• 25 Ocak 2016, Pazartesi 13:42
UğurÇELİK

Uğur ÇELİK

“Mesele terör değil sen hala anlamadın mı?”

1700–1800 yılları arasında İngiltere-Rusya- Fransa-Prusya

 

1800–1900 yılları arasında İngiltere-Fransa-Rusya- Almanya ve ABD

 

1900–1950 yılları arasında İngiltere-Rusya-Almanya- ABD

 

1950–1991 yılları arasında ABD-SSCB ( Ruslar) (İki kutuplu yapı)

 

1991 Sonrası: ABD (Tek kutuplu yapı)

 

Günümüzde: Çok Kutuplu Yapı

 

Dünyada güç dengeleri tarihi süreç içerisinde yukarıdaki seyri takip etmiştir. 1991 yılında SSCB’nin çökmesiyle ABD tek süper güç konumuna yükselmiştir. 11 Eylül saldırıları ABD’nin bu konumunu koruması açısından önemlidir.

 

11 Eylül saldırıları ile ABD bir yandan Irak üzerinden Ortadoğu’ya girerken, diğer yandan Afganistan bahanesi ile Orta Asya’da üsler elde etmeye başladı. Böyle bir adım atmasında tek süper güç konumunu sürdürmek ve Rusya ve Çin’i kontrol etmek düşüncesi bulunuyordu.

 

Günümüzde ABD’nin tek süper güç konumu yıkılmış ve dünya birçok devletin uluslararası sistemde söz sahibi olduğu bir yapıya evirilmiştir. ABD mevcut yapıda en güçlü devlet olmakla beraber Rusya-Çin-Almanya gibi devletler yeni sistemde yerlerini inşa ediyorlar.  Bu güç mücadelesinin en somut göstergesi Suriye olmuş gözükmektedir. ABD’nin El-Kaide’si yerini IŞID’e bırakmış ve Suriye üzerinde büyük güçlerin mücadelesine ortam hazırlanmış gözükmekte.       

 

Paris saldırısı (Fransa’nın 11 Eylül’ü) da bu bağlamda ele alınabilir. Birincisi Fransa’nın önümüzdeki dönemde Suriye’de daha etkin pozisyon alacağını söyleyebiliriz. Çünkü mevcut uluslararası sistemde Fransa pozisyonunu belirleme içerisinde. ABD’nin, Çin’in, Almanya’nın, Rusya’nın içerisinde bulunduğu bir güç mücadelesinde Fransa’nın etkin konuma gelmesi gelecek açısından önem arz etmekte.  İkincisi; Fransa’da ve Avrupa’da radikal kanatların siyasal manada yükselişi ve milliyetçiliğin artması önümüzdeki dönemde ortaya çıkabilir. Anti-İslam ekseninde gelişecek bir milliyetçilik anlayışı ulus devlet anlayışının güç kazanmasına sebep olabilir.  Bu durum ise AB’nin geleceğini tehdit edebilir. Ulusçuluk fikri İslam karşıtlığı ile başlasa da diğer milliyetçilikleri ve AB gibi milliyetçilik karşıtı yapılar ile eninde sonunda çatışacaktır. Böyle bir durumda Almanya-Fransa gibi devletlerin politikaları AB politikalarından daha önemli hale gelir. Hali hazırda Almanya’nın AB eksenli düşünce yerine kendi ülkesini merkeze alan bir düşünce yapısını sergilediğini söylemeliyiz. Fransa’daki saldırıların  Fransa politikalarını da Fransa’yı merkeze alacak bir yapıya dönüştürmesi beklenebilir.

Dünya güç sistemi yeniden kuruluyor. Sistem birden çok devletin söz sahibi olduğu bir yapıyı öngörmekte: Suriye-IŞİD eksenli tartışmalar yeni dünya düzeninde hangi ülkenin daha fazla söz sahibi olması bakımından önem arz ediyor. Kısacası;

“Mesele terör değil sen hala anlamadın mı?"


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık