• 09 Kasım 2016, Çarşamba 9:40
SonerKARTAL

Soner KARTAL

Cepteki Paraya Göre

Soğuk kış günleri hüzün getirir bana. Ne zaman yaz bitse, bir şeylere veda etmenin, ayrılığın mevsimi geldi diye içimi bir huzursuzluk kaplıyor. Yaprakların birer birer sararması, her birinin sağa sola savrulmasıdır beni kahreden. İnanın dostlar, dalından ayrı düşen yaprakların hüznü içerisindeyim. Kopan bir fırtınanın önünde bir oyana bir bu yana savrulan yapraklar gibiyim. Şiddetli rüzgârın esiri olmuş sahilleri döven dalgalar gibiyim. Rakibine acımasızca tekme tokat girdiğinde rakip takımın keyif alan taraftarı gibiyim.

Dostlar, kardeşler, analar, babalar gördükçe, duydukça, şahit oldukça kahroluyorum.Ne yapmalı, ne etmeli, nerelere gitmeli bilmiyorum. Rezillik, kepazelik bile güce göre isimlendirilmiş.Fakir kız peşinde koşarsa sapık, zengin koşarsa playboy.Fakir yaparsa fuhuş, zengin yaparsa seviyeli birliktelik.Fakir toplanırsa çete, zengin toplanırsa toplantı. Fakir çalarsa hırsızlık, zengin çalarsa yolsuzluk oluyor. Öyleyse kavramların bile cepteki paraya göre değiştiği bir Dünya'da neyin adaletini arıyoruz..!

Eğer ahlak polisleri şok baskınlar yapacaksa, otel otel, mahalle mahalle, dolaşmasın gerek yok bence. Adres belli. Televizyonlarda büyük bir çoğunluğumuzun keyifle izlediği magazin programları ve yazılı basının magazin sayfaları. Aaaa! Tüh yahu. Parmaklarımı eşşşek arısı soksun, bir anlık gafletimi mazur görün ne olur. Onların dokunulmazlıkları vardı değil mi? Ceplerinde paraları, sırtlarında dayıları.Eğer adem oğlunun edebi yoksa adem değildir. İnsan ile hayvan arasındaki fark edeptir. Eh bu ayrımda yerle yeksan olduğuna göre varın farkımız kaldı mıkalmadı mı siz karar verin. Hala farkındalıklarını koruyanları her zamanki gibi tenzih ediyorum.

“Geçti o günler, geçiyor o günler” diyebilmeyi çok isterdim. Fakat ne geçti, ne geçiyor, ne de geçecek gibi. Her geçen gün ar denen damarlar da biriken gaz depreme dönüştüğünden namus, ahlak denilen değerlerimizi tarumar ediyor. Bu ahlaksızlığın zengini fakiri, ayrısı gayrısı yok kardeşim. Yeter artık gözümüzün önünde her gün yaşanan bu ahlaksızlıklar toplumda ne ar bıraktı nede namus. Sonbahar yaprakları gibi sürekli nereye savrulduğu belli olmayan genç nesil, bu namertleri örnek alarak yiyor, içiyor, giyiyor, eğleniyor ve yanlış yollara sapıyor.Çocuklarınıza zengin olmayı değil mutlu olmayı öğretin! Böylece hayatları boyunca sahip oldukları şeylerin fiyatını değil kıymetini bilirler diye diye dilimizde tüy bitti.“Yahu amma da abarttın” demeyin gidişat kötü ve daha da kötü olacak. Bu benim şahsi düşüncem. Herkesin geniş, engin ve derin görüşüne de tabii ki saygı duyuyorum.

Zira kendisi gibi düşünmeyeni sevmeyen bir toplumuz.  Herkesin aynı düşüncede olmasını beklemiyorum. Milyonda bir gerçek bile, birazcık maddi, manevi çıkarımıza dokunursa bizden kötüsü olmuyor. Ayrıca benimle aynı düşüncede olmak zorunda değil ki. Ben de onunla aynı şeyi düşünmek zorunda değilim’  diyecek çok az kişi var. Hep dediğim dedik, çaldığım düdük…   

 Ülkemiz, gerçekleri yazmayan ve yazmaktan da itinayla kaçan gazeteci yığınına döndü. Maşallah gazetecilerin çoğu torbacı olmuş. Nerede bir çıkarı var ise, kalemini o yöne göre oynatıyor. Halkı aydınlatmak, doğruları yazmak-söylemek onlar da neyin nesi…İyi güzel de doğruları halkla  paylaşmayacaksan, hep yalaka olacak, çıkarını kovalayacaksan  neden gazeteci oldun ki… Git yalaka ol. İnan çok daha fazla para kazanırsın. “Gezdim Halep ile Şam’ı, Eyledim ilmi talep, Meğer ilim bir hiç imiş, İllâ edep illâ edep.”  (Yunus EMRE


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık