• 25 Ocak 2016, Pazartesi 13:42
UğurÇELİK

Uğur ÇELİK

Dağdaki Çoban’ın Oyu Benim Oyumdan Üstündür...

Türkiye’nin üzerinde bulunduğu Anadolu topraklarının her bir karesinde siyasete dair bir şeyler duymak mümkün. Bu kadar siyaset ile iç içe olan bir toplumun seçimlerde verdiği mesajların da iyi okunması gerekmektedir. Türkiye 1 Kasım’da seçime gidiyor; sonuç her ne olursa olsun her bireyin demokratik bir duruş sergilemesi ve kendisi ile aynı siyasi görüşe sahip olmayanlara saygı duyması gerekir. Siyasi tarihimize baktığımızda bu konuda çok başarılı olduğumuz maalesef söylenemez. Seçim sonuçlarına bakarak bireylerin kendilerini diğer insanlardan üstün görme alışkanlığına kapılması büyük bir hatadır. Dağdaki çoban tabiri, göbeğini kaşıyan adam, %60’ı aptal millet gibi tanımlamalar demokrasi anlayışının tam olarak benimsenmediğini göstermektedir.

 

Küçümsenen ve değersiz görülen "Dağdaki Çoban"ın kanaatleri tarihsel süreç içerisinde nasıl bir yol takip etmiştir?

 

Yıl 1929: Dünyada; en büyük ekonomik krizlerden bir tanesi yaşanıyor. Türkiye’de bu krizden ciddi oranda etkilenmekte. Atatürk bu krizin aşılması konusunda dönemin tek partisi Cumhuriyet Halk Fırkası’nı yetersiz bulmuş ve ekonomi alanında daha serbest fikirlere sahip bir oluşumun kurulmasına öncülük etmiştir. 1930 yılının Ağustos ayında Fethi Okyar’ın başkanlığında kurulan yeni parti Serbest Cumhuriyet Fırkası İzmir’de yaptığı mitingde ciddi destek görünce CHF milletvekillerini endişelenmiştir. Bu olayın ardından parti üç aylık bir sürenin ardından kendisini feshetmek zorunda kalmış ve Türkiye tek parti idaresine geri dönmüştür. Ekonomik ve siyasal sıkıntıların son derece arttığı bu dönemde Dağdaki Çoban’ın SBF’ yi desteklemesi ekonomik ve siyasal rahatlamanın gerçekleşmesi adına ilk doğru kararı idi.

 

Yıl 1950: 27 yıl süren CHP iktidarı  son buldu.  II. Dünya Savaşı’nın etkilerinin henüz atlatılmaya başlandığı, ülkenin ekonomik manada ciddi sıkıntılar yaşadığı, laiklik uygulamasının son derece katı bir şekilde uygulandığı yıllar. Böyle sıkıntılı bir dönemde Dağdaki Çoban yine doğru kararı vermiş ve Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti’yi iktidara taşımıştır. Bu hareket ile siyasal hayatta CHP’nin kendisini yenilemesinin de önü açılırken ülke büyük bir gelişim göstermiştir.

Yıl 1977: Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Ecevit liderliğindeki CHP %41.4 gibi bir oyla birinci parti oluyor. Dağdaki Çoban’ın verdiği oy ile sol şu ana kadarki en yüksek oyunu alıyor. Bu olay Çoban’ın sağ-sol gibi kısır tartışmalardan ziyade ülkesi adına karar aldığını gösteriyor.

 

Yıl 1980: Ülkedeki sağ-sol çatışmasının bir anda asker tarafından sonlandırıldığı yıl. Kuşkusuz darbeler ülkeyi siyasi ve ekonomik açıdan yıllarca geriye götürür. Ancak darbe gerçekleştikten sonra halkın tutumunun iyi incelenmesi gerekir.  1982 yılında darbeciler anayasa referandumunu halka sundu. Bu referandumda %92 gibi bir oranla evet çıktı. Aziz Nesin’in “Bu ülkenin %60’ı Aptal’dır” sözünün kaynağı da bu referandumdur. Ancak şunu görmek lazım Dağdaki Çoban aptal ya da darbeci olduğu için değil, her gün insanların ölümüne şahit olmamak için darbe anayasasına evet demiştir. Askere bu süreçte verilen zoraki desteğin bir diğer gerekçesi ise siyasal partilerin uzlaşma ihtimalini ortadan kaldırmış olmaları ve toplumu bölmüş olmaları idi. 

 

Yıl 1983: Türkiye askeri rejimden kurtulma imkânı bulmuş ve bünyesinde farklı siyasal unsurların bulunduğunu söyleyen ve farklı düşüncelere saygı duyan bir siyasal parti ile tanışmıştı: Anavatan Partisi. Dağdaki Çoban Anavatan’a verdiği destekle ülkeyi canlandırmış ve ciddi bir kalkınma hızı yakalanmasına imkân tanımıştır. Ancak Çobanımızın Özal’a olan bu desteği sınırsız değildi. Özal döneminde darbe öncesi siyasetçiler Türkeş, Ecevit, Demirel ve Erbakan siyasal yasaklı idiler. Çobanımız Özal’a karşı çıkarak eski siyasetçilerin yasaklarının kaldırılması konusunda da doğru kararı vermiştir.

İşte tüm yukarıdaki süreçlerde görüldüğü gibi 2002 yılında AK Parti’nin iktidara gelişini de Çobanın doğru kararlarından biri olarak değerlendirmek gerekir. 90’lı yıllar boyunca Türkiye ekonomik krizler, terör olayları ve sözde iltica tehditleri ile uğraşmaktaydı.  AK Parti’nin gelişi ile tüm bu konularda önemli adımlar atıldı. Nitekim Çobanımızın bir sonraki seçimde AK Parti oylarını yükseltmesi de bu yüzdendir. Ancak son dönemde AK Parti oylarındaki düşüş sorgulanması gereken bir olaydır. Çobanımız desteğini çekiyorsa vardır bir hikmeti.  

 

Yıl 2015: Türkiye siyasal manada kutuplaşmış, birbirini dinlemeyen, karşısındakinin siyasal görüşüne saygı duymayan insanların yaşadığı bir ülke haline gelmiş durumda. Artık “Ne söylendiğinin önemi kalmamış, Kimin söylediği ile ilgilenir hale gelmişiz.” Tam bu noktada Çoban Çözümü sunuyor: “Koalisyon kurun ve aranızdaki buzları kırın.” Ancak Türkiye bir diğer seçeneği seçip tekrar seçim yoluna gidiyor.  

 

Sonuç her ne olursa olsun 1 Kasım sonrasında Türkiye, Çobanın verdiği oyu iyi okumalı ve devlet politikalarında hayata geçirmelidir. Çünkü Dağdaki Çoban bu ülkenin ortak aklıdır.

Son söz olarak Adnan Menderes’in sözünü 1 Kasım için uyarlayacak olursak:

 “Şimdi Söz Çoban’ındır.”


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık