• 14 Ağustos 2017, Pazartesi 9:50
Mustafa Kemal ŞAHİN

Mustafa Kemal ŞAHİN

Eşek ile Tilki

Efendim, bir ormanda eşek ile tilki kavga ediyorlarmış.
Kavganın sebebi ise çimenin rengiymiş.
Eşek çimenin renginin kırmızı, tilki ise yeşil olduğunu iddia ediyormuş.

Kavga büyümüş ve eşek ile tilki bu sefer ağız dalaşını aşıp birbirlerine saldırmaya başlamışlar. Ciddi şekilde birbirlerini yaralamışlar, ama daha kötü şeyler olmadan diğer hayvanlar bunları ayırmış  ve ormanın kralı aslanın önüne götürmüşler ve ormanın huzurunu bozdukları için şikayet etmişler.

Aslan bunları dinlemiş, sonra eşek berat etmiş, tilki ise müebbet yemiş.

Tabi haksızlığa uğrayan tilki hakkını aramış ve cezaya itiraz ederek aslana ‚Sen de mi çimen kırmızı diyorsun?' diye sormuş.
Aslan: saçmalama, çimenin ne renk olduğunu sen de biliyorsun ben de.' diye cevap vermiş.

'Madem öyle, demiş tilki‚neden bana müebbet verirken eşeği serbest bıraktın, sen' diye. Cevaplamış aslan‚ cezanı çimenin renginin kırmızı olmadığı için almadın. Sana eşek ile tartıştığın için ceza verdim!'

Bu hikayeden çıkaracağımız ders; eşeklerle tartışmayın, kazanamazsınız, zarara uğrarsınız. Bırakın eşeği, eşekliği ile kalsın, siz etliye, sütlüye karışmayın, işinize bakın!

Hikayeyi ilk okuduğumda, çok da hoşuma gitti. Doğru dedim, kendi kendime. Neden cahil ile eşek ile ya da kendini bilmez ile tartışılır ki... Bırakalım, onlar kendi bildikleri, hatta  bilmedikleri ile kalsınlar. Ama sonra düşündüm, bir yerde hata yapıyorum. Böyle düşündükçe, böyle hareket ettikçe, bu eşekler bu kadar rahat kişniyor ve çoğalıyor.

Şimdi bu eşeğe had bildirmek gerekmez mi? Elzemdir, şarttır ama tilkinin başına gelenler belki çoğumuzun başına gelmedi mi? Sokakta kavga ettik, haklıydık da ama eve geldik bir sopa da aileden yemedik mi? Yemeyenimiz azdır, “neden kavga ettin, sana ne, neden karıştın?” Duymadık mı bu sözleri?

Bir düşünün…
Diyelim ki bu tilki müebbetten yırttı ve belli bir zaman sonra çıktı dışarı.
Bir daha bildiği doğruyu savunur mu?

Zor savunur, bilir ki işin ucunda hapis var, dayak var!

Veya olaya tanık olan diğer hayvanlar, tilkinin başına gelenleri gördükten sonra bildikleri doğruları savunurlar mı? Eşeklere hadlerini bildirmeye çalışırlar mı?

Doğruyu bilenlerin doğruyu savunamadığı, yanlışları iddia edenlerle tartışmaya, kavgaya giremediği bir ortamda uzun vadeli doğrunun aktarılması ve yaşatılması mümkün mü?

Zaten doğru eşeklere karşı savunulur, eşeklerle tartışılır.
Eşek olmayan çimenin kırmızı olduğunu iddia edip bir de bunun için başkasına saldırmaz ki! Bunu ancak eşek yapar!

Eşek olmayanlar kendi aralarında fikir alışverişinde bulunur, yanılıyorlarsa ikna olurlar, yanılmıyorlarsa karşılarındakini ikna ederler. Önemli olan eşeklere bunu anlatmak ve haddini bildirmek değil midir?

Yıllarca siyaset yaptım. Siyaseti birlikte yapalım dediğim, doğruluğuna, dürüstlüğüne inandığım çevremden, arkadaşlarımdan, her defasında şunu duydum; “Siyaset bana göre değil. Ben yalan söyleyemem, ben dayanamam, patlarım, saldırırım, döverim, söverim,siyaset yalan işi, dolan işi.”

Arkadaşım, işte tam da bu zamanda sana ihtiyacımız var, gel kendine o kadar güveniyorsan beraber doğru, dürüst siyaseti yapalım. Eşekleri ödüllendirmeyelim. Kaçarak bu iş olmaz. Hatta bir sonraki yazımda da bununla ilgili bir hikaye paylaşacağım; imtihan zor olacak, zor şartlarda olacak ki imtihan olacak. Sen siyasete bir atıl bakalım yine aynı şekilde kalacak mısın? Kalacaksın ve beraber başaracağız, dediğim çok olmuştu ama dinletememiştim.

Eşeklere eşekliklerini bildirmek elzemdir, şarttır.
Eşek olduklarını anlarlarsa belki hadlerini bilirler!

Kalın sağlıcakla...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık