Sosyal medyayı bir panayır yeri gibi düşünelim. Panayırları bilirsiniz, İnsanlar toplanırlar. Ya da bir düğün-dernek düşünün. Bir buluşmaya giderken en güzel kıyafetlerimizi giyeriz. Sosyal medya da böyle aslında, orada da yer alırken en iyi halimizle bulunuruz öyle değil mi?

En iyi fotoğraflarımız, en iyi yemeklerimiz, en iyi gezdiğimiz yerler. Kimse İETT otobüsünde iken bak çok güzel seyahat ediyorum diye fotoğrafını koymaz ama uçaktaki resmini koyar.

Hayatta da öyledir önemli bir yere gittiğinizde en güzel gülüşünüzü takınırsınız, normal hayatta küfür ediyorsan orada etmemeye dikkat edersin. Aslında sosyal medya bir vitrin gibi, insanların vitrini. Çünkü sosyal medyada olmak istediğimiz insanız, olduğumuz değil.

Sosyal medyada kafamızda bir kahraman var; Said Ercan’ın kahramanı nasıldır? Hayat belki bazen bazı şeyleri olmamızı engellemiştir ama orada olabilme imkanın var, orada çok iyi bir yazar gibi durabilirsiniz, boynunuza fular takıp bir resminizi koysanız bir yazara dönüşebilirsiniz, bu kadar basit.

Pekala kendinizi yazar gibi gösterebilirsiniz. Böyle bir sürü kişi fenomen oldu, mesela yazar bilmem ne diye hesap açıp, -ismini vermeyeyim- daha sonra kitap yazıp "yazar" olan çocuklar var.

Bir algı yönetimi yaptı, kendini yazar gibi gösterdi, kitap çıkarttı ve insanlar gitti kitabını aldı. Kesinlikle böyle, bir kalitesizliğin olduğu doğru, bir bilgi kirliliği olduğu doğru fakat bunun zamanla çözüleceğini ve insanların zamanla yavaş yavaş normal hayatlarını da paylaşacağını düşünüyorum. Çünkü hepimiz benzer bir sihir yapıyoruz aslında. Yani aslında ortak bir yalana sahip çıkıyoruz, onun için bunun zamanla kırılacağını, zamanla rayına oturacağını düşünüyorum. Dolayısıyla yeni bir düzenin oturması zaman alır, sosyal medyanın da normalleşmesi zaman alacaktır.

Sosyal medya canlı yayınlar. Publishing, video derken yayıncılığa döndü. Yani sosyal medya size şu imkanı veriyor, siz bir kameraman olabiliyorsunuz, bir editör olabiliyorsunuz.

Said Ercan medyası olarak benim şu anda 100.000’in üzerinde farklı sosyal ağlarda takipçim var. En çok satan gazeteler sıralaması yaptığınızda ben ilk 10’a giriyorum. Yani bu çok ciddi bir güç aslında ve istediğimiz bir güç hani hep deriz ya “sözün gücüne inanan, söz medeniyetinin çocuklarıyız”.

İşte doğu toplumları böyledir, söz medeniyetinin çocuklarıdır. Sosyal medya aslında çok güzel bir şey sunuyor, text tabanlı iletişim. Tarihte hiç kimse bu kadar yazmamıştır, hiç kimse de bu kadar okumamıştır. Eskiden öğretmenlerimiz hep “okuyun da ne olursa olsun okuyun” derlerdi. Sosyal medyada da insanlar bir şekilde okuyorlar. Deli gibi WhatsApp kullanıyorlar ve bu yazışarak kullandığımız bir şey. Düşünün artık amcalar, dedeler WhatsApp kullanıyor ve bu bir kazanım aslında text tabanlı iletişime geçiren bir kazanım.

Burada önemli olan şey ise içerik (content). Sosyal medyada tüketici misin yoksa üretici misin? Sosyal medyanın ilk halini düşünelim. Facebook, Twitter kurulduğunda içinde hiçbir şey yok, sen profil açıyorsun, ben açıyorum, öteki açıyor ve biz o contenti üretiyor ve tüketiyoruz. Ben senin arkadaşın isem senin içeriğini görüyorum başka birisini görmüyorum. Öte yandan içeriği sen üretmez isen kim üretirse onun görüşü kazanır. Ve tabi bir de işin içinde reklamlar var, çünkü iyi bir pazar sektörü burası.

Facebook reklamlarına siyasilerin, kurumların verdiği paralar çok deli paralar. İşte bu cari açıklar falan nereden ortaya çıkıyor diye soruyoruz, işte buradan kaynaklanıyor. Google’a bugün verilen paralar çok ciddi paralar, yani dudak uçuklatacak paralar ve bunların yanında Google hem para kazanıyor hem de senin ülkenle ilgili data veri elde ediyor.

WhatsApp 19 milyar dolara satıldı. Reklam var mı  WhatsApp’ta, yok.

Türkiye’nin en değerli kurumu TÜPRAŞ 4.4 milyar dolara satıldı. Dört kat fark var.

Sosyal ağlarda Türkiye maalesef tüketici.  Onun için vizyonun değişmesi lazım. Bizim çok acil yerli sosyal ağa ihtiyacımız var.

Bugün yine söylüyorum hep söyleyeceğim. Çünkü yerli sosyal ağ yerli otomobilden daha değerlidir.Yerli arama motoru, yerli otomobilden daha değerlidir. Bu projenin Türkiye gibi genç nüfusun çok fazla olduğu yerlerde acilen hayata geçmesi gerek. Bugün sosyal medyada soğuk savaş hala devam ediyor, fakat biz şu anda soğuk savaşın Amerika tarafında yer alıyoruz.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER