• 10 Ocak 2018, Çarşamba 11:41
Mehmet AĞAR

Mehmet AĞAR

Fıtrat Değişir Sanma Bu Kan Yine O Kandır

Uzunca bir aradan sonra elime aldım kalemi, pardon klavyeyi aldım elime. Serde biraz yazarlık var neylersin? Durursun, bir bakmış dolmuşsun ve taşıyorsun. Hah işte benimki de tam öyle bir şey. Her ne ise... Malum hem millet olarak hem ülke olarak hem de bölge olarak kritik süreçlerden geçiyoruz. Demem o ki büyük imtihanlar yaşıyoruz. Dengeler, reel politik ve sözüm ona konjöktür ha bire değişiyor. Tabii olarak insanlar ve fikirler de  değişiyor. Değişim insanoğlu için gayet doğal bir durum, ona bir şey dediğim yok. Bazıları da, nasıl denilir bilmem ki, değişmiyor da dönüyor gibi. İşte burada bir durmamız gerekir. Değişim ve dönmek arasında ince değil; çok kalın bir fark var. Bu burada kalsın şimdilik, sonra tekrar döneriz. Biz Türkler, eskilere atıfta bulunmayı çok severiz. Bir olay mı meydana geldi. Biri birşey mi dedi. Hemen o konu ile ilgili vecize, atasözü, ya da şiiri molla Google’dan taratıp copy-past yapıp Twitter, İnstagram, ya da Facebook'tan paylaşırız. Güzel şeyler bunlar. Kültürlenme açısından... Bu güzel sözlerden birisi de Vatan Şairimiz Namık Kemal’in Vatan Şarkısı adlı şiirinden: “Fıtrat değişir sanma bu kan yine o kandır.” mısrasıdır. Genelde kahramanlık duygusunu yansıtan ve müspet yani pozitif yönde kullanılan bu cümleyi birde başka bir açıdan inceleyelim. Olmaz mı?

İnsan, madem Kur’an’ın ifadesiyle son derece kerimdir, saygındır ve yine aynı insan çokça da zalim, hain, nankör, haddini bilmez olabiliyorsa, ve bu kan,o eski kansa iyiliklerimiz kadar kötülüklerimiz de devam ediyor olamaz mı? Millet olarak, fert olarak… Aslına bakarsanız tarihin tekerrürü dediğimiz şey de tam bu değil mi? Misal olarak Meşrutiyet yıllarında Said Nursi, yazarlar için hem de İslamcı yazarlar için, şu ifadeyi kullanır:"Ey gazeteciler! Edipler edepli olmalı; hem de edeb-i İslâmiye ile müteeddib olmalı.” Üzülerek ifade edeyim, yazar çizer takımımız ağzını bozmakla bir yere varacağı kanısını taşıyor. Reyting uğruna, şöhret hatırına, yada çıkar hesabına akla hayale gelmez öyle şeyler söyleniyor ki itiraf etmeliyim, benim kimyam bozuldu. Yazar çizer takımı böyle olduğu gibi diğer sektörlerde olan bizim insanımızın hali de pek farklı değil. Açık konuşmak gerekirse Hakk'ın hatırını ali yani üstün tutan pek kalmadı.  İhtirasların ateşinde kavrulup gidiyoruz. Başta dedim ya meşrutiyet yıllarında ağzını bozan İslamcı yazarlar nasıl ki vardı; bugünde aynı şekilde kendi küçüklüğüne bakmadan virüs mikrobu gibi oraya buraya sataşan psikopat tipler türedi. Namık kemal diyor ya  “Fıtrat değişir sanma bu kan yine o kandır.” Tam da o oluyor işte. Birilerinin Bediüzzaman gibi bunlara ağzının payını vermesi gerekiyor. Benim haddim değil tabi hadd bildirmek. Ancak bu toplumun bir ferdi olarak şöyle düşünmek de hakkım: Ey yazarlar! Ey Gazeteciler!  Kalemin bir namusu var. Ona sahip çıkın. Fikrin çilesini çekmek kutsaldır, bir bedeli vardır,  gerektiğinde bedelini ödeyin.Kimseye kaleminizi aklınızı kiralık vermeyin. Oraya buraya dönmeyin. Elif gibi dik durun. Yalnız Allah karşısında Arapça be gibi iki büklüm olun. Ha bir de unutmadan önümüzde bize örnek olacak yaşlı ama ulu bir çınar durmaktadır. Sezai Karakoç elinde fikrin, kalemin onur meşalesini tutmakta ve bize yol göstermektedir. Ölmeden ve ölünmeden öncede kıymet bilebiliriz değil mi?  Sezai Karakoç demişken Üstadı anlamada bize yardımcı olacak 17. YY da yaşamış olan Cyrano de Bergarac’ın bir tiradını aktararak yazıma son vermek istiyorum:

" - Ne yapmak gerek peki?
Sağlam bir arka mı bulmalıyım?Onu mu bellemeliyim?
Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi
Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı?
Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı?
İstemem!
Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret?Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım?
Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip,
Taklalar mı atmalıyım? İstemem! Eksik olsun!
Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli?
Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli?İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret!
Eksik olsun!
Ciğeri beş para etmezlere mi "yetenekli" demeli? Eleştiriden mi çekinmeli?
"Adım Mercuré dergisinde geçse" diye mi sayıklamalı?
İstemem!İstemem! Eksik olsun!
Korkmak, tükenmek, bitmek...
Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek.
Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek?
İstemem! Eksik olsun!
İstemem! Eksik olsun!
Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek...
Tek başına...
Özgür olmak...
Dünyaya kendi gözlerinle bakmak...
Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak...
Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak...
Ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek,
İsteyince Ay'a bile gidebilmek.
Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek.
Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın.
Varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar.
Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?

Kalın sağlıcakla


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık