• 28 Nisan 2016, Perşembe 11:42
MehmetASLAN

Mehmet ASLAN

Dört Bir Taraftan Saldırı mı var, Uyarı mı?

Her gün yeni konularla fecaat tartışmalarına gark olan bu topraklarda neler oluyor?  Hayat, en belirleyici durumlar açısından nasıl farklılaşıyor, tanık oluyoruz.

Şüphesiz modernleşme  Habermas'ın ifadesiyle henüz bitmiş değil, aksine etkisi yeni başlıyor. Ancak bizim yaşadıklarımız etkisinden öte farklı bir şeylere de işaret ediyor.

Modern toplumun bir arada yaşamasını mümkün kılan bazı sac ayakları var. Bunların başında şüphesiz gücü elinde bulunduran ideolojik-egemen sınıflar ile yönetilen sınıfların yanı sıra her iki sınıfla ilişki içerisinde zaman zaman saf değiştiren sınıfların bulunduğunu yakın tarih boyunca yeniden görüyoruz. Din insanları sınıfı, üretim araçlarına ve/veya  sermayeye sahip sınıflar, etnik ve değerleri farklı büyük gruplar, mekan dışı ilişkiler ve tavır alışları bunlardan bazıları.

Gerçek olan ise toplumun tüm bu sınıflardan oluştuğu ve bütün farklılıkları içinde barındıran farkındalığa sahip olmasında yatıyor. O halde asıl tartışma konusu toplumu diri tutan farkındalığın niteliği ile ilgilidir.

Toplumun içindeki sınıfların bir kısmı söz konusu farkındalığı belirten ilkelerin, iddia ettikleri doğrularla sağlanabileceğini düşünüyorlar. Diğerlerinin doğrularına saygı duymayı bir yana bırakın, kendi doğrularının herkes için geçerli bir gerçekliği konusunda inançlılar ve büyük dayatmalarda bulunuyorlar.

İş artık sadece ekonomik olmaktan çıkıyor. Ekonominin nasıl ve kimin elinde işlemesi gerektiği konusunda dayattıkları doğruların ikna edici-meşru güç olduğunu ifade ederek, tüm güçler ile meşruiyet ilişkisi geliştirip doğruları hukuk gibi bir gerçekliğe dönüştürmek istiyorlar.

Çatışma bu dönüşüm konusunda netleşiyor. Zira hukuk bu yönüyle farklılıkları barındıran toplumun sürdürülebilirliği için genel geçer bir garanti iken, farklılıkları yok eden yeni bir araç gibi karşımıza çıkıyor. Yani toplumun egemenliği, artık toplum içinden birilerinin oluveriyor. Hukuk bu birilerinin çıkarlarını, gücünü topluma karşı korumaya yarayan yeni bir asker gücü(!) görevi üstleniyor.

Böyle bir değişim, mekan içinde iş görür vaziyette iken günümüzde mekan dışı ilişkiler ve tavır alışları ise etkisini yitiren kaba bir farklılık suretini alıyor.

İşte toplumu oluşturan ilkeler bütünü demokrasinin otoriterliğe evrilmesine yol açan değişimler; laiklik, anayasal hukuk düzeni, eşitlik, özgürlük gibi sac ayaklarını kıran büyük tartışmaları vakit kaybetmeksizin gün yüzüne çıkarıyor.

Mekan dışı kurumlar din hürriyetine vurgu yapıyor, insan hakları ihlallerinden söz ediyor, fikir hürriyeti ve özgür yaşama konusunda bazı göstergeler sunarak değişimin ilerleme yönünde olmadığını belirtiyor. Ancak bu değerlendirmeler hiçbir şekilde kaale alınmadan uyarı değil saldırı olarak tanımlanıyor. Ve toplum parçalanıyor, ayrışıyor. Farkında olmadan küçük küçük hadiseler büyük kaosun sancıları olarak yeşeriyor. Korkulan fitne, toplumun hakikatlerinden değil bazılarının doğruları konusundaki gerçeklik sanrısından neşet ediyor.

Tabi asıl güç, geçinme telaşı, asgari huzurlu yaşama ortamı, birbirlerine saygı duyma hususları, "gerçeklik" olarak dayatılanlar adına sefalet, yoksulluk, nobranlıkla yer değiştiriyor.

Toplum, farklılığın farkında değil artık, saflaşmanın gayretinde. Yok oluşa kürek çekiyor her bağırış. Tükenen her nefes birden, hemen, aniden yeni nefeslerin kesilmesi için bir rüzgar, poyraz, fırtına oluveriyor.

Evet, dört bir taraftan saldırı kaçınılmaz görülüyor, uyarılar dikkate alınmazsa.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık