• 20 Şubat 2017, Pazartesi 10:13
Hija.Be

Hija. Be

Muhafazakar Kremalı Pasta

Muhteşem mekanlarda gerçekleştirilen organizasyonlar, lansmanlar, davetler, şık ve kariyer sahibi kadınlar…

Ve bir fotoğraf karesinde gülümseyen ben.

Yazar kimliğim ile davet edilip, “Blogger” olarak lanse edilmekten bıkmış olsam da, onların arasında oturup dinlemek, davet edilmiş olmanın en büyük getirisi.

Peki tüm bunların perde arkası nasıl?

O kalabalığa karışmak için neler yaptık?

Gerçek ve sosyal medya arasında fark var mı?

Benim oralarda ne işim var?

En başa dönmemiz gerekiyor.

Ve yine en başından kabul etmeniz gereken gerçekler var.

Yazmaya başlayacaksınız ve kimsenin bunları okumayacağını düşüneceksiniz. Size Türk halkının okumadığını söyleyecekler ve evet, okumayacaklar.

Sosyal medyada paylaşılan her organizasyona, festivale, fuara koşacaksınız.İnsanlarla tanışmaya çalışacaksınız.Sizinle ilgilenemeyecek kadar yoğun olan kadınlar göreceksiniz ve evet, ilgilenmeyecekler.

Evliyseniz, eşiniz o güzel arabasıyla sizi bırakmayacak. Değilseniz, kendi arabanız yoksa, navigasyon denen şeyin en yakın dostunuz olduğunu anlayacaksınız. Orası çok uzak diyecekler ve evet, hep çok uzakta olacak.

Haftalar kala, ne giyeceğinizi düşüneceksiniz. Onlar gibi kusursuz bir makyaj ve kıyafet bulmanız gerekecek. Ya fazla şık ya da fazla spor olacaksınız. Yine de onların daha şık olduğunu söyleyecekler ve evet, onlar daima daha şık olacaklar.

Sizin saatler harcayıp çektirdiğiniz bir fotoğraf on yirmi beğeni alırken, onların tek parmağı binlerce beğeni alacak ve evet siz uzun süre az kalacaksınız.

Herkes boş işler peşinde koştuğunuzu söyleyecek ve evet boş işler peşinde koşacaksınız.

Klavyeden umutlarınızı hayallerinizi ve çığlığınızı duyurmaya çalışırken çok çabalayacaksınız, çoğunda ağlarsınız...

Para almadan gideceksiniz, yazacaksınız, koşacaksınız…

Otobüse doğru koşarken düşeceksiniz, her yeriniz toz toprak içinde kalacak.

Hep geç kalacaksınız…

Bunları göze aldıysanız, o uzun yolculuk sonrasında her yeriniz toz toprak içinde kapıdan içeri girmeyi başardıysanız ve insanlar sizi dinlemeye başladıysa, bazılarının büyük bir pastadan kocaman bir dilim pay almaya çalıştığı gerçeği ile yüzleşeceksiniz.

 Size çoğunlukla o kocaman pastadan söz edecekler.

Öyle ya, giyim ve moda bu ülkenin yükselen pazarı. Kulaklarınızda “Muhafazakar” kelimesi çınlarken, tam olarak ne olduğunu uzun süre bilmeden dinlersiniz.

En büyük dilimi birilerine ikram etme misyonu yüklenecek size.

Bazen kendinizi sadece bir spatula gibi hissedersiniz. Tabii buna müsaade ederseniz...

Sonunda o kalabalığa karışmışsanız, her şeye rağmen gülümsemeyi başardıysanız, dışarıdan gördüğünüz ile yakından baktığınız arasında büyük bir uçurum vardır...

Orada bulunan herkesin yolculuğunun en az sizinki kadar zor olduğunu anlarsınız.

O güzel kıyafetlerin ötesinde, büyük bir yük taşıyan kadınlar göreceksiniz.

Özel araba veya şoförle gelmiş olmaları, yolculuklarının kolay olduğu anlamına gelmez.

Binlerce beğeniye rağmen, sizin cümlelerinizin iyi geleceği kadınlar bunlar.

Ya da karşılıksız dayanışmaya, yüreklendirilmeye ve sizin ona inanmanıza ihtiyacı olanlar da olacak. Özellikle o kadınları bulmaya çalışın. Onların alın teri, sizin mürekkebiniz olmalı!

Herkeste bir güzellik vardır, bunu göremiyorsanız, sorun sizdedir.

Kendiniz olup kimseye benzemeden gözlerinin içine bakıp dinleyin. Kaleminizi ve sizi güçlü kılacak şey, budur. Size kendi hikayelerini anlatmalarına izin verirseniz, onlar için de hiç bir şeyin kolay olmadığını anlarsınız.

Vazgeçmeyin! Her gün bir adım, koşmaktan daha hızlıdır.

Böylece peşinden koştuğunuzu söyledikleri boş işler, gerçek bir işe dönüşür.

Kimsenin okumayacağını düşündüğünüz yazılar, başkalarının yazarken ilham aldıkları yazılar olur.

Sizinle ilgilenemeyecek kadar yoğun olan kadınlarla uzun sohbetler ederken bulursunuz kendinizi.

Ne giyeceğinizin önemi kalmaz, kusursuz olma peşinde koşmaktan daha önemli işleriniz vardır artık.

Sosyal medyada beğeni veya takipçi sayısına aldırmazsınız, sevdiğiniz işi yapmış olmanın hazzı hiç bir sayı ile ölçülemez çünkü…

O büyük pastaya gelince…

Muhtemelen otobüse yetişirken harcadığınız enerjiden dolayı acıkmış olursunuz. Hepsini yiyin. Kuru kuru gitmez, çay isteyin.

Her yeri toz toprak içinde kalmış tüm kadınlara sevgi ve saygılarımla...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık