• 01 Şubat 2017, Çarşamba 10:59
Hija.Be

Hija. Be

Evet mi, Hayır mı? Söyle Bana Nedir Senin Cevabın?

Evet mi, hayır mı?

Söyle bana nedir senin cevabın.

Beklemek istemem.

Ne olacak bilinmez ki yarın…

Bugünlerde Kamuran Akkor’un özlediğimiz sesi, çoğumuzun duygularına tercüman oluyor.

Kimi çevrelerce karanlık bir yarının ayak sesleri duyulmaya başladı bile. Kendi tanımları ile “Neye evet dediğini bilmeyen cahil kesim” Demokratik Cumhuriyet rejimini “kul” olmaya razı gelerek tehlikeye atıyor. Yasama, yargı ve yürütme, bağımsız olma niteliklerini “Evet” oylarının çoğunluk çıkması halinde kaybedeceğini savunanlar var. Recep Tayyip Erdoğan’ın seçmenlerin hemen hemen yarısının oyunu alınca, kendi görüşlerini halka empoze ederek padişah olma gayreti içinde olduğunu da öne sürüyorlar.

Bütün bunlar, uzaydan Türkiye’ye postalanmış yazılar değil. Ülkenin gidişatı bir diktatörün ellerinde bilinmeze doğru gidiyor diyerek bas bas bağıran yazarlar, bu ülkenin herhangi bir yerinde çaylarını kahvelerini yudumlarken yazıyor bunları. Aynı şekilde, sosyal medya hesaplarında “Evet” diyeceklere karşı linç kampanyası başlatan kadınlar da ocakta yemekleri pişerken paylaşım yapabiliyor. Sanatçılar, video ve tweetlerle fikir beyan ederken, ülkenin her kesiminin sesini duyabiliyoruz.

Tabii ki yazdıklarının arkasında durmadıklarını düşünüyorum. Recep Tayyip Erdoğan yazmadan, isimsiz göndermeler yapmaları da ayrı bir korkaklık.

En basit örnek, CHP, PM Üyesi Sera Kadıgil, Tweeter’da yaptığı paylaşımlar yüzünden tutuklama talebi ile mahkemeye sevk edilip ardından serbest bırakıldı. İfadesinde “Ezan okuyan müezzin, makama uymadan kötü bir şekilde ezan okuyordu. Ezanı hakkıyla okumadığı için bu müezzini eleştiri mahiyette bir mesajdır.” dedi. Diğer Tweet’leri için ise, “25 yaşında üniversite tezi hazırlayan genç bir kızdım.” diyerek kendini savundu.

Ezanı huşu içinde dinliyor olmasını takdir ettim. Böylesi bir iman gücü, imamı beğenmeyecek kadar da makam bilgisine sahip. Bu ne cesarettir yarabbi, seni tanımak istiyorum yiğidim!

Tam böyle diyecektim, çıkışını görünce vazgeçtim. İçeride söyledikleri, çıkışta “Hayır” diyerek höykürmesi ile uyumlu olsaydı...Aynı demiyorum, bir nebze tutarlılık bekliyorum.

Diktatör, diktatör olaydı, yasama, yargı ve yürütme bağımsız olma niteliklerini kaybetmiş olaydı,  seni o kapının önünden içeriye anında geri aldırtmaz mıydı?

Üstelik Tweet’ler için yedi yıl önceki şeyler kullanılarak karalama kampanyası yapılıyor diyerek kendilerini savunan CHP’lilere darbe ile ilgili atılan Tweet’lerin yedi yıl önce olmadığını da hatırlatmak gerek.

Özetle, halka kimsenin bir şey empoze ettiği yok. Sonuç evet ya da hayır çıksın, halk gözlemliyor.

Kararsız kalanlar da neye karşı kararsız kaldıklarını iyi biliyorlar. Birilerini aptal yerine koyma siyasetinden vazgeçilmediği sürece, muhalefetin yeniden doğma çabaları sonuçsuz kalmaya devam edecek.

Bundan yıllar önce “AK Parti iktidar olursa ne olur?” başlığı altında yazılanları hatırlarsınız. Hepimiz çarşaf giyecektik, içki yasaklanacaktı, laiklik elden gidecekti v.s.

Elinde rakısıyla meyhanede oturan adamdan, camide vaaz dinleyen adama kadar herkes aynı yerden yaşananları görüyor.

Görüşlerimiz ne kadar farklı olursa olsun, çoğumuz bugün bize “Hayır” dememizi isteyenlere tam anlamıyla güvenemiyoruz.

Halkı verdiği oy sebebi ile aptal ve cahil olarak gören kişiler, aynı halktan “Hayır” demesini istiyor!

Oy bile istemişlikleri var da vermedik o ayrı.

Kamuran Akkor, 80’li yıllarda TRT programına sarhoşken katılıp canlı yayında “Bardağımı doldur çocuğuuum” diye bağırmıştı ya, bizim yerimize de ”Biz aptal değiliz çocuğuuum” diye bağır be ablam. Çok ihtiyacımız var!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık