• 10 Temmuz 2017, Pazartesi 10:52
SevdaTÜRKÜSEV

Sevda TÜRKÜSEV

Kiminle Yürüdüğünü Söyle, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim

Nihayet Kılıçdaroğlu’nun sözde adalet yürüyüşü sona erdi ve tarihinde ilk defa İstanbul’da bu kadar kalabalık toplayabildi desek yanlış olmaz. Türkiye genelinden hemen 40 ilden gelenlerle bu kalabalığa ulaşmak CHP için önemli iken millet için çokta önemli bir durum değil. 24 gün propaganda yaparak 450 km yürüyerek bu kalabalığı da nerdeyse 40 ilden destek alarak toplamak kadar doğal bir şey yok.

Tabii, bu millet 2 saat içinde İstanbul’da milyonları sokağa döken bir Recep Tayyip Erdoğan’dan ve Ak Parti’den sonra 25 günlük ve uluslararası bir çalışmanın topladığı kalabalığı kıyaslayacak kapasitedir.

Fakat CHP için ciddi bir kalabalık, bırakalım mutlu olsunlar...

Sayın Kılıçdaroğlu tarihi konuşmasını yaparken aklıma Gezi'de Ankara’ya giden Gezi platformunun okuduğu bildiri geldi...

“Üçüncü köprünün yapımının durmasından” başlayıp ülke adına faydalı ne varsa iptalini sıralamışlardı...

Kılıçdaroğlu’da okuduğu 10 maddede öncelikle OHAL’in kalkmasını istiyor.

Hayır, ülkede darbe girişimi olmuş ve bu OHAL sizi neden rahatsız ediyor?

KHK kararları, FETÖ ve diğer terör örgütlerinin kabusuyken siz bundan neden rahatsızsınız?

Dokunulmazlıklar kalksın diyenlerdensiniz de “cezaevindeki vekiller hemen çıksın” nasıl diyebiliyorsunuz!

FETÖ ve terör örgütlerinin propagandasını yapan devletin sırrını ifşa eden gazeteciler için tahliye istemek neyin nesi!

HDP’li Demirtaş ve vekilleri aleni “biz sırtımızı PKK/PYD ‘ye dayadık" diyerek, Kürt vatandaşları sokağa döküp onlarca kişinin ölmesine sebep olmadı mı? Adalet yürüyüşünde bunlarla boy gösterip millete adalet dersi mi verdiklerini sanıyorlar acaba!

15 Temmuz şehitlerinden ve gazilerinden hangi yüzle söz edebildi Sayın Kılıçdaroğlu, o gece milleti ateşin içinde bırakıp belediye başkanının evine kaçan kendisiyken şehit ve gazileri ağzına almasına mı inanacak bu millet!

Konuşmasında istediği on madde de tamamen bu ülkenin çıkarlarına ters, dışa güdümlü bir zihniyetin ürünü olarak karşımızdaydı.

Kısaca;

FETÖ’cüleri serbest bırakın...

Dışa bağımlı bir siyaset yapın yani, batıya esir olun...

Sokaklarda hakkınızı arayın yani, milleti sokaklara çağırarak kamusal düzeni bozmaya teşvik...

Milletin iradesiyle seçilmiş Cumhurbaşkanı’na karşı insanları kışkırtmak ve devlete isyana teşvik...

“Laiklik elden gidiyor” güzellemesi...

Başörtüsü yasaklarında başrolde olan kadınlara adeta zulüm yapan Alemdaroğlu ile kol kola yürüyerek tesettürlü kadınlara “korkmayın hayat tarzınıza müdahale olmayacak” diyecek kadar milleti hafife almasına mı kanacak bu millet. Madem böyleydi de neden başörtü serbestliği yasası çıkarken ortalığı birbirine kattınız “Laiklik elden gidiyor” diye avaz avaz bağırdınız!

Hepsi hikaye...

Ve resmen Anayasa’yı gayrı meşru ilan edercesine bir konuşma yaptı...

Ve Kılıçdaroğlu'nun bildirisi için Karayılan’dan yani PKK’dan “Kılıçdaroğlu doğru tespitler yapıyor” açıklaması geliyor...

Ülkede darbe olmuş OHAL’den rahatsız olmak neyin nesi!

Çıkan sonuç şu: CHP, FETÖ ile mücadelede neden bu kadar rahatsız oluyor acaba? Fransa’daki OHAL’e laf etmeyen CHP neden kendi ülkesinde 249 kişinin şehit olmasından sonraki OHAL’den rahatsız!

CHP, PKK’nın sözcüleri ile aynı dili neden kullanıyor?

 

24 gündür taa Ankara’dan İstanbul’a bunun için mi yürüdünüz!

Ne demiştik: bu yürüyüş Gezi'den daha ciddi bir kalkışma zemini hazırlığı...

Gezi’de, Gezi platformunun açıklamasını o gün kimler organize etmişlerse bugün de Kılıçdaroğlu’nun bu 10 maddelik bildirisini aynı kişiler organize etmiş olmalılar çünkü tarz, dil, üslup ve istekler aynı...

Fakat tabii ki daha iyi organize edilmiş orası bir gerçek. Üst akıl dediğimiz dış düşmanlar Gezi’de milletin direnç göstereceğini hesaba katmamışlardı, işleri çok kolay olacak zannettikleri için Gezi platformu safsatası ellerinde patlamıştı. 15 Temmuz darbe girişiminde de aynı hataya düştüler ve milletin ülkesine ve özgürlüklerine sahip çıkacağını hesaba katmadılar. Bu yürüyüş daha iyi organize oldukları bir girişim. Fakat bu yürüyüşte de istediklerini almadılar.

Kaos, çatışma, iç savaş hayalleri yine suya düştü, hatta bunlar olmayınca bu sefer de “kimsenin burnu kanamasın” mesajları ile güya millete sevimli gözükmeye çalıştılar.

15 Temmuz’un yıldönümü gelirken böyle bir yürüyüşe kalkışmak gerçek manada 15 Temmuz ruhuna gölge düşürmek çabasıydı sanırım ama olmadı...

Millet yine inanmadı ve müsaade etmedi...

Millet yollarda yürüyerek hizmet edilmeyeceğini yollar, köprüler, barajlar yapılarak inandırıcı olunduğunu biliyor artık...

Millet terör ve destekçileri nedir, kimdir ne işe yararlar çok iyi farkında ve “Yürüyüşüne kim destek verdi söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” diyecek kadar bilinçli...

Deniz Baykal’ın kaset ile indirilmesinden sonra kullanıma müsait Kılıçdaroğlu’ndan bir lider çıkarmak için ellerinden geleni yapıyorlar fakat olmuyor olmuyor olmuyor...

Millet inanmıyor, fakat kendileri inanıyorsa o halde 2019 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı yapsınlar...

Şahsen ben destekliyorum...

Madem 450 kilometre yol yürüyerek lider olunuyor o halde buyursunlar meydan onların...

“Maltepe’de tarih yazıyoruz” demekle tarih yazılmaz, evet tarihe yazılırsınız fakat milletin karşısında duran kim varsa onlarla hareket ederek ancak “TARİH OLUNUR” ...

Ha! Tabii bir de tarihe nasıl yazıldığınız önemli...

“Tarih mi olunur Tarih mi yazılır” ona millet karar verir aynı Çanakkale de, Kurtuluş savaşında ve 15 Temmuz da olduğu gibi...

Peki şimdi ne olacak?

Bunlar asla vazgeçmeyecekler fakat millette demokrasi ve özgürlükleri için asla vazgeçmeyecek.

Ayrıca hatırlatmak isterim: 24 gün terör örgütü marşlarıyla ve onlarla kol kola yürüyüp İstanbul’a mehter marşıyla girerek milletin aklı ve vicdanıyla dalga geçtiklerinin de bu millet farkında...

Zaten Mehterin ruhunu anlamış olsalar 15 Temmuz demokrasi nöbetlerinde baş rollerde olurlardı.

Milletinin yanında yürüyen “LİDER” olur, iktidar olur!

Milletini karşısına alanlar da sadece yürüdükleriyle kalırlar...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık