• 04 Nisan 2016, Pazartesi 11:48
UğurÇELİK

Uğur ÇELİK

Almanya ve Amerika’nın İslamcılığı

Son birkaç yıldır devletin iç siyasetinde yer eden paralel yapı ve cemaat meselesinin küresel boyutunu analiz etmeden olayın anlaşılabilmesi çok güç.

İlk olarak tarihi bir gezintiye çıkalım. Osmanlının son dönemleri, tahtta Sultan Abdülhamit var; imparatorluk içerisinde devletin nasıl bir kimlik benimsemesi gerektiğine dair konuları tartışılırken, Almanya’da Türklere vizyon çizen iki fikir ortaya çıkıyordu. Bunlardan birincisi; Turancılık diğeri İslamcılık idi.

Abdülhamit dönemi İslamcılık politikasının kabulü üzerine şekillendi. Tabi bu noktada sadece Almanlar istedi diye değil, bize en uygun politika olduğu için İslamcılık seçildi. Almanların bu projeyi desteklemesinin sebebi Kafkaslarda Ruslara, Orta Asya, Uzak Doğu’da ve Ortadoğu’da İngilizlere karşı bu politikanın etkili olması idi. Abdülhamit Halife unvanı ile İngilizlerin, Osmanlının cihat çağrısı yapacağı endişesine kapılmalarını sağlayarak engellemeyi düşünüyordu. Nitekim bu düşünce etkili de oldu.

Yüzyıl sonra; 11 Eylül sonrasında ABD, Ortadoğu’nun Batı sistemine girmesi için bir politika arayışına girdi. Bunu direk kendisinin yapması zor olacağından bölgede bir ülkenin yapmasını tercih etti ve Türkiye’ye bu görevi teslim etti. Türkiye’nin BOP eş başkanlığı da buradan geliyordu.

ABD’nin politikasında Alman politikalarına benzer izler görmek mümkündü. Çünkü o da İslamcılık üzerinden bu olayın gerçekleşeceğini düşünüyordu ve Ilımlı İslam kavramı böyle bir ortamda çıktı.

İşte tam bu noktada cemaat göreve çağrıldı. Bunun sebebi Türkiye’nin devlet olarak giremediği noktalarda, sivil toplum hareketi olarak cemaatin kullanılabilmesiydi. Çünkü devletlerin diğer devlet içerisinde faaliyeti şüpheyle karşılanabilecekken, cemaatin okullar, ticaret ve sivil toplum aracılığıyla bu işi yürütmesi daha kolaydı.

Ancak Arap Baharı ve sonrası süreçte özellikle Mısır’da ılımlı İslam’ı temsil eden Müslüman Kardeşlerin politikaları Batı açısından pek hoş karşılanmadı. Bu da ılımlı İslam fikrinin şimdilik ortadan kalkmasına ve demokrasi yerine batı yanlısı gerekirse ılımlı olmayan yapılarla ilişkinin devam etmesine sebep oldu. AK Parti’nin son dönemde dış politikada Sünnileşmesini de Gülen Cemaati’nin temsil ettiği anlayışın sistemin dışına itilmesini bir de bu bağlamda değerlendirmek gerekir.

Görüldüğü gibi, oldukça bizden olan bir kavram, İslamcılığın bile ardından neler çıkabiliyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık