• 25 Ocak 2016, Pazartesi 13:42
Hija.Be

Hija. Be

Zenciler Mavi Giymez

Köle taşıyan gemilere, “Tumberio”, yani “ölü taşıyıcıları” adı verilir. Zenciler, “efendileri” tarafından birbirlerine bağlı olarak bulundukları yerden kıpırdayamadan kürek çekerler.Ölenler Atlas Okyanusu’nun masmavi sularına atılır. Zamanla kölelik yerini hizmetçiliğe bırakır…

Üzerlerinde Okyanus mavisi önlükleri ile beyaz adamın kendilerine biçtikleri hayatı yaşarlar ya da sadece nefes alırlar.

Bu yüzden zenciler mavi giymez...

Bu beyaz adamın yıkıcı gücünü ilk kullanışı değildir.

İngiliz’ler Hint dokumacılarının maharetli ellerinden çıkan kumaşların güzelliğini keşfederler. Amaç, bulunmaz Hint kumaşını en ucuz yolla yerinde üretip dünyaya pazarlamak.Yerli sanayinin kökünü Hint dokumacılarının parmaklarını keserek kazıyan İngilizler, Karl Marx’ın kanlı elleri  tarafından alkışlanır. Fabrikalarına ucuz işçi olarak Hintli’leri alırlar. Hepsinin üniformaları beton grisidir.

Bu yüzden Hintliler gri giymez…

Herkesin dikkatinin sömürge ve katliamlara çevrilmiş olmasını fırsat bilen Belçikalılar, ekonomik olarak beslenebilecekleri Ruanda’ya göz dikerler.Bu amaca giden yol iki kabileden geçer: Hutu ve Tutsi’ler. Tutsi’ler daha açık ten renkleri ile Belçikalıları temsil edeceklerdir. Birbirleri ile evlenmeleri, aynı yerde çalışmaları hatta aynı çevrede oturmaları yasaklanmıştır. Hutu’lar Belçika’nın tayin ettiği Tutsi’li krala karşı ayaklanır ve zafer kazanır. Halbuki, Ruanda hala Belçika sömürgesidir ve oyunu asıl kazanan o olur. Birbirlerini öldürerek sonsuza kadar kültürel ve ekonomik olarak enkaza dönüşmüşlerdir. Tutsi’ler daha çok kırmızı, Hutu’lar ise yeşil giyer. Bu renkler, ortak değerleri olan bayraklarında bile değiştirilmiştir.

Bu yüzden Hutu’lar kırmızı, Tutsi’ler yeşil giymez.

Ve Türkiye…

Kaftanı alır Noel Baba’ya giydirirler, Avrupa erkeklerinin etek giydiği dönemde Türk’ün pantolonunu alır tüm dünyaya Batı’nın dahice icadı(!) olarak lanse ederler. Milattan önce çizme giyen ecdadın çizmelerini alır ve sandaletlerinden kurtulurlar.  Osmanlı’nın renk ve desen zenginliğini gözden kaçırmayarak günümüze dek moda dünyasına uyarlamaya devam ederler...

Biz Batı’nın soluk renklerini “maskülen, sadelik, minimalist akım” adı altında, zengin kültürümüzü unutarak bir güzel giyeriz.

Bu yüzden Türk’ler gerçekte giyinmez!


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık