• 09 Mayıs 2016, Pazartesi 10:30
Hija.Be

Hija. Be

Can Dindar

Memleketi her yazısıyla kurtaran, İslam dinine yeni bir boyut getiren romantik yazarımız, bilindiği üzere geçenlerde saldırıya uğradı.

Sosyal medyada "Silahı tuttu mu, tutmadı mı, bu saldırı tiyatro muydu değil miydi?" gibi başlıklar aldı başını gitti.

Silahlı bir saldırının ardından elbette ilk yapılacak şey, kınamak.

Bir yazar, ulu orta vuruluyor ama çoğu kişi bunun planlı olduğuna inanıyor, dolayısı ile de kınamıyor.

Dindar insanların kafasına Atatürk soslu yazılar fırlatırcasına yazan bir gazeteci olması, kınanmamasını  haklı göstermez.

Yazdıklarına rağmen, sağduyulu davranılması gerekirdi.

Neticede adam romantik.

Zannımca romantizm, onun en büyük sorunu...

Hem de ne romantik, eşine yazdığı satırlar yüreğe dokunur cinsten.

Romantiklik seviyesi, Bebek sahilinde genç bir kızla tavan yapan yazarın o yıllarda "Özel hayata müdahale bizim işimiz değil; olmamalı…"demişti.

Muhabir de ateşli çifte müdahale etmemişti zaten...

 

Yazılarına öykü yazar gibi başlar.

Yan koltukta oturan amcadan, konserde dinlediği sanatçıya kadar aktarır köşe yazılarına.

RTE'siz bir günü geçmez.

Öyle ki, (29.09.2010 NTV) bir TV programında Kenan Sofuoğlu'nu bile şaşırtmıştır. "Başbakanın size bu spor çok tehlikeli dediği söyleniyor ne düşünüyorsunuz?", "Başbakanı ne zaman ziyaret edeceksiniz?" gibi sorular soran yazar, sporu gölgede bırakmıştır.

 

Charlie Hebdo saldırısından sonra, Fransa'ya destek olarak, camiilerin ışıklarının karartılması gerektiğini söyleyecek kadar da dindar.

Üstelik, dindar ev hanımlarının neden AK Parti'ye oy verdiğini bir çırpıda çözmüş, dindar olmanın nasıl bir yaşam biçimi olduğunu iyi öğrenmiş ve demişti ki:

"RTE, eve kapatılmış mütedeyyin kadınları sokağa çıkarmayı ve seçim için seferber etmeyi başardı. O kadınlar da, Recep Tayyip Erdoğan’a hayranlık göstermelerine evde cevaz verilmesinin sevinciyle seferber olup mitinglere koştular."

Tabii, bize bir cevaz yeter...Sonrasında her şeyi yaparız!

 

Yazardan nasibini alacak olan kadın cinsinin dindar olması da gerekmiyor. Ne tür bir ironi, burada yazamayacağım kadar çirkinleşebilirdi?

“Güney Kore Modeli” denince “Bakire şişme bebek” gibi bir şey düşünürdüm hep:

Batı teknolojisi... Yani şişme bebek...

Geleneksel değerler... Yani bekaret...

Ve güçlü iktidar... Yani üzerindeki erkek..."

(16 Ocak 2010-Milliyet)

 

Romantizm seviyesi sıfırın altında biri olarak ben, yazılarının yürek burkan kısımlarını çıkarttığımda geriye RTE, hükümet ve dindarlık kalıyor.

Adam orada vuruluyor, ben bunları düşünüyorum.

Bu da benim sorunum...

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık