• 28 Kasım 2016, Pazartesi 9:35
Mustafa Kemal ŞAHİN

Mustafa Kemal ŞAHİN

Kadıyanilik (Ahmedilik)

Hindistan’ın Pencap eyaletinde 1880’de Mirza Gulam Ahmed Kadıyani tarafından kurulmuştur. Ahmediye de denir. İngilizlerin Hindistan’ı sömürge yaptıktan bir yıl sonra ortaya çıkan bu fırka, onlar tarafından beslenmiştir. İslamiyet’i içerden yıkmak için çalışan İngiliz casuslarının yardımıyla Pencap ve Bombay’da cahil halk arasında süratle yayıldı. Sonra Avrupa ve Amerika’da gayrimüslimlerden ve dinini bilmeyen cahillerden taraftarlar buldu.

Daha önce İsmailiye fırkasında olan Mirza Gulam Ahmed, önce müceddid, daha sonra da Mehdi olduğunu iddia etti. İsmaili ve Behailerden taraftar buldu. En sonunda kendisinin, gökten ineceği bildirilen İsa Mesih olduğunu, yeni bir din getirdiğini söyledi. Kadıyan’da yaptırdığı mescide, Mescid-i Aksa dedi. Kendisinin Kur’an-ı kerimde övüldüğünü iddia etti. Hazret-i İsa’ya iftiralarda bulundu. İslam âlimleri, Kadıyanilerin Müslüman olmadıklarını ittifakla bildirmiştir. İslâm âlimlerinin bunlara verdiği cevapları dikkate alan Pakistan Parlamentosu da, 7 Eylül 1974 tarihli kararıyla Kadıyanileri, İslam dışı azınlık olarak ilan etti. Buna rağmen, Müslüman süsü verebilmek için, kendilerinden Müslüman Ahmediye cemaati diye bahsediyorlar. Kadıyanilerin İslamiyet’e uymayan görüşleri çoktur.

“Hz. İsa ve Hz. Muhammed a.s. ruhları insan şeklinde görünecektir. Bu da Mirza Ahmed’dir. Başka Mehdi yoktur. İsa Mesih ve Mehdi, aynı kişiye verilen iki isimdir” diyorlar. Halbuki İsa (as) Hazret-i Mehdi aynı kişi değildir. İkisinin de gelmesi kıyametin büyük alametlerindendir.

İslamiyet’le bildirilen cihadı, yanlış yorumlayarak, Kur’an-ı kerimin manasını değiştiriyorlar. “Cihad sadece sözle olur” diyorlar. İslam alimleri ise, cihadı üçe ayırıyorlar: Savaşla yapılan cihadı, devlet yapar. Sözle ve her türlü yayın vasıtasıyla olan cihadı İslam alimleri yapar. Bu iki cihadı yapamayan da, mal, can ve duayla yardım eder. Bu da her Müslümanın vazifesidir.

Mirza Gulam Ahmed, Hakikat-ul-Vahy kitabında, “Allah bu ümmet arasında, İsa’dan daha üstün bir Mesih yarattı. O da benim. İsa şimdi sağ olsaydı, benim yaptıklarımı yapamazdı. Bende görülen mucizeler, onda görülmezdi. Allah beni peygamber olarak gönderdi. Bana üç yüz bin mucize verdi” diyerek küfrünü açıkça ortaya koymuştur.

“Talimatlarımıza gönülden bağlı olana da, Allah mucizeler ihsan eder” diyorlar. Halbuki mucize, sadece Peygamberlerde görülür.

“Herkesi sev, kimseden nefret etme!” diyorlar. Dinimiz ise, Müslümanları sevip, Allah düşmanlarını sevmememizi emrediyor.

Farkında mısın, size de yakın zamanda yaşadıklarımızı hatırlatmadı mı, bu okuduklarınız? Dinler arası diyalog, mucizeleri, kendini peygamber yerine koymalar, sevin herkesi deyip sahte gülücükler… Bunların babaları hep aynı ve dışarıdalar. Hep aynı yöntemlerle samimi, saf ve temiz Müslümanları kandırarak ülkemizi, ülkeleri  ele geçirmek, sömürmek istiyorlar.

Allah fırsat vermesin bu sapık zihniyetlere ve arkasındaki adi, aşağılık, sömürgeci devletlere.

Uyanık olalım, akıllı olalım.

Kalın sağlıcakla...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık