ki, bizi sadece dış kaynaklı devlet projeleriyle değil, en büyük tehdit olan kendi bürokratik yapımızla vurmaktadırlar.

Sonuç  Olarak;

Yeni Dünya’nın sistem ihtiyacı bir gerçektir. Fakat bunu kim yapabilecek? Cumhurbaşkanımızın dünya beşten büyüktür demesi,  evet bir meydan okumadır ve doğrudur da. Ama tek başına yeterlimi? Bence hayır. Çünkü  tehdit dışardan değil, bizzat içeriden 14 yıl boyunca en üst makamla yönettiği kendi sisteminden gelip darbelenmiştir. Diğer yönden Cumhurbaşkanımızla aynı çizgide olan insanlar hala bu ülkede zenci muamelesi görüp aşağılanırken ve sözde aydın kanat önderleri bu günlerde internette FETÖ’ye dizdikleri methiyeleri silmekle meşgulken ve laikliğe karşı Sünni omurganın kalmasını savunup tarikat ve tarikatçıları sahih İslam'mış gibi GDİ’li (Genetiği Değiştirilmiş İslam) din anlayışıyla, batının siyasal, sosyal ve ekonomik anlayışlarını takip ederek bizzat dünya sistemine sahip olanlara karşı onların eskileriyle üstün gelmeyi düşünmek ne kadar da mantıklı (!).

Sonuç olarak diyorum ki, bizler acıyı bilmiyoruz, bir ideolojiye sahip olmayan bir toplumumuz var. Terör evrim geçiriyor ve yakında biyolojik ve kimyasal saldırılar gelecek. Buna en yakın hedef ne yazık ki ülkemizdir. Teröre üstün gelmenin tek yöntemi, toplumu ideolojik bakış açısına sahip bireylerden oluşturmakla mümkündür. Çünkü 15 Temmuz gecesinde, AK Parti binası önündekiler hizmet alanlardan değil, bizzat ezilip horlanmış ve fakir kesimdendiler. Ama dava adamları ve bir ideolojiye sahip olanlardandılar.

Bayramınızı tebrik ediyorum! 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık