• 26 Ocak 2017, Perşembe 9:38
Mustafa Kemal ŞAHİN

Mustafa Kemal ŞAHİN

Hayır da, Nasıl Yani?

Başlığa bakınca belki de anayasa referandumunu mu yazacak, diyeceksiniz. Ama değil, tabiki. Ben siyaset yazmıyorum, o konulara girmiyorum. Herkes, kendi hür iradesi ile düşünüp karar verecektir, ona. Benim bahsettiğim konu daha farklı olacak.

Alicenap Türk Milletimiz, dünyanın neresinde olursa olsun, bir afet, bir savaş, bir felaket olduğunda hemen yardıma koşar. Bu bizim geleneğimizde, inancımızda, kültürümüzde var. Bizi biz yapan bu değerlerimizdir. Bizi ayakta tutan, bizi bir ve dik tutan, bu değerlerimizi yaşamamız.

En son yaşanan olaylarda, Suriye’de yaşanan insanlık dramında, milletimiz, kurumlarımız, hükümetimiz, devletimiz hemen harekete geçti. Tırlar dolusu yiyecek, giyecek, yardım malzemeleri hemen bölgeye sevk edildi. İlk önce güvenli bölgelere getirilen Suriyeliler, Kızılay aracılığıyla da çadır kentlere yerleştirildi. Hemen hemen hergün, sivil toplum kuruluşları, işadamları, dernekler, kurumlar tırlar dolusu yardımı bölgeye ulaştırıyor. Bu uğurda çalışan, uğraşan, aracı olan, yardım eden herkesi kutluyorum. Allah’ım, yapmış olunan tüm hayırlarınızı kabul etsin.

Bazen aklıma takılan sorular oluyor. Bunlarla ilgili çözümleri de beraber düşünelim istiyorum. Yaşadığım bir olayı anlatayım. Muhafazakar çevremizin tanıdığı bir abi ile karşılaşıyorum yolda. Abimiz, hali vakti yerinde, maddi durumu çok iyi ve kendini hayır işlerine adamış. Nerede bir kültürel etkinlik olur, hemen oradadır, nerede bir yardım toplanacak, hemencecik koşar. Ama abimizin en büyük özelliği, daha çok dili ile hareket etmesidir. Hoş beşten sonra yardımsever abimiz, Halep için yardım toplamaya koyulmuş ve tır için malzemeleri ayarlıyor. “Ama bu abinin iş yerinde çalışanlar asgari ücret alıyor, mesai saati kavramı yok ve abim yardım tırları için canhıraş çalışıyor, bunda bir hata yok mu?” diye kendi kendime düşündüm. Sonra da “Bırak Mustafa, şeytanın avukatlığını yapma!” dedim ve sustum.

Sonra kurumları düşünüyorum ve bazı cemaatleri... Çoğunun durumu iyi olmayan üyelerinden, çalışanlarından, müritlerinden alınan yardımlarla insanlığa yardım etmelerini düşünüyorum. Koca koca patronlar dururken, koca yürekli çalışanlarının yaptıkları yardımlar ile böbürlenmeleri ne garip çelişki, değil mi? Yardım kuruluşu çalışanları asgari ücret ile çalışırken, topladıkları yardımı, ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor. Belediyede çalışan taşeron işçilerimiz, kendi maaşlarından topladıkları paralarla ihtiyaç sahiplerine yardım ediyorlar.

Beyler, hanımefendiler, artık kendimize gelelim. Yardım kadar insani, ahlaki, dini bir duyguyu kullanırken kendi etrafımıza bakalım. Mutlaka ihtiyaç sahiplerine el uzatalım ama yakınımızda, bizimle çalışanlara, akrabalarımıza, anamıza, babamıza yardımı da unutmayalım. Yoksa siz Cuma namazına gitmiyor musunuz yoksa gidip de hutbeyi mi dinlemiyorsunuz?

Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. Tutasınız diye size öğüt veriyor.”

Hadi bakalım, düşünün şimdi. Hayır mı, ilk etrafınıza bakın, sonra da diğerlerine. Fırsatınız varken adil de olun.

Kalın sağlıcakla...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık