• 08 Aralık 2017, Cuma 9:29
SevdaTÜRKÜSEV

Sevda TÜRKÜSEV

“İslam Birliği” Neden Önemli Şimdi Anladınız mı!

1969 yılında İsrail askerleri Mescid-i Aksa’da büyük bir yangına sebep olduklarında dönemin İsrail Başbakanı “O gece sabaha kadar korkudan uyuyamadım. Zannediyordum ki, Müslümanlar dört bir taraftan İsrail’e girecekler. Lakin sabah oldu ve korkulan olmadı. İşte o zaman idrak ettim ki; Biz dilediğimizi yapabiliriz, zira bu ümmet uyuyan bir ümmettir.

İşte bütün mesele bu bayanlar baylar!

Müslüman düşmanlığının ve Müslümanlara ve kutsallarına yapılan tüm saldırılarda sadece saldırıları değil bu saldırılara geçit veren birlik olmayan Müslümanlara da bir dönüp bakmak lazım...

Kudüs’e gidenler oraları daha bir anlar ve bu işin sadece yazarak çizerek değil gerçekten bir şeyler yaparak çözülebileceğini anlarlar.

Geçen Şubat ayında Kudüs’e gittiğimde çok üzülmüştüm, kendi mabedimize kendi kutsalımıza İsrail askerlerinin kontrolünde girebiliyorduk.

Orada yaşayan Müslümanlar büyük zulüm içindeler, gözümüzün önünde bir kadını vurdular.

Kendi mabedimizin etrafı İsrail polisleri ile sarılı ve yoldan geçen bir Müslüman Filistinli’yi sorgusuz sualsiz çekip arayabildikleri gibi hapse de atabiliyorlar.

Hatta Türk kafilelerini görünce özellikle gövde gösterisi yapmak için bunları yapıyorlar.

Türklere dokunmuyorlar ama Filistin’in tek umudu olan Türkiye’den gelenlere “biz buralara hakimiz” gösterisi yapıyorlar.

Amerika başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması dünyanın Müslümanlar üzerinde yaptığı operasyonun bir parçasıdır.

Onların her şeyi planlıdır...

Osmanlının Kudüs’ü fethi: 30 Aralık 1517...

Son Osmanlı askerinin Kudüs’ten çekilme tarihi: 9 Aralık 1917...

ABD’nin gayri meşru bir şekilde Kudüs’ü başkent olarak tanıma tarihi: 6 Aralık 2017...

Ortadoğu'da kaynayan kazan her zaman bu işgalci faşist zihniyetlerin işine gelir. Türkiye’nin Müslüman bir ülke olarak İslam dünyasını toparlayıcı gücünden korkuyorlar.

Türkiye’nin güçlenmesi demek Müslümanların birleşmesi demek ve bu da batının ve İslam düşmanlarının hiç istemediği bir şey.

“KUDÜS” ilk kıblemiz ve insanlığın ortak mirasıdır...

Akif’in dediği gibi “değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli”...

Gavur mabedime dil uzatmış, el uzatmış, Müslümanların çatlak sesiyle bu iş olmaz.

Recep Tayyip Erdoğan gibi masaya yumruğu vurmak, taviz vermemek lazım!

ABD başkanı Trump bu kararı kendi kendine almamıştır herhalde ya da bunu tek başına yaptığını düşünecek kadar aptal olmamalıyız.

Müslümanlar üzerine oynanan bu oyunda sadece görevini yapıyor. O bu kararını açıklar sözüm ona İngilizler ve diğerleri tepki verir itiraz ederler.

Hepsi hikaye!

1969 yılında Kudüs’ü kim yaktıysa bu gün olanların içinde hepsi var.

Tabii bu Kudüs’ü başkent olarak tanıma konusuna aynı 1969 yılında Mescid-i Aksa’yı yakmaları gibi bakmalıyız.

O gün Müslümanlar dört bir yandan İsrail’e tepki vermiş ve sesini duyurmuş hatta askeri ya da sivilleri ile girmiş olsaydı bugün bunları yaşamıyor oldurduk.

Ve ileride daha kötülerini yaşamamak için bugün Kudüs’e sahip çıkmalıyız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi “Kudüs kırmızı çizgimizdir”...

Evet öyledir ama bu sefer bu kırmızı çizginin kalıcı bir kırmızı çizgi olarak kalmasını tüm dünya Müslümanları sağlamalıdır.

Yoksa! Başımıza örecekleri çoraplarla baş etmemiz hiçte kolay olmaz.

Ve tabii en kötüsü şu ortamda Kudüs’e sahip çıkıyormuş gibi gözüküp halen siyaset yapmaya çalışanları görüyor olmamız.

Can Dündar, Trump’u kastederek “Oy destekli bir çılgının dünyayı yakabileceği yeni bir örnek izliyoruz. Kudüs'e sahip çıkmak vicdanın gereğidir” paylaşımını yaptı.

Sanki Kudüs çok umurunda, Alman vatandaşı olmuş adını değiştirmiş her seferinde dindar insanlara saldıran bir kişinin Kudüs'ü sahiplenmesine ya da pardon “sahipleniyormuş” gibi davranmasına da inanacak değiliz.

Amaç yine siyaseten saldırı...

Evet; içerden dışarıdan tüm dünya Müslümanları yok etmek için çabalarken artık Müslümanlar da gerçekten yumruğunu masaya vurmalı...

Bugün bunları yaşarken “İslam Birliği”nin neden bu kadar önemli olduğunu umarım bazıları anlamıştır.

Zira Hristiyanların kurduğu birliklerin karşısında bir İslam Birliği kurulmuş olsaydı bugün her şey çok daha farklı olurdu.

Bu birlikten korkanlara konuyu irticaya ya da yobazlığa bağlayanlara ise şunu demek isterim: Dini İslam olanların kuracağı bir birlik sizi korkutmasın. Zira herkes istediği hayatı yaşayarak, dindar veya değil fakat bir güç birliği yapar...

Ne Birleşmiş Milletler ne de Avrupa Birliği, Müslümanları ayakta tutacak tek şey kendi aralarında kuracakları bir birliktir.

Evet Kudüs yalnız değildir ve hiçbir zaman yalnız kalmayacak.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık