Sanma şahım herkesi sen sadıkâne yâr olur

Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyar olur

Sadıkâne belki ol alemde bir dildar olur

Yar olur, ağyar olur, dildar olur, serdar olur

Yaklaşık 5-6 yıl önce İskender Pala’nın bir kitabında okumuştum hikayesini. Bilenler bilir, bilmeyenler için kısa bir bilgi verelim. Menkıbenin doğruluğunu, yanlışlığını, kaç yüzyılda uğradığı tezviratı bilemem, vebali de tarihçilerin boynunadır ama bize aktarıldığı kadarıyla Sultan Selim Han’ın Şah İsmail’e attığı tokattır bu dizeler.

Hikayesine gelince; Yavuz’un komutanlığının, askeri dehasının haricinde sanata, şiire olan düşkünlüğü herkesçe maruf bir meseledir. Keza sanata şiire düşkünlüğü kadar satranç oynamaya karşı olan merakı da Yavuz’un en çok bilinen yönlerindendir. Bir çok konuda da şah İsmail ile benzer yönleri vardır. Öyle ki şah İsmail de sarayında ünlü şairleri barındırır, edebiyata ve sanata önem verir ve çok iyi bir satranç oyuncusudur.

Hikaye bu ya, Şahın bu özelliklerini duyan Sultan Selim gezgin bir abdal kılığına girerek şahın ülkesine gider. Kervansaraylarda, konaklarda, hanlarda herkesle satranç oynar, önüne geleni mağlup eder ve böylece kısa bir sürede namını şahın duymasını sağlar, amacına ulaşır. Şah ile satranç müsabakasını gerçekleştirecektir.

Çağrı üzerine gittiği sarayda şahı mat eder, şah sinirlenir ‘ sen haya nedir bilmez misin, şahlar mat edilmez bilmez misin’ diyerek elinin tersi ile Sultan Selim Han’a bir tokat atar. Şahın bu kızgınlığını gören Yavuz onu yücelten şiirleri okumaya başlar ve huzurundan ayrılırken de bu dizeleri sıralar. Tabi Şah İsmail hala karşısındakinin halife-i rûy- i zemin olduğunu fark etmemiştir.

Uzatmayalım, Yavuz, yediği tokatın acısını bir türlü unutamaz, sindiremez.  Bu olaydan birkaç yıl sonra da Çaldıran’da, meydan savaşında, bilindiği üzere Şah İsmail’i mağlup eder. Hasılı, oyunda da gerçekte de galip geldiği Şah’a karşı son darbesini bir mektupla indirir;

‘Tebriz’de, sarayında mat olduğun bir dervişe tokat atmak erlik değildir. Atacaksan eğer, tokadı böyle atacaksın’…

Bu menkıbeyi neden mi yazdım, ya da nereye bağlayacağımı mı merak ediyorsunuz? Kıssadan hisseyi verelim öyleyse.

  • ABD Fetullah’ı korumak niyetinde değil.
  • ABD DAEŞ’e karşı Türkiye’nin yanında olacak.
  • ABD Darbeye karşı Türk milleti ile omuz omuzadır.
  • ABD Türk milletinin cesaretine hayran kaldı.

Ankara’da vali yardımcımız düzeyinde karşılanan ABD Başkan yardımcısı Joe Biden’in açıklamalarının satırbaşları hikayeyi çağrıştırdı hepsi bu…

Bu vesile ile tam 500 yıl önce bugün Filistin ve Suriye topraklarını Mercidabık zaferi ile  bize kazandıran büyük serdar Yavuz Sultan Selim Han’ı minnetle anıyor, Yavuz’dan 500 yıl sonra gelip alemde bir dildar olan, aleme serdar olan Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan’a ve Cerablus’ta tarihi tekerrür ettiren şanlı ordumuza hayırlı muvaffakiyetler diliyorum.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.