• 24 Haziran 2017, Cumartesi 1:15
ServetYAZICI

Servet YAZICI

Sigortanın Toplumdaki ve Ekonomideki İşlevi

Sigorta sisteminin ekonomi için büyük bir önemi vardır. Sigorta, her şeyden önce önemli bir tasarruf kaynağıdır. Ekonomideki kredi hacminin gelişmesine büyük katkı sağlar ve uluslararası ekonomik hayatın gelişimine yardım eder. Sigorta, bir vergi kaynağı olduğu gibi sosyal çöküntü ve kayıpları önlemede büyük bir rolü vardır. Türkiye’de sigorta sektörünün ekonominin tamamı içerisindeki payı % 3’ler civarında olmasına karşın kendi büyüklüğünün onlarca katı teminat yaratmaktadır. Örneğin 2016 yılı rakamlarına göre sigortacılık sektörü toplamda 37 trilyon liralık teminat yaratmıştır. Sadece bu değer bile sigorta sektörünün ekonomiye sağladığı desteğin önemini ortaya koyması açısından oldukça önemlidir.

İnsanların ne kadar tedbirli olurlarsa olsunlar bazı risklerin zararlarından kaçabilmesi mümkün değildir. Günlük hayatta olduğu gibi ekonomik hayatta da pek çok risk söz konusudur. Ekonomik hayatta meydana gelecek sistemik bir risk, bütün bir ekonomiyi sekteye uğratabilmekte ve bütün toplumu etkisi altına alabilmektedir. Kişilerin karşılaştıkları esaslı bir zararı tek başına yüklenmesi onun ekonomik ve sosyal anlamda bir çöküntüye uğramasına sebep olabilmektedir. Sigorta bir sistem olarak aynı ya da benzer risklerle karşı karşıya olanları bir araya getirerek ortaya çıkabilecek zararları benzer durumda olanlar arasında dağıtır. Böylece tek bir kişinin kendi başına altından kalkamayacağı bir yük, çoğunluğa dağıtılır ve risk karşılanabilir bir hale getirilirken hasarlar da üstesinden gelinebilir bir hale getirilir. Bu husus, sigortanın gerek ekonomideki gerekse günlük ve sosyal hayattaki en önemli işlevidir. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde birçok işletmenin iflas ettiği ve müflislerin bazılarının bu durumun psikolojik yükünü kaldıramayarak intihar bile ettiği görülmektedir. Günümüzde sigorta sistemi (ve toplum içindeki diğer sosyal dayanışma araçları) olmasa bireysel ve sosyal çöküntülerle daha sık karşı karşıya gelmek ve bireysel trajedilere daha sık rastlamak mümkündür.

Sigorta, riskleri benzer durumda olanlar arasında riskleri paylaştıran bir sistem olduğu kadar topladığı primlerle de ekonomiye kaynak yaratan bir sistemdir. Sigorta sistemine giren mali kaynaklar finans sistemine akmakta ve oradan da çeşitli şekillerde mali sisteme ve reel ekonomik sisteme girmektedir. Sigorta ve reasürans şirketleri topladıkları kaynaklarla çeşitli kamu borçlanma kağıtları, özel sektör tahvilleri, hisse senedi ve çeşitli sabit değerler almaktadırlar. Bu şekilde de sisteme giren para mali sisteme akmaktadır. Dolayısıyla ülkedeki ekonomik döngü içerisinde önemli işlevler görmekte ve ekonomideki likidite konusunda ciddi bir işlev görmektedir. Sigortanın ulusal ekonomiye kaynak sağlama işlevinin yanında uluslararası ticaretin de canlanmasına katkı sağladığı görülmektedir. Özellikle nakliye hizmetlerinin sigorta sistemine dâhil edilmesi sonucu taşımacılığın riskleri garanti altına alınmakta ve bu da ticaretin canlanmasına yardım etmektedir. Sigortacılık sektörü, ekonomik dalgalanmalardan önemli ölçülerde etkilenmektedir. 2008 yılında baş gösteren ekonomik kriz, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de sektörün hasar görmesine neden olmuştur. Gerek dünyada gerekse Türkiye’de sektörün prim üretimi düşmüş ve devam eden birkaç yıldaki artışlar da enflasyon oranlarının altında kalmıştır.

Sigorta sisteminin ekonomiyle olan sıkı bağlarını görmek için ekonomik kriz sırasında meydana gelen ekonomik değişimlerin sektör firmalarına ne şekilde yansıdığına bakmak yeterlidir. Örneğin 2008 Ekonomik Krizi sırasında portföyündeki menkul değerlerin kıymeti önemli bir düşüş yaşayan sigorta şirketleri de krize girmiştir. Ekonominin geneli ile sektör iç içedir ve ekonomide meydana gelen sistemik bir dalgalanma sektörde de benzer etkilere yol açmaktadır. Türkiye ekonomisi ve Türkiye’deki sigorta sektörü arasındaki ilişkileri inceleyen bir çalışmanın ortaya koyduğu bulgulara göre kriz sonrası dönemde ortaya çıkan durgunlukla birlikte sigorta sektörü de zor bir döneme girmektedir. Durgunlukla birlikte şirketlerin portföyündeki menkul ve gayrı menkullerin değerleri düşmekte bunun sonucunda da şirketlerin aktifleri azalmaktadır. Ayrıca şirketlerin prim tahsilâtları düşmekte ve karlılık azalmaktadır. 2008 Krizi’nde sarsılmış olan sektörde daha sonraki yıllarda başlayan ekonomik toparlanmaya bağlı olarak sektörün prim üretimi artmış, krizde önemli yaralar almış olan sektör birkaç yıl içerisinde önemli ölçüde toparlanmıştır. 2010 ve 2011 yıllarında sektörün direkt prim üretimleri nominal olarak ’in üzerinde artmış reel artış ise ’in üzerinde gerçekleşmiştir. Türk sigorta sektörünün 2016 yılında ürettiği toplam primlerin artış hızı bir önceki yıla göre ),5 civarında artış ile yaklaşık 40,2 Milyon TL’lik artış göstermiştir.

Sağlıcakla kalın efendim.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık