• 20 Nisan 2017, Perşembe 14:25
ServetYAZICI

Servet YAZICI

Tekafül (Katılım) Sigortası

Küresel rekabette yer alabilmek için kaçınılmaz olarak yatırım yapmak gerekmektedir. Dini prensiplere ilişkin herhangi bir kaygısı olmayan yatırımcı için, ekonomi dünyasında yatırımlarını finanse etmenin onlarca farklı yolu vardır. Ancak dini prensipler konusunda titiz kişilerin özellikle faiz kaygısından dolayı seçenekleri oldukça kısıtlıdır.

Temelde her üç semavi din de faizi kesin bir şekilde yasaklamıştır. Ancak özellikle Ortaçağ’da deniz ticaretinin yaygınlaşmasıyla birlikte vadeye dayalı işlemler gibi birçok ticari usul, tarihsel süreç içerisinde gerek Musevilikte gerekse İsevilikte faiz yasağının çeşitli şekillerde aşılmasına yol açmıştır. Fakat İslam uleması, faiz konusundaki tutumunu değiştirmemiş ve faiz ilk günkü yasaklı konumunu korumaya devam etmiştir. Buna karşın son birkaç yüz yıl içerisinde dünya ekonomi ve ticaretinin neredeyse tamamen faize dayalı bir ekonomik sisteme dönüşmüş olması, dini hassasiyeti olan Müslümanların seçeneklerini daraltmakta ve büyük ölçüde çözümsüz bırakmaktadır.

İslam toplumlarında 19. Yüzyıla kadar zekât, vakıf, Beyt-ül Mal, lonca gibi müesseselerin etkin sistemsel çalışmaları sayesinde sigorta ve sigortacılık gelişmemiş ve bu alanda bir ihtiyaca gerek duyulmamıştır. Ancak 20. yüzyılın başlarından itibaren bu müesseselerin işlevlerini yitirmesiyle beraber sigortanın temin ettiği güven ortamına ihtiyaç ortaya çıkmıştır. Bu yönde çalışmalar 1960’lardan itibaren hızlanmış ve İslam dünyasında sigorta konusunda uygun ve makul çıkış yollarına ilişkin arayışlar başlamıştır.

Tekafül, kelime olarak Arapçadaki “KFL” mastarından gelen bir kelimedir. Kefil, kefalet, tekeffül, tekafül gibi kelimelerin hepsi aynı köke intisap eder ve birisine bir işten dolayı kefil olmak, o işle ilgili sorumluluğu üstlenmek anlamına gelmektedir.

Ancak hemen belirtmek gerekir ki tekafül sigortacılığındaki kefalet, tek taraflı bir kefaleti değil, sisteme dâhil olanların karşılıklı kefaletini ifade etmektedir. Kelime kökü olarak kefalet, bir kişinin bir başkasına tek taraflı olarak kefil olmasını ifade etse de bu özel sistem, temelinde bir dayanışma ve karşılılık niteliğine sahiptir ve bu yüzden kefalet karşılıklıdır. Bu bakımdan tartışmanın tamamında tekafül sistemindeki kefaletin anlamı açısından bu ayrıntının gözden uzak tutulmaması gerekmektedir.

Tekafül sigortası yeni bir kavram olduğu için bu konuda fıkhi bir tartışma henüz yoktur. Ancak tekafül sigortasında faiz ve garar* meselesine kısaca değinmek yerinde olacaktır. Faiz, mal alım satımında ve borç ilişkisinde var olan bir durumdur. Tekafülde katılımcılar yatırdıkları bedelleri bir borç olarak vermemektedirler. Bu akit karşılığında daha fazla bir gelir elde edileceğine dair bir şart da yoktur. Katılımcının malı zarar görmediğinde ödediğinden fazlasını alması gibi bir durum da söz konusu değildir. Sigortalının ödediği primden fazla tazminat alması da bir faiz değildir. Çünkü burada aldığı tazminat, ödediği prime bağlı bir karşılık olmayıp diğerlerinin yardımlaşma akdi çerçevesinde yaptığı yardımdır. Kefalet akdinde ise garar meselesini şu şekilde değerlendirmek mümkündür: Her ne kadar riskin kendisi bir garar ise de yapılan akit riskin gerçekleşip gerçekleşmemesi üzerine değildir. Yapılan akit, ortaya çıkacak zararın paylaşılması üzerinedir. Bu bakımdan akit içinde bir garar var gibi görünse de, garar bu akdin asli unsuru değildir. Ayrıca garar yasağı bir haksız kazancın önüne geçmek içindir.

Klasik sistemde sigortacı anonim şirket iken tekafül sisteminde sigortacı sisteme katılan herkestir. Çünkü burada her sigortalı aynı zamanda sigortacıdır. Tekafül sigortacılığını klasik sigortacılıktan ayıran en önemli husus, risk ve karın paylaşılmasıdır.

Geleneksel sigortacılıkta fonlar piyasada ayrım yapmaksızın çeşitli yatırım araçlarında değerlendirilirken tekafül sigortasında bu konuda seçicilik vardır. Sistemin özünde İslami kaygılar olduğu için toplanan fonlar İslami kurallara uygun yatırım araçlarında değerlendirilir.

Uygulama çeşitliliği ve yaygınlığı bakımından her ne kadar Körfez Ülkeleri’nin adı öne çıkartılsa da dünyada ilk tekafül şirketi 1979 yılında Sudan’da kurulmuştur. Sistemi modern anlamda ilk uygulayan ülkelerden birisi olan Malezya yasalarında, kardeşlik ve yardımlaşma esaslı, bir zarar meydana geldiğinde dayanışma ruhu ile karşılıklı mali yardım ve desteğin sağlandığı bir sistem olarak ifade edilmiştir.

Tekafül sigortacılığında henüz farklı bir üründen ya da pazarlama yönteminden bahsetmek mümkün değildir. Fakat çeşitli ülkelerdeki örnekler incelendiğinde tekafül sigortacılığında gelişmiş sayılabilecek bir ürün yelpazesinin olduğunu söylemek mümkündür. Bu bağlamda ilerleyen yıllarda Türkiye’de de modelin başarıyla uygulandığı ülkelerden elde edilecek bilgilerden hareketle tekafül sisteminin hızla gelişeceğini ve geniş bir ürün yelpazesine kavuşacağını söylemek mümkündür.

Tekafül sigortasının çeşitli uygulamaları günümüzde Müslüman olmayan tüketicilerin de bu ürünlere yönelmesine yol açabilmektedir. Çeşitli ülkelerdeki uygulamalar buna işaret etmektedir. Bu bilgiler ışığında yazımızı tamamlayıp daha detaylı bilgileri başka bir yazıya bırakalım.

Sağlıcakla kalın efendim.

*

Garar: Haksız kazanca yol açacak ölçüde akdin kapalılık taşıması

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık