• 10 Aralık 2017, Pazar 18:47
Mustafa Kemal ŞAHİN

Mustafa Kemal ŞAHİN

Neden Kudüs?

Kudüs, yüzyıllardır olduğu gibi yine dünyanın bir numaralı gündem maddesi... Üzerinde her dinin, her medeniyetin ayak izlerini taşıyan Kudüs niçin bu kadar değerli? Bunu anlamak için Kudüs tarihindeki belirgin izleri bilmek gerekiyor.

 

Yeni Şafak gazetesinden Mahmut Sami Şimşek’in 2011 yılında yazmış olduğu makalesinden alıntıladım. Maddeler haline Kudüs’ü anlatmış.

Yüce Allah tarafından, etrafıyla birlikte kutsal kılınan Mescid-i Aksa'nın bulunduğu kutlu şehir. Yeryüzünün en eski ikinci ve en mukaddes üçüncü mescidinin mekanı. Semavi dinlerin, semalara uzanan nebilerin, bağrında dinlenen velilerin beldesi. Her karış toprağında, nice peygamberlerin hatırasını ve izlerini taşıyan kutsal belde Kudüs.

Üç dinin atası Hz. İbrahim, hanımı Hz. Sara ile Kudüs yakınlarındaki Sebu'da yaşamıştı. İkinci oğlu Hz. İshak burada doğdu ve 160 yaşında Kudüs yakınlarında vefat etti. Babası Hz. İbrahim'in el-Halil kasabasındaki mezarının yanına defnedildi. İshak, Yakup, Yusuf peygamberlerin ve Sara Annemizin kabirleri de burada.

Hz. Musa ve Hz. Harun, İsrailoğullarıyla Mısır'dan çıkıp Kızıldeniz'i geçince Yüce Allah, Kudüs'e gitmelerini emretti. Hz. Musa ve Hz. Harun, Kahire'den Kudüs'e,Hz. Muhammed(S.A.V.), Mekke'den Medine'ye hicret etmişti. Hz. Musa, mezarının Mescid-i Aksa'ya yakın olması için niyazda bulunmuş ve duası kabul olunarak Mescid-i Aksa yakınlarında vefat etmişti.

Hz. Davut, sapanıyla zalim Calut'u öldürdü. Muzaffer bir asker olarak şehre girdi. (Günümüzde de Filistinliler İsrail'e karşı sapanla mücadele veriyorlar).

Hz. Süleyman, cinlerden ve insanlardan oluşan ordusu ile kurduğu hakimiyeti, muhteşem bir saraydan yönetiyordu. Babasından aldığı taht şehrini yeryüzünün başkenti yaptı. Hz. Süleyman'ın devasa mabedi, Hz. Süleyman'ın emriyle cinler tarafından inşa edildi.Hz. Süleyman'ın mamur ettiği bu kutlu şehir, Babil kralı Nabukadnezar tarafından yakıldı, yıkıldı, yağmalandı, talan edildi. Yıllarca isyanlara, işgallere, ihtilâllere ve kanlı savaşlara maruz kaldı. Halkı sürgüne gönderildi, defalarca.

Hz. Meryem, Mescid-i Aksa'nın doğu tarafındaki hücresinde itikafa çekildi. Odasındaki mihrapta, Rabbinin meleklerle gönderdiği cennet meyvelerinden rızıklandı.

Hz. İsa, komşu kent Beytüllahim'de bir mucize olarak babasız doğdu, daha bebekken konuştu. Evvelâ Celile'de, sonra Kudüs'te insanları hak dine davet etti. Hem bedenlere, hem gönüllere hekim oldu. 33 yaşına gelince de tıpkı Resulü Ekrem'in miracı gibi, O'da bu kutlu şehirden semalar ötesine, Rabbinin katına yükseldi. Demek ki Rabbin makamına yükseliş şehri Kudüs'tü.

Peygamber Efendimiz hicretten sonra 17 ay boyunca, namaz kılarken Mescid-i Aksa'yı kıble edindi. Yüzünü Kudüs'e döndü.

Peygamber Efendimiz, Miraç yolculuğunda, Burak'a binip Mekke'den Kudüs'e, Kudüs'ten arş-ı âlâya yolculuk yaptı. Medine'den önce, Kudüs'e hicret etmişti. Kudüs, İsra (gece yolculuğu) mucizesinin ikinci durağı, Miraç (yükseliş yolculuğu) mucizesinin birinci durağı oldu.

Kendisini sırtına alıp ufuk ötesine uçuran, gözünün gördüğü yere adımını atan Burak’ını Mescid-i Aksa'nın bir duvarına bağlamıştı.

Ve yine Peygamberimizin, nebiler nebisi olup tüm enbiyaya rehber olduğu yer de Kudüs'tü.

Babillilerden sonra, Romalılar tarafından da ikinci büyük işgali yaşadı, Kudüs. Halk tekrar sürüldü, uzak diyarlara. Daha sonra Roma imparatoru Hadrian tarafından şehir yeni baştan imar edildi.

Bizans imparatoru Constantin ise, Hıristiyanlaştırdı bu şehri, annesi Helen ile birlikte, putları yıktı, Kutsal Mezar kilisesini yaptırdı. Hz İsa'nın bebekken yıkandığı taş beşiği, İstanbul'a. Beşiktaş'a taşıdı.

Asırlar sonra Halife Hz. Ömer'in tayin ettiği İslam orduları başkumandanı Ebû Ubeyde b. Cerrah fethetti bu şehri. Halife Hz. Ömer, bir çöplük haline getirilmiş Mescid-i Aksa'nın etrafını temizletti. Rasulullah'ın ayak izinin bulunduğu o kutsal taşı (Hacer-i Muallak) bulmak için eteğinde taş taşıdı, işçilerle beraber çalıştı. Ve kendi ismiyle de anılan Mescid-i Aksa'yı, Hacer-i Muallaka'nın kıble tarafına yaptırdı.

Selçukluların Kudüs'e hâkim oldukları 25 yıl içerisinde, Dünyanın dört bir yanından çok sayıda âlim, şehre akın akın gelmeye başladılar. İmam Gazali derslerinin bir kısmını burada verdi. Ebu Bekir İbnî Arabî 3 yıl boyunca burada kaldı. Kitaplarını burada yazdı. İbn-i Kayserani Mescid-i Aksa'da hadis dersleri verdi.

Kara bulutlar 1099 yılında Kudüs üzerinde göründü. Leş kargaları gibi şehre üşüşen Haçlı orduları, Fâtımîlerin hâkimiyetindeki Kudüs'ü işgal ettiler. Sokaklar et yığını haline geldi. İnsanın başını ağrıtacak derecede kan kokusu, günlerce Kudüs semalarından gitmedi. Haçlılar, tüm Müslüman ve Yahudileri katlettiler.

1185 yılında Kudüs krallık ordusunun Kahire'den Şam'a giden bir Müslüman kervanına saldırmasıyla başlayan harekât, Selahaddin Eyyûbi'nin iki yıl sonra Kudüs'le birlikte 52 şehri fethetmesiyle sonuçlandı. Miraç kandilinde Selahaddin Eyyûbi, Kudüs'e girdi.İmam Nablûsi'den, Gazze'li İmam Şâfiî'ye kadar birçok dev âlim yetiştirmiş olan Filistin'in kutsal şehri Kudüs 1099 yılında Haçlıların ilk işgalinden itibaren 145 yıl sonra Türklerin eline geçti.

Memlûk sultanı Muhammed b. Kalavun, 40 yıldan fazla hüküm sürdüğü için, şehri yeniden imar etti.Memlûkler Kudüs'ü değil, kendilerini bile koruyamaz olunca 1517 yılında Kahire'deki Memlûk hâkimiyetine son veren Yavuz Sultan Selim, Kudüs'e de hâkim oldu.

Kanuni Süleyman Han, Mescid-i Aksa çevresine surlar, Hürrem Sultan da bir külliye yaptırdı.

1799'da Gazze, Remle ve Safed'i işgal eden Napolyon, Cezzar Ahmed Paşa'ya mağlup olunca arkasına bile bakmadan kaçmıştı.

1870’lerden sonraki Yahudi göçleri, Kudüs'ün dengesini bozdu.

Sultan 2. Abdülhamid, siyonizmi ve Filistin'e Yahudi göçünü engellemek için yoğun çaba sarf etti. Bu arada şehri yeni baştan imar etti.

1917 Kudüs için felaket yılı oldu. 11 Aralıkta İngiliz askerleri Kudüs'e girdi. Böylece Kudüs'teki Müslüman hâkimiyeti de sona erdi.

Ardından 1948'de İsrail Devleti kuruldu. Böylece Ortadoğu'yu kan gölüne çevirecek Filistin-İsrail mücadeleleri başlamış oldu.

İsrail devleti tarafından kuşatılmış olan Kudüs'te 50 yıl sonra ilk defa Cuma namazı kılınmasına izin verilmedi.İsrail askerleri ibadet için gelen Müslümanlara izin vermemekle yetinmeyip onlara işkenceler etti hatta direnenlerden bir kısmını şehit etti .

 

İsrail'in ve Batı'nın Kudüs planı nedir?

Neocon-İsrail aşırı sağının ortak ideali Ortadoğu merkezli bir dünya savaşı çıkarmak. Yani Armagedon dedikleri '' Kıyamet savaşı '' … Bir taraftan Mescid-i Aksa'nın altını yavaş yavaş kazarak kendi kendine yıkılmasını sağlamak.Yerine Süleyman Mabedi inşa etmek.Bu savaşla Mesih yeryüzüne inecek ve yine bu savaşla ilahi adalet gerçekleşecek böylelikle tek inanışlı dünya düzeni kurulacak. İşte onların inanışına göre buna ''tanrıyı kıyamete zorlamak ''diyorlar. Yani gökyüzündeki ''Mesih'i'' dönmeye mecbur bırakmak. Bu gün Ortadoğu'da bu inanışa karşı çıkan ülkelere karşı çıkarılan savaşların altındaki yatan temel unsur tam da budur işte.

Oysa Allahu Teala;

''Yahudiler, “Üzeyr, Allah’ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar ise, “İsa Mesih, Allah’ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan çevriliyorlar! ''(Tevbe 30)

'' (Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (Hıristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları her şeyden uzaktır. '' (Tevbe 31)

Buyurarak onların sapkınlık içinde olduğunu bize apaçık bildirmiştir. Bu nedenlerden ötürü Kudüs, İslam dünyasının ortak paydasıdır. Kudüs'e kim sahip çıkarsa O kişi İslâm dünyasında şeref ve izzet sahibi olur. Yukarıda da bahsettiğim üzere iki kişi vardır ki; İslâm dünyası o iki kişiyi çok sever. Bunlardan birincisi Kudüs Fatih'i Selâhaddin Eyyubi, ikincisi ise Yahudilerin onlarca teklif ve ısrarına rağmen ''Biz bu toprakları kanla aldık. Ancak kanla veririz '' diyerek onların tekliflerini reddeden ve bize ''Kızıl Sultan'' diye tanıtılmaya çalışılan Cennet mekân Sultan Abdülhamid Han 'dan başkası değildir. Bu yüzden Kudüs'e sahip çıkacak tek ülke vardır. O da Türkiye'dir.

Başka hadislerde de Şam ve İstanbul'un önem ve kutsiyetlerine ayrıca değinilmiştir.Bugün üzerinde türlü oyunlar oynanan Şam (Suriye), İstanbul (Türkiye) ve Kudüs'ün üzerinde bu oyunların neden oynandığını, Rabbimizin bize bu oyunda ne gibi sorumluluklar yüklediğini kavrayabildik mi, acaba?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

tELEKOM KURUMSAL 1 TL
yukarı çık